COP31’in Antalya’daki gündemi, zirve salonlarının çok ötesine uzanıyor. Çünkü iklim dönüşümünün bir sonraki aşamasında artık belirlenen hedefleri finanse etmek, enerji sistemine entegre etmek ve şirketlerin üretim süreçlerine taşımak. Önümüzdeki yıllarda kurulacak her yeni güneş ve rüzgar santrali, güçlendirilecek her iletim hattı, devreye alınacak her depolama tesisi ve dönüşüm için kullanılacak her finansman kaynağı bu sürecin ekonomik karşılığını oluşturacak.
İş dünyasının beklentileri de dönüşümün kapsamının genişlediğini gösteriyor. Enerji şirketleri kapasite artışının yanında depolama ve şebeke esnekliğine odaklanırken finans sektörü uzun vadeli ve farklı sermaye kaynaklarını bir araya getirecek mekanizmaları öne çıkarıyor. Sanayi tarafında ise karbon maliyetinin yanı sıra kaynak verimliliği, alternatif hammaddeler, döngüsel üretim ve yeni teknolojiler gündeme giriyor. Böylece COP31, iklim politikasının şirketlerin yatırım ve rekabetçilik hesabına ne ölçüde gireceğinin de test edileceği bir döneme denk geliyor.