EnerVenue'nin Changzhou'daki tesisinde seri üretim perşembe günü başlayacak. Üretimin devreye alınması, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Washington'da gerçekleştireceği görüşmeyle aynı güne denk geliyor. Ancak şirket CEO'su Henning Rath, iki gelişmenin birbiriyle bağlantılı olmadığını ve tarihin tamamen tesadüfi olduğunu söyledi.
Üretim kararında tedarik zinciri belirleyici oldu
Rath, EnerVenue'nin Çin'i tercih etmesinde Changzhou'daki yoğun sanayi yapılanmasının önemli rol oynadığını ifade etti.
Kendisini Çin'in "yeni enerji başkenti" olarak tanımlayan kentte hidrolik, pnömatik ve otomasyon gibi alanlarda uzmanlaşmış çok sayıda tedarikçi bulunuyor. Şirket, bunun yanı sıra üretim ekipmanlarını kısa sürede geliştirebilen yerel mühendislik kapasitesinden de yararlanıyor.
Rath, Çin'de üretim yapılmaması durumunda EnerVenue'nin mevcut finansmanıyla teknolojisini ticari ölçekte kanıtlamasının oldukça güç olacağını belirtti. CEO, nisanda şirkete katıldığında üretimin Çin'de gerçekleştirilmesini görevi kabul etmesinin şartlarından biri olarak gördüğünü de aktardı.
Kentucky'deki 264 milyon dolarlık yatırım iptal edildi
EnerVenue, 2023'te Kentucky'de ilk fabrikasını kuracağını duyurmuştu. Yaklaşık 264 milyon dolarlık ilk aşama yatırımı öngörülen tesisin 450 kişiye istihdam sağlaması planlanıyordu.
Şirket ise bu projeden yaklaşık bir yıl sonra vazgeçti. Rath, Kentucky girişiminin şirket açısından önemli bir deneyim olduğunu ancak o dönemde teknolojinin büyük ölçekli ticari üretime henüz hazır olmadığını söyledi.
EnerVenue daha sonraki süreçte hem batarya tasarımında hem de üretim tesisinin yapısında değişikliklere gitti.
Stanford Üniversitesi malzeme bilimi profesörü Yi Cui tarafından kurulan şirket, NASA'nın Hubble Uzay Teleskobu ve Uluslararası Uzay İstasyonu'nda kullanılan teknolojiden geliştirilen nikel-hidrojen bataryalar üretiyor.
Changzhou tesisi yüksek otomasyonla çalışacak
EnerVenue'nin Çin'deki fabrikasında yaklaşık yüzde 95 oranında otomasyon kullanılması planlanıyor. Şirket, yıl sonuna kadar tesiste yaklaşık 400 kişilik bir istihdam oluşturmayı hedefliyor.
Fabrikanın toplam yatırım tutarı açıklanmazken, şirket maliyetin 20 milyon ile 50 milyon dolar arasında olduğunu belirtti. Çin hükümetinin desteğinin ise ağırlıklı olarak izinler, sertifikasyon ve tesis lokasyonunun belirlenmesi gibi alanlarda olduğu kaydedildi.
EnerVenue, mart ayında Full Vision Capital liderliğinde 300 milyon doların üzerinde finansman sağladı. Suudi Arabistan merkezli Saudi Aramco ile petrol sahası hizmetleri şirketi SLB de yatırımcılar arasında yer aldı.
Kapasite 2027'de 1 gigavatsaat olacak
Şirket, Çin'deki üretim kapasitesini bu yıl yıllık 250 megavatsaat seviyesine çıkarmayı planlıyor. Söz konusu kapasite, günde yaklaşık 300 batarya hücresinin üretimine karşılık geliyor.
EnerVenue'nin hedefi, kapasiteyi 2027'nin üçüncü çeyreğinde 1 gigavatsaat seviyesine yükseltmek.
Bununla birlikte Çin'de üretilen bataryaların ABD'deki temiz enerji vergi teşviklerinden yararlanıp yararlanamayacağı belirsizliğini koruyor. Trump yönetiminin 2025'te yaptığı düzenlemeyle batarya depolama alanındaki bazı teşvikler korunurken, Çin menşeli içerik ve sahipliğe ilişkin sınırlamalar getirilmişti.
ABD'de yeni fabrika için kapı açık
Rath, EnerVenue'yi "Çin'de ayak izi bulunan bir Amerikan şirketi" olarak tanımladı. Şirket, 2028'den itibaren Kuzey Amerika, Orta Doğu ve Avrupa'da yeni fabrikalar kurmayı planlıyor. Bu tesislerin lokasyonlarının gelecek yıl belirlenmesi bekleniyor.
Çin'in şirketin küresel üretim stratejisindeki rolünün ise devam edeceği belirtiliyor. Rath, ülkeyi "fabrikaların fabrikası" olarak nitelendirerek Çin'in üretim altyapısının yeni tesislerin kurulması açısından önemli bir başlangıç noktası oluşturduğunu söyledi.
EnerVenue'nin Kuzey Amerika'da da üretim tesisi kurmak istediğini belirten Rath, bu konudaki kararın yürürlükteki mevzuat ve düzenlemelere bağlı olacağını ifade etti.
Şirketin üretimi Çin'e taşıma kararı, ABD yönetiminin vergi avantajları ve teşviklerle üretimi ülkeye çekme politikalarının, Çin'in geniş tedarikçi ağı ve uzmanlaşmış üretim ekosistemiyle rekabet açısından karşı karşıya olduğu maliyet ve altyapı farklarını da gündeme getirdi.