Sultanahmet’e ne zaman gelsem İbrahim Paşa Sarayı’na mutlaka uğrarım. Müzenin içerisinde zaman zaman süreli sergiler olur; üst avlunun bahçesinde oturup biraz dinlenmek de pek keyifli gelir. Bu muhteşem saray, bu kez Türkiye’nin havacılık tarihindeki en önemli insanlarından biri olan Madelet Grabbe Başusta’nın kişisel eşyalarından oluşan “Bulutlara Dokunan Kadın – Madelet” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Açıkçası bu başarılarla dolu kadın pilotumuzun hikayesini bilmiyordum ve sergiyi gezdikçe çok ilginç bulduğumu da ayrıca belirtmeliyim. İstiklal Madalyası sahibi babası Ahmet Vehbi Reyal tarafından ona verilen “Madelet” adının aslında “adalet” anlamında verildiğini öğrendim. Madelet’in adı, dedesinin annesine veda ederken söylediği şu sözlerden geliyor: “Benim adil kızım, benim güzel kızım. Seninle gurur duyuyorum. Yetiştireceğin evlatlar senin gibi adil, senin gibi merhametli olsun.”
Sergi kapısından girmeden önce, kapının üzerinde büyükçe bir uçak maketi dikkat çekiyor. Türk Hava Kurumu tarafından yaptırılan bu maket, Madelet Hanım’ın kullandığı uçaklardan birinin modeliymiş. İçeriye adımınızı attığınızda ise Madelet Grabbe Başusta’nın balmumundan büstü karşılıyor ziyaretçileri...

Salonda yan yana duran kişisel eşyalar, fotoğraflar ve hatıralar, ilk bakışta sıradan bir hayatın parçaları gibi görünebilir. Ancak her bir eşyanın arkasında, döneminin toplumsal sınırlarını aşarak gökyüzüne yönelen bir kadının hikayesi bulunuyor.
Sergide çok sayıda bröve ve ödül plaketi göreceğiniz için şaşırabilir, 13 yaşındaki bir kız çocuğunun planörle başlayan, sonrasında pilotluğa uzanan tutkusunun izlerini adım adım takip edebilirsiniz. Hatta ailesindeki ağabeylerinin “Sen kızsın, anlamazsın bu işlerden!” sözlerine rağmen gökyüzü sevdasının peşinden giden Madelet, kısa süre içerisinde yalnızca kendi döneminin değil, Türk havacılık tarihinin de dikkat çeken kadın figürlerinden biri olmuş.
Nebil Özgentürk tarafından hazırlanan “Madelet – Rüzgâra Karşı Uzun ve Cesur Bir Yürüyüşün Öyküsü” adlı belgesel, Hindistan’da düzenlenen 12. Noida Uluslararası Belgesel Yarışması’nda “Mükemmellik” ödülünü almış. Serginin sonunda oluşturulan mini sinema alanında ise, belirli saatlerde 48 dakika süren bu belgeselin gösterimi yapılmakta.
Sergiyi gezdikten sonra, eşi Hüseyin Başusta tarafından yazılan “Dünyaya Göklerden Bakan Kız Madelet” adlı kitabı da bir çırpıda okumuş oldum. Okudukça, Cumhuriyet döneminin insanlarında ülkeye faydalı olma duygusunun ve kararlılığının ne kadar gurur verici olduğunu hissettim. Ülkemizde her yaştan insana ilham olması gereken bu hikayelerin okunması ve görülmesi gerektiğinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha düşündüm.
Türk Hava Kurumu’nun Ankara’daki müzesinde 2020 yılında Başusta adına bir köşe oluşturulmuş ve onun havacılık hayatına ilişkin belgeler ve hatıralar gelecek nesillere aktarılmaya başlanmış. Ancak Madelet Grabbe Başusta’nın hikayesi, birkaç vitrinin ve bir serginin sınırlarına sığmayacak kadar büyük. Belki bir gün, gökyüzüne tutkuyla bakan bu kadının hikayesini kendi çatısı altında anlatacak bir müstakil müzesi de olur. Nitekim bazı hayatlar yalnızca hatırlanmayı değil, gelecek kuşaklara anlatılmayı da hak eder. Madelet’in hikayesi de onlardan biri…