Dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz üreticisi olan ABD, Rusya’nın yerini alarak en büyük tedarikçi olduğu Avrupa pazarında yerini daha da sağlamlaştırmak istiyor. Avrupa büyük ölçüde Rus enerji tedarikinden uzaklaşırken Beyaz Saray bunu yeterli görmüyor. ABD Başkanı Donald Trump, eylül sonundaki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Rusya’dan petrol ve doğal gaz satın almayı sürdürdüğü için Avrupa Birliği’ne (AB) sert tepki gösterdi. AB’nin Rusya’dan enerji ithalatını sürdürerek Ukrayna savaşında destek olduğunu belirten Trump, “Rusya’dan tüm enerji alımlarını derhal durdurmalılar. Aksi takdirde hepimiz çok zaman kaybedeceğiz” dedi.
Bu noktada Yunanistan; ABD’nin Avrupa’ya doğal gaz ihracatını artıracak bir merkez olma hedefiyle öne çıkıyor. Daha doğrusu; ABD, Yunanistan’ı Avrupa’nın enerji sektörünü yeniden şekillendirmeye yönelik yeni ve daha geniş stratejisinde kilit bir ortak olarak görüyor.
ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum, geçen ay Atina’ya yaptığı ziyarette, Yunanistan’ın bölgesel boru hattı sistemi aracılığıyla Avrupa’ya Amerikan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatının artırılmasında kilit bir rol oynayabileceğini söyledi. Trump’ın baş enerji danışmanı olarak da görev yapan Burgum, Atina yakınlarında bir LNG terminalini ziyaret ederken Washington yönetiminin Yunanistan’ı doğalgaz ihracatında bir merkez haline getirme hedefini açıkladı. Uzmanlar, Burgum’un temaslarını “Avrupa’nın enerji manzarasını yeniden şekillendirebilecek bir ziyaret” olarak yorumladı.
Burgum, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile yaptığı görüşmede, Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgalinden bu yana ivme kazanan ABD’nin stratejisini şöyle özetledi: “Trump yönetiminin enerjiyle ilgili birkaç hedefi var. Bunlardan biri enerji bolluğu; dostlarımıza ve müttefiklerimize enerji satmak, böylece düşmanlarımızdan enerji satın almak zorunda kalmamalarını sağlamak.”
Burgum’un gezdiği terminal, sıradan bir endüstriyel altyapıdan çok daha fazlası. Ukrayna’ya kadar uzanan çift yönlü bir boru hattı ağına bağlı olan bu terminal, kıtanın enerji haritasında stratejik bir konuma sahip. Bu boru hattı ağı deniz yoluyla Yunanistan’a ulaşan LNG’yi Avrupa’nın derinliklerine yönlendirecek ve bölgenin Rus kaynaklarına olan bağımlılığını azaltabilecek.
Burgum, bu yeni enerji düzeninin Yunanistan’a sunduğu daha geniş fırsatlara da şu sözleriyle dikkat çekti: “Yunan şirketlerinin ve Yunanistan’ın Doğu Avrupa’nın enerji güvenliğine katkıda bulunmak için pek çok fırsat var.” Verilen mesaj şu: Yunanistan sadece bir geçiş noktası değil, aynı zamanda Avrupa’nın enerji geleceğinin yeniden şekillendirilmesinde potansiyel bir ortak olabilir.
Bu konuda şimdiden adımlar atılmaya başlandı. Burgum’un ziyaretinden önce de ABD’li enerji devi Chevron, Yunan ortağı Helleniq Energy ile Yunanistan’ın batı kıyılarında ve Girit Adası’nın güneyinde açık deniz doğalgaz rezervleri aramak için ortak çalışmalar yapacağını açıkladı.
Uzmanlara göre Yunanistan uzun zamandır Avrupa, Asya ve Afrika’nın kesişim noktasındaki coğrafi konumundan yararlanmaya çalışıyor. Amerikan gazı için önemli bir merkez haline gelerek yalnızca yatırım ve istihdam yaratarak ekonomik olarak değil, aynı zamanda AB içinde konumunu güçlendirerek siyasi olarak da kazanç elde edecek. Yabancı yatırım çekmek ve ülkenin enerji sektörünü modernize etmek isteyen Miçotakis hükümeti, bu fırsatı büyük bir istekle değerlendiriyor.
ABD ve AB enerji işbirliğinde önemli adımlar atıyor ve enerji ortaklığı daha da derinleşiyor. Ağustos ayında, AB ve ABD, LNG ticaretini daha da artırmak için bir ticaret anlaşması imzaladı. ABD Başkanı Trump, AB ile enerji ihracatını ve yatırımları kapsayan toplam 750 milyar dolarlık enerji ürünü alımı ve 600 milyar dolarlık yatırım taahhüdü içeren geniş ölçekli ticaret anlaşması imzaladıklarını duyurdu.
Buna göre ABD’den halen yılda yaklaşık 90 - 100 milyar dolarlık enerji ürünü ithal eden AB, gelecek üç yıl boyunca enerji ithalatını yıllık ortalama 250 milyar dolara çıkaracak. Böylece AB’nin ABD’den yıllık enerji ithalatı 2,5 katına çıkacak. Ancak AB’nin 2028 yılına kadar 750 milyar dolarlık ABD enerjisi satın alma taahhüdü, bloğun Amerikan gazına zaten aşırı olan bağımlılığını daha da artırma riski taşıyor.
• ABD en yakın rakiplerinin iki katı petrol ve gaz üretiyor.
• ABD’nin 2024 yılında küresel petrol üretimindeki payı yüzde 21,6 ve en yakın iki üretici Suudi Arabistan ile Rusya’nın iki katı… 2024 üretiminde Suudi Arabistan’ın payı yüzde 10,6, Rusya’nın ise yüzde 10,4.
• ABD, küresel doğal gaz arzında da yüzde 22,2 pay ile lider ve en yakın üreticiler Rusya’nın payı yüzde 12, Çin’in ise 9,3.
• Küresel enerji arzında petrolün payı yüzde 30 ve doğal gazın ise yüzde 23.
ABD, halen AB’nin en önemli enerji ortağı ve yüzde 55 pay ile açık ara AB’nin en büyük LNG tedarikçisi. Bölgenin en büyük ekonomisi Almanya’nın gaz ithalatında ABD’nin payı yüzde 82’ye çıktı. Bölgenin geleneksel tedarikçisi olan Rusya’nın payı yaptırımlar kapsamında giderek azaldı. AB, Ukrayna savaşından önce doğal gazının yüzde 45’ini Rusya’dan alıyordu. Bu oran halen yüzde 13’e kadar geriledi. AB’nin deniz yoluyla Rus petrolü ithalatını yasaklaması ithalatın yüzde 90 oranında düşmesine neden oldu.
ABD aynı zamanda AB’nin bir numaralı petrol tedarikçisi: AB’nin 2024’teki tüm petrol ithalatında yüzde 17 payı var ve nükleer yakıt hizmetlerinin de kilit tedarikçisi konumunda.
Doğal gaz en kolay boru hatlarıyla taşınıyor. Okyanus ötesine göndermek için gazın sıfırın altında 260 dereceye kadar soğutulması ve sıvıya dönüştürülmesi gerekiyor. Bu da maliyet artışı demek ancak ABD doğal gazı fiyatları ile diğer üreticilerin fiyatları arasındaki fark yeterince yüksek ve şirketler için kârlı oluyor.
AB, Rusya’ya olan enerji bağımlılığını önemli ölçüde azaltmış olsa da bazı kaynakları ithal etmeye devam ediyor. Brüksel, 2027 yılına kadar Rus enerji ithalatını tamamen durdurmayı planlıyor. Ancak bu kez en yakın müttefikinin kaynaklarına bağımlı olma ihtimali var. Yıllık 250 milyar dolarlık alım taahhüdü göz önüne alındığında bağımlılığın daha da artması muhtemel. Rusya’ya enerjide bağımlı kalarak acı bir ders alan AB, enerji güvenliğinde çıkışı fosil yakıtlara olan ağırlığı azaltıp rüzgâr ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynakların payını artırarak arıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre Avrupa’nın temiz enerjiye yaptığı yatırım, on yıl öncesine göre iki katına çıkarak 2025 yılında 494 milyar dolara ulaşacak. Güneş enerjisi, Avrupa’nın yenilenebilir enerji büyümesinin en hızlı kaynağı… Ancak burada da başka bir bağımlılık söz konusu: Çin, AB’nin güneş enerjisinde kullanılan fotovoltaik panellerinin yaklaşık yüzde 80’ini tedarik ediyor.