;
Arama

Dirimart’ta Tony Cragg ile “Heykel” sergisi

Organik biçimler, katmanlı yüzeyler ve ağır kütleler… Tony Cragg, İstanbul’da heykeli yalnızca mekana değil, zamana da yerleştiriyor. Sergi, izleyiciyle eser arasındaki mesafeyi bir bakma alışkanlığı meselesi olarak yeniden tanımlıyor.

05 Ocak 2026, 12:00

İngiliz heykeltraş Tony Cragg ile İstanbul’da karşılaşmak için, bir müzeye gitmenize gerek yok desek yerinde olur diyebilirim. Çünkü bunun için Levent’te bir plazanın girişinde yer alan heykel kütlenin etrafında dolanmak ya da Karaköy’de İstanbul Modern’in önünde ansızın duran devasa bir formu fark etmek yeterlidir. Bu heykeller, şehre sonradan eklenmiş nesnelere benzemeyip, daha çok şehirdeki yürüyüşümüzün akışına sızan duraklara benziyor. Cragg’in kamusal alandaki varlığı, heykelin bakılan bir şeyden çok aniden karşılaşılan bir şey olabileceğini hatırlatıyor. Şehir hızlanırken bu heykeller aksine yavaşlayıp, izleyiciyi de bu yavaşlığa davet ediyor.

Cragg’in heykelleri çoğunlukla “organik” olarak tanımlanıyor; ancak bu tanım, yalnızca biçimsel bir benzerliği değil, daha kapsamlı bir düşünme biçimini işaret ediyor. Doğrudan doğayı taklit etmekten çok, canlıların büyüme, akış ve dönüşüm süreçlerini hatırlatan bir form mantığıyla kurulur bu işler. Keskin geometrilerden kaçınan, yumuşak ve kıvrımlı yüzeyleriyle süreklilik hissi uyandıran bu heykeller, sabit bir kütle olmaktan ziyade oluş hâlindeki yapılar gibi algılanır. “Organik” sözcüğü burada doğal malzemeye değil, doğanın kendi iç dinamiklerini çağrıştıran bir yapma ve biçimlenme sürecine gönderme yapıyor.

Özellikle Cragg’in ahşap heykelleriyle karşılaşma anı, bakmanın zamana yayıldığı nadir anlardan birine benzemekte, ince ince dilimlenmiş ahşap katmanları ise neredeyse topografik bir haritayı anımsatmakta. Her bir kesit ayrı bir karar, ayrı bir yön değişikliğini hissettiriyor. Birkaç adım geri çekildiğinizde bütün bu katmanlar kaybolup; yerini akışkan, tek parça bir forma bırakıyor. O ahşap heykeller, izleyicinin mesafesine göre kimlik değiştiriyor. Buna yalnızca teknik bir ustalıktan ziyade, bakma alışkanlığımıza yöneltilmiş sessiz bir itiraz da denilebilir.

Bu ahşap heykellerdeki üretim biçimi, literatürde “istifleme” ya da “katmanlama” şeklinde Türkçeye çevriliyor; ancak Cragg’in yaptığı bu terimlerin daha ötesinde. Ahşap burada sıcak bir malzeme olmaktan çıkıyor, zamansal bir kayıt aygıtına dönüşüyor. Sanki ağaç, kesildikten sonra da büyümeye devam edermişçesine izleyiciyi etkisine alıyor.

Dirimart Dolapdere’nin iç mekânındaki bronz heykeller ise, bambaşka bir ağırlık taşıyor. Bu ağırlık yalnızca fiziksel olmayıp, aynı zamanda zihinsel de. Yüzeyde dolaşan kıvrımlar bir an için hareket hissi uyandırsa da heykelin kütlesi buna izin vermiyor. Bakarken yalnızca forma değil, o formun buraya nasıl geldiğine de takılıyor insanın aklı: döküm süreci, parçaların taşınması, birleştirilmesi. Cragg, malzemenin bu “zor” tarafını saklamıyor; aksine sessizce görünür kılıyor diyebiliriz.

Bence, serginin en uzun süre akılda kalan parçaları Cragg’in mermer eserleri. Alışıldık mermer heykellerde form öne çıkarken, Cragg’te ise mermerin damarları konuşuyor. Yaklaştıkça mermerin içindeki o doğal çizgiler eserin asıl yüzeyi hâline geliyor. Uzaklaştıkça bu çizgiler dalgalı bir hareket yaratarak, form neredeyse titreşiyormuş gibi görünüyor.

Ve sonra bahçede, tesadüfen fark ettiğim iki devasa eseri ile karşılaşıyorum. Gün batımına denk gelen bu karşılaşma, serginin havasını bir anda değiştiriyor. Biri bronz, diğeri paslanmaz çelikten olan bu heykeller gün karanlığa geçerken sahneyi devralıyor ama bunu yüksek sesle değil, ağır bir sessizlikte yapıyor.

Tony Cragg’in heykelleri etraflarında size çokça dokunmak hissini yaşatacak. Bu nedenle sergi, izlenip geçilen bir durak olmaktan ziyade, zamanı yavaşlatan bir deneyime dönüşecek diyebilirim. Sergiden çıkarken aklımda kalan şey formların kendisinden çok, onlarla kurulan mesafeydi. Modern zamanların insan ilişkileri de benzer bir çelişkiyle var olmuyor mu? Temas yerine mesafenin, yakınlığın yerine suskunluğun bağ kurduğu çağımıza ait...


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok