İran savaşı enerji krizi yaratırken ve dünya genelinde ekonomileri sarsarken, Suudi Arabistan milyarlarca dolarlık ek petrol geliri elde ediyor ve bir ticaret merkezi olma hedeflerini güçlendiriyor. Savaş ekonomik büyümeyi yavaşlatıp savunma ve lojistik harcamalarında artışa yol açsa da yükselen petrol fiyatları ve acil durum planlamaları gelirleri destekledi. Aynı zamanda, krallığın Kızıldeniz kıyısı, savaşın başlamasından bu yana ticarete neredeyse tamamen kapanan Hürmüz Boğazı’nı aşmak için hayati bir koridor haline geldi.
Alternatif ticaret yolları
Riyad merkezli Malcolm H Kerr Carnegie Middle East Center araştırmacısı Hesham Alghannam, “Suudi Arabistan, Kızıldeniz’de vazgeçilmez bir güvence olduğunu gösterdi” dedi. Bu durum, Körfez ülkesini yarımada genelindeki tedarik zincirleri için önemli bir transit güzergaha dönüştürüyor ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın 1,3 trilyon dolarlık ekonomisine potansiyel bir katkı sağlıyor. Ancak bu kazanımlara rağmen krallık artan rekabetle karşı karşıya. Alternatif ticaret yolları Birleşik Arap Emirlikleri’nin doğu kıyısında ve Umman’da da gelişiyor. Ayrıca hem BAE hem de Katar kendi enerji akışlarını artırıyor.
Suudi Arabistan’ın petrol ihracatından elde ettiği gelir, Orta Doğu’daki savaşın ilk tam ayında 24,7 milyar dolarla son üç yılın en yüksek seviyesine çıktı. Bunun bir nedeni de onlarca yıllık bir acil durum planı olan Doğu-Batı boru hattının, ülkenin Hürmüz Boğazı’nı devre dışı bırakmasına olanak sağlamasıydı. Bu sırada Suudi Arabistan’ın geniş otoyol ağı, binlerce kamyonun gübre ve tüketim mallarını Körfez üzerinden Kızıldeniz limanları aracılığıyla taşımasına imkan tanıdı.
Buna rağmen petrol dışı sektörlerde ekonomik büyüme yavaşladı. Uluslararası Para Fonu (IMF), nisan ayında krallığın 2026 yılı büyüme tahminini 0,9 puan düşürerek yüzde 3,1’e indirdi. Ancak bu düşüş, Körfez ülkeleri arasında Umman’ın ardından ikinci en düşük gerileme oldu. Üst düzey ABD’li yetkililer pazar günü, ABD ile İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açacak bir anlaşmaya yaklaştığını söyledi. Ancak ABD Başkanı Donald Trump, bir anlaşma konusunda “acele etmeyeceğini” vurguladı.
Bloomberg Economics baş gelişen piyasalar ekonomisti Ziad Daoud mayıs ayında, “Suudi Arabistan için savaşın her ayı, ek harcamalar nedeniyle GSYH’nin yaklaşık yüzde 1,5’ine mal oluyor. Komşularının çoğu için bu faturanın muhtemelen daha yüksek olduğu söylenebilir" dedi. Bölgenin ikinci büyük ekonomisi olan BAE de kendi yatırımlarını yapıyor; doğu kıyısında alternatif bir ihracat merkezi kuruyor ve Umman Körfezi’ndeki Füceyre Limanı’na uzanan boru hattının inşasını hızlandırarak ham petrol ihracat kapasitesini iki katına çıkarmayı hedefliyor. BAE sözcüsü, boru hattı genişlemesi ve tedarik zincirleri gibi diğer alanları güçlendirme çabalarına dikkat çeken yetkililerin açıklamalarına işaret etti.
Lojistik merkezi olma planı
Yakındaki Umman ise BAE’nin Şarika emirliğiyle yeni bir ticaret koridoru başlattı. Arap Denizi üzerinden yapılan taşımacılıktan faydalanan Umman limanları, Körfez açısından giderek daha önemli hale geliyor. Bu arada Suudi Arabistan, ülkenin kuzeybatısındaki Neom projesinin bazı bölümlerini yeniden şekillendiriyor. Konuya yakın kaynaklara göre yeni strateji, Neom için genişletilmiş bir lojistik rol içerebilir; limanı ise Avrupalı şirketlerin BAE, Kuveyt ve Irak’a erişim sağlamak için kullandığı bir merkez olarak tanıtılıyor.
Neom, son yıllarda planlanan çöl mega kentini inşa etmeye yönelik orijinal planlarını küçültüyordu. Suudi Arabistan’ın 1 trilyon dolarlık varlık fonu da yabancı yatırımı çekebilecek dev bir lojistik şirketi oluşturmak amacıyla ulaşım ve tedarik zinciri varlıklarını birleştirmeyi değerlendiriyor. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü analisti Albert Vidal Ribe’ye göre bu savaş, Suudi Arabistan’ın Asya, Afrika ve Avrupa arasında önemli bir lojistik merkez olma planlarını hızlandırıyor. Bu unvan onlarca yıldır tartışmasız biçimde Dubai’deki Cebel Ali Limanı’na aitti. Dubai’deki Cebel Ali, dünyanın en büyük konteyner limanlarından biri arasında yer alıyor.
Suudi Arabistan’ın ana hisse senedi endeksi, savaşın 28 Şubat’ta başlamasından bu yana yaklaşık yüzde 3 yükseldi. Buna karşılık Dubai ve Abu Dabi borsalarında sırasıyla yaklaşık yüzde 10 ve yüzde 7 düşüş yaşandı. Bu durum, krallıkta halka arz olmayı planlayan şirketlerin güvenini artırdı ve Körfez’de halka arzlar açısından şimdiye kadar durgun geçen bir yıla rağmen birçok şirket borsaya açılma hazırlıklarını sürdürüyor.
"Hürmüz Boğazı'na yönelik çeşitlenme kalıcı olacak"
Suudi Arabistan coğrafi avantajlardan faydalansa da Hürmüz’ün kapanma ihtimaline karşı onlarca yıldır hazırlık yapıyordu. Doğu-Batı boru hattı, boğazdaki gemilere saldırıların yaşandığı 1980’lerdeki İran-Irak savaşı sırasında devreye alınmıştı. Ancak bu çabalar bile son yıllarda ortaya çıkan tüm bölgesel tehditleri dengelemeye yetmeyebilir.
Kızıldeniz’deki limanlara erişim risksiz değil. Yemen’deki Husiler son yıllarda bölgedeki deniz taşımacılığını sekteye uğratan saldırılar düzenledi. Husiler, İran savaşı sırasında Suudilere yönelik saldırılardan kaçındı. Danışmanlık şirketi Kearney’in kıdemli ortağı Rudolph Lohmeyer’e göre İran’ın Hürmüz üzerinden geçişleri tehdit etme kapasitesini koruyacak olması nedeniyle krallığın limanlarına yönelen trafiğin bir kısmı uzun vadede kalıcı olabilir. Lohmeyer, “Hürmüz Boğazı’ndan uzaklaşmaya yönelik bu çeşitlenme kalıcı olacak” dedi.