Yaz aylarında başbakanlık görevine gelen Burnham, BBC’ye yaptığı açıklamada, İngiltere’nin AB ile ilişkilerinin geleceğine ilişkin seçeneklerin bir sonraki seçim döneminde gündeme gelebileceğinin sinyalini verdi.
İşçi Partisi’nin yıllık konferansında da Brexit sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Burnham, AB’den ayrılmanın seçmenlere vaat edilen kontrolü sağlamadığını savundu. Başbakan, İngiltere’nin Avrupa ile ilişkilerini yeniden şekillendirmek için Gümrük Birliği’ne dönüşten tek pazara erişime ve tam üyeliğe kadar farklı seçeneklerin ele alınması gerektiğini belirtti.
Burnham, AB’ye yeniden katılım konusunda bir referandumun gelecekteki seçim manifestosuna konulabileceğini ifade etti. Böyle bir adımın kısa vadeli bir politika değişikliğinden ziyade uzun vadeli bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.
Brexit’in ekonomik etkisi tartışılıyor
İngiltere’de 2016’da yapılan referandumda seçmenlerin yüzde 52’si AB’den ayrılma yönünde oy kullanırken, yüzde 48’i üyeliğin sürmesinden yana tercih yaptı. Referandumun ardından sterlin değer kaybederken ülkede siyasi belirsizlik arttı ve sonraki yıllarda birden fazla başbakan görev değişikliğine gitti.
Ekonomistler, Brexit’in İngiltere ekonomisi üzerindeki etkisini de tartışmayı sürdürüyor. Bazı değerlendirmelere göre ülkenin gayri safi yurt içi hasılası, Brexit referandumu hiç yapılmamış olsaydı ulaşabileceği seviyenin yüzde 5 ila yüzde 8 altında bulunuyor.
Yeniden üyelik kolay olmayacak
İngiltere’nin AB’ye dönmesinin ekonomiye katkı sağlayabileceğini savunan görüşler bulunurken, olası bir üyeliğin önemli siyasi ve ekonomik koşulları da beraberinde getireceği belirtiliyor.
Yeniden üyelik sürecinde euro kullanımı ve işgücünün serbest dolaşımı gibi konuların İngiltere açısından yeniden gündeme gelmesi beklenebilir. Ayrıca kamuoyunda Brexit’e yönelik memnuniyetsizliğin artması, AB’ye dönüş için gerekli siyasi ve hukuki sürecin kısa sürede tamamlanacağı anlamına gelmiyor.
Olası bir dönüşün müzakere edilmesi ve hayata geçirilmesinin yıllar sürebileceği, İngiltere içinde olduğu kadar AB üyesi ülkeler arasında da önemli siyasi tartışmalara yol açabileceği değerlendiriliyor.