Arama

Mercedes-Benz ve BMW'nin yeni modellerinde ilham 1960’lardan teknoloji bugünden

Premium otomobil marka dünyasının iki devi Mercedes-Benz ve BMW, elektrikli çağında yeni teknoloji hamlelerini yeni tasarım dilleriyle sahaya sürüyor. İlginç olan nokta her iki markanın da yeni ızgara tasarımlarında 1960’lı yıllardaki modellerinden ilham almış olması.

02 Ekim 2025, 08:00

Otomobil dünyasında rekabet çok çetindir. Markalar, satışlarını arttırmak ya da pazardaki yerini korumak için tüketicilerin kalbini ve cebini fethetmeye çalışır. Bunun için de tasarımdan teknolojiye, donanımdan fiyata birçok konuda dikkatli davranmalı, yenilikçi olmalı, fiyat/perfovrmans açısından ödenen paranın karşılığını vermelidir. Hele bir de premium olarak adlandırılan sınıfta bir markaysa çok daha seçici ve zaman zaman da huysuz bir müşteri kitlesini memnun etmek zorundadır. Premium otomobil markası denilince akla ilk gelenlerden ikisi hiç şüphesiz Mercedes-Benz ve BMW. Çok uzun yıllardan beri her segmentte rekabet eden bu iki marka, elektrikli çağda iddialarını arttıracak yeni teknolojilerini ve tasarım dillerini D segmenti SUV modelleriyle tanıttı: Mercedes-Benz GLC ve BMW iX3.

Bazı markalar tasarımlarında geçmişle bağlarını korumak için bazı çizgilerden ya da tasarım elementlerinden vazgeçmez. BMW’nin “Hofmeister kink” olarak bilinen C sütunundaki kıvrımı buna güzel bir örnek. Yine de en önemli tasarım öğelerinin başında ızgara gelir. Bazı markalar için ızgara tasarımı markanın alamet-i farikasıdır. Rolls-Royce, Alfa Romeo gibi Mercedes-Benz ve BMW de ızgara tasarımlarıyla ünlü markalar arasında yer alıyor. Mercedes-Benz’in büyük dörtgen ızgarası bazı modellerde yatay dikdörtgene dönerken BMW, “böbrek” olarak bilinen ızgarasının boyutlarıyla son yıllarda çok oynadı. Halbuki geçmişte her iki marka da istisna modeller hariç her modelde birbirine çok yakın ızgara kullanmayı tercih ediyordu. Sonuçta marka kimliği ızgarayla ifade ediliyordu. Görünen o ki, her iki markanın yöneticileri de aynı fikirde buluşmuş ve geçmişe sıkı sıkıya tutunulmuş.

Rakibinden daha büyük boyutları ve büyük bagajıyla öne çıkan GLC 400 4MATIC, 490 HP’lik gücü ve 4,3 saniyelik 0-100 km/s hızlanmasıyla dikkat çekiyor.

Mercedes-Benz GLC’den başlarsak, 1960’lı yıllardaki modellerin geniş çerçeveli ve ince çizgilerden oluşan, ortasında kocaman bir yıldız bulunan ızgara modernize edilip aydınlatma gibi günümüz teknolojileriyle harmanlanmış. Çok uzaktan bile yeni GLC’nin bir Mercedes-Benz olduğunu anlamak çok kolay. Hatta ön yüz tasarlanırken önce ızgaradan başlanıp sonrasının ızgaraya entegre edildiği bile düşünülebilir. Mercedes-Benz yıldızı formunda olan badem formlu gündüz farları da modern çağı temsil ediyor. Genel olarak sade diyebileceğimiz tasarıma sahip GLC’nin rakibi BMW iX3 ise daha sofistike bir tasarım diliyle ortaya çıktı. Hatta alışılması gereken bir tasarım bile diyebilirim. BMW’nin yeni tasarım dilinin hikayesi daha önce ilan edilen “Neue Klasse” tanımında yatıyor. Bu tanım ilk kez 1960’ların başında dile getirilmişti.

BMW’nin finansal zorluktan kurtulma planı olan Neue Klasse’nin ilk ürünü “1500” adını taşıyan modeldi, BMW bu model ve takipçileriyle hedefine ulaşmıştı. Yani bu tanım BMW için yeni bir dönemi temsil ediyordu. 2020’li yıllarda aynı tanımın kullanılması ise elektrikli çağ için markanın yeni dönemini temsil ediyor. Nitekim iX3, 1500’ün ızgarasıyla yollara çıkıyor. Küçük ve dar yapılı “BMW böbreği” yuvarlak farlarla tamamlansaydı 1500 yeniden doğmuş diyebilirdik. Neyse ki çift farlı tasarım da bir BMW geleneği. Bu arada böbreğin aydınlatmalı olması da BMW için de yeni bir uygulama değil.

Rakibine göre hızlanmada biraz yavaş kalan iX3 50xDrive, rakibinden 92 km daha fazla yani 805 km menzile ulaşabiliyor.

Dış boyutlar açısından iki rakip arasında farklar söz konusu ama bu farklar aynı segmentte olmalarını engellemiyor. GLC, 4 bin 845 mm’lik uzunluğu ve 2 bin 972 mm’lik aks mesafesiyle iX3’te (4 bin 782 mm, 2 bin 897 mm) biraz daha büyük bir SUV. Bagaj hacmi konusunda da GLC öne çıkıyor. Arkada 570 litre, önde 100 litre sunan GLC’ye karşılık iX3 arkada 520 litre, önde 58 litrelik bagaja sahip.

Elbette sadece ızgara tasarımları bu otomobilleri almak isteyenler için yegane tercih sebebi değil. İç mekan, elektrikli oldukları için menzil, şarj hızı, performans, elektronik destek sistemleri gibi birçok parametre var. İç mekan konusunda GLC’nin ekran şovu dikkat çekici. GLC’de bugüne kadar bir Mercedes-Benz modelinde kullanılan en büyük ekranla karşılaştık. GLC’de arka planı 11 farklı desen seçimi sunan MBUX HYPERSCREEN adı verilen 99,3 cm’lik (39,1 inç) yekpare ekran bulunuyor. BMW’nin yaklaşımıysa tamamen farklı. Ortaya yerleştirilen yamuk dörtgen biçimli 17,9 inçlik bilgi-eğlence ekranı alışıldık bir konumlandırma; ancak kokpitin ön camla birleştiği bölümde tüm kokpiti baştanbaşa geçen ince ekran BMW’de ilk kez karşımıza çıkıyor. Head-up display gibi konumlanan bu gösterge sistemi, otomobil dünyasında ilk kez kullanılmasa da sürücünün gözlerini yoldan fazla ayırmadan kritik verilere ulaşması açısından iyi bir fikir gibi görünüyor.

Farlarda olduğu gibi stop lambalarında da Mercedes-Benz yıldızı formlu aydınlatmaya yer verilmiş.

BMW’nin açıklamasına göre dört kollu direksiyon simidinin göbeğinden yukarı bağlanan kol da bu gösterge tasarımına yapılan bir gönderme; çünkü direksiyon simidi göstergeleri perdelemiyor. Tabii bu kadar ekran ve ekranlardan kontrol edilen ya da otomatik çalışan birçok sistemi yönetecek çok gelişmiş beyinler gerekiyor. Mercedes-Benz bu görevi saniyede 254 trilyon işlem yapabilen çiplere sahip bir süper beyine emanet ederken BMW, iX3’ün dijital sinir sistemini dört bölgeye ayırıp dört süper beyin kullanmayı tercih etmiş. Bu sayede kablolardan 600 metre eksiltilmiş. Tabii her iki marka da yapay zeka desteğinden yararlanıyor.

Elektrikli otomobil pazarının sadece Çin’de değil Avrupa’da da hızlı artışı, iki markanın da yeni modellerini elektrikli altyapıyla geliştirmesine neden oldu. Tabii burada da ciddi bir teknoloji, performans, menzil savaşı yaşanıyor. Her iki marka da yeni modellerinde 800 V altyapı kullanıyor. Mercedes-Benz, GLC’yi 400 4MATIC versiyonuyla tanıttı. Elektrikli otomobil teknolojisine “EQ” adını veren marka yeni GLC 400 4MATIC’te (adından da anlaşılacağı gibi) önde ve arkada elektrikli motora yer veriyor. Toplam gücü 360 kW (490 HP) olan sistemde öndeki motor sürüş şartlarına göre devre dışı kalıyor. Bu da enerji tüketiminin düşmesini, dolayısıyla menzilin uzamasını sağlıyor. Arkadaki motordaysa iki vites kullanılıyor. Viteslerden biri çekiş gücü için diğeriyse yüksek hızda düşük enerji tüketimi için kullanılıyor. 94 kWh bataryası ve WLTP (Dünya Çapında Uyumlaştırılmış Hafif Taşıtlar Test Prosedürü) karma kullanımda 100 km’de 14,9 kWh enerji tüketimiyle 713 km menzil vadediyor. 330 kW DC şarjda yüzde 10 - 80 şarjını 22 dakikada tamamlamak mümkünken 10 dakikalık şarjla 303 km’ye kadar menzil kazanılabiliyor. 0-100 km/s hızlanmasını 4,3 saniyede tamamlayan GLC 400 4MATIC’in son hızı 210 km/s, yani Alman otobanlarına uygun.

Çapraz ince aydınlatmalardan oluşan, uzun zamandır BMW’de pek görmediğimiz ince stop lambaları sportif görünüyor.

Görünen o ki BMW menzil endişesini daha da fazla ciddiye almış. iX3 50 xDrive’da da çift motor yani dört tekerlekten çekiş söz konusu. Toplam gücü 345 kW (469 HP) olan iX3 50 xDrive’da 108,7 kWh’lik büyük bir batarya bulunuyor. WLTP karma kullanımda 100 km’de 15,1 kWh enerji tüketimi açıklanan iX3 50 xDrive, 805 km menzile ulaşabiliyor. Şarj hızı konusunda da GLC’den biraz daha önde olan iX3 50 xDrive, 400 kW DC şarjda yüzde 10 - 80 şarjını 21 dakikada tamamlarken 10 dakikada 372 km’ye kadar menzil sağlayabiliyor. Her ne kadar son hızı GLC ile aynı olsa da 0 - 100 km/s hızlanmada 4,9 saniye ile 0,6 saniye geride kalıyor.

Bu iki otomobilin onlarca elektronik destek sistemi, konfor ve gösteriş ekipmanı bulunuyor. Tüketici tercihini kimden yana kullanacak kestirmek pek mümkün değil. Bu rekabetin ilk kazananını 2026’da göreceğiz.

 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok