Bir insanın genel sağlık durumunu anlamak için tek bir hakkınız olsa ne sorardınız? Ruh sağlığı alanında uzmanlığı olan bir klinik psikolog olarak ben tek soru hakkımı “uykularının nasıl olduğunu” öğrenmek için kullanırdım. Ne de olsa kalp damar sağlığından obeziteye, ruh sağlığından nörolojik rahatsızlıklara kadar en geniş yelpazede bu denli kapsayıcı ikinci bir gösterge düşünemiyorum. Bunun cevabı beni ilk önemli karara –yani “Hekime mi yönlendirilmeli yoksa terapi adayı mı?” sorusunun cevabına– yaklaştıracaktır zira.
Peki, aynı soruyu iş dünyasına uyarlarsak ve “Bu şirkette/şirketle çalışılır mı?” kararı almak için tek bir hakkınız olsa ne sorardınız? Bu sefer cevabı dünyanın en büyük veri ve iş zekası platformlarından Hamburg merkezli, ünlü Statista’dan alıyorum: “Bu şirketi çok sevdiğiniz birine –örneğin yeğeninize– tavsiye eder miydiniz?” Forbes ve Statista’nın 12 yıl önce ABD’de başlattıkları zamanla Almanya, İtalya, İngiltere, İsviçre, Polonya, Kanada, Singapur gibi ülkelere yayılan “En İyi İşveren Araştırmaları”nın merkezinde bu soru yer alıyor.
Forbes ve Statista’nın birlikte yaptığı bu sıralamaların metodolojisi üç temel ilke üzerine kurulu: 1. Bağımsızlık: Araştırma, şirketlerin haberi olmaksızın yürütülüyor. Çalışanlar, işverenlerinin göremeyeceği güvencesiyle anonim online paneller aracılığıyla yanıt veriyor. Hiçbir kurumsal iletişim ekibinin erişemeyeceği bir alan bu. 2. Derinlik: Tek bir anlık “görüntü” değil üç yılın verisi bir arada değerlendiriliyor; yakın tarihe daha yüksek ağırlık veriliyor. Böylece tutarlı biçimde iyi olan ile sadece o yıl parlayan ayrışıyor. 3. Çift eksen: Katılımcılar hem kendi işverenini değerlendiriyor hem de sektördeki diğer şirketlere ilişkin dolaylı bir görüş bildiriyor. İki kaynaktan gelen veri örtüştüğünde sıralama netleşiyor. Burada en önemli iki nokta: Hiçbir şirket kurumsal olarak başvuramıyor, kimse lobi yapamıyor. Çünkü sadece çalışanlar konuşuyor, sistem dinliyor.
Forbes Global geçen yıl bu listenin yapıldığı ülkeler arasına Türkiye’yi de katma kararı aldı. Böylece yaklaşık bir yıldır Hamburg Statista ve Forbes Türkiye ofisleri olarak ortak bir çalışma yürütüyoruz. Veriler toplandı, analizler yapıldı, son rötuşlar, itirazlar, ortak kararlar sonrası derken Haziran 2026’da 400 şirketlik ilk listemizi yayımlıyoruz. Sektörlere göre ayrıştırılmış, bağımsız anket verisiyle sıralanmış, dünyanın en güvenilir işveren değerlendirme metodolojisiyle hazırlanmış olarak.
Şirketler işveren algısını yüksek tutmak için epey emek harcıyor. İletişim ve pazarlama bütçeleri, kurumsal duyurular, sektör söylentileri, medyanın bu amaçla stratejik kullanımı, kurumsal ya da bireysel ödül sistemleri bu algıyı zirvede tutmak için devreye giriyor. Hepsi önemli çabalar elbet. Ama hani denir ya “çocuktan al haberi”, çocukların filtresiz, dürüst dillerine referans var bu sözde. Biz de “içeriyi en iyi bilen” kişiden, yani çalışanın sesinden alıyoruz: Statista’nın kurduğu sistem sayesinde.
Çalışan bağlılığı, kültürel dönüşüm, güçlü işveren markası Türkiye iş dünyasının da gündemindeki kavramlar. İddialı ve başarılı kurumlar bu alanda da iyi olmak, çalışanlar arasında cazip konumlanmak istiyor. Bunun için epey emek ve kaynak harcanıyor. Bu çabalara önemli bir katkı sunacağımıza inanıyorum –ne de olsa bu kadar büyük veriyle tüm ülkeyi kapsayan, bilgiyi eski ve yeni geniş bir çalışan grubundan alan bir liste kıymetli olacak.
Forbes Türkiye En İyi İşverenler Listesi’nin her yıl tekrarlanacak olması bize performansı hem içeride hem sektörde karşılaştırma şansı da verecek. İki yıl sonra hangi şirketler yukarı çıktı, hangisi geriledi, hangi sektör dönüştü –bu soruların yanıtı veri üzerinde okunabilecek. İnsan kaynakları kararları, yatırım değerlendirmeleri, yetenek tercihleri… Hepsi bu zeminden beslenebilecek ve dünyanın önde gelen piyasalarında tam olarak da bu oluyor. Almanya’da, ABD’de bir şirketin Statista - Forbes listesindeki hareketliliği yönetim kurulu gündemine kadar taşınabiliyor. Türkiye’de de öyle olacak.
İlk yıl bir fotoğraf. İkinci yıl karşılaştırma. Üçüncü yıl ise iç ve dış hesap yapılabilir bir zemin. Veri birikmek zorunda çünkü ancak o zaman dönüşüm görünür oluyor. “İyi bir işveren” olmak bir ünvan değil; ölçülebilir, tekrarlanabilir, karşılaştırılabilir bir performans artık. Bu listeyle birlikte Türk iş dünyası o performansın içine adım atıyor.
Başlamak için iyi bir zaman.