Yıllarca liderlik alanında çalışan ve yöneticiler ile kuruluşlarla iş birliği yapan uzmanlara göre, liderlerin sorumlulukları arttıkça başarı anlayışlarının da değişmesi gerekiyor. Bu süreçte kişisel bilgi, başarı ve kontrol üzerinden şekillenen liderlik anlayışından, başkalarının ve organizasyonun başarılı olabileceği koşulları yaratmaya geçiş önem kazanıyor.
Kendini kanıtlama ihtiyacı
Liderlerin kariyerlerinin ilk dönemlerinde uzmanlıklarını göstermek, güvenilirlik oluşturmak ve önemli kararların alındığı ortamlarda yer edinmek için kendilerini kanıtlama ihtiyacı duyabildiği belirtiliyor. Ancak yöneticiler daha üst düzey sorumluluklar üstlendikçe bu yaklaşımın liderliğin önünde bir engele dönüşebileceği ifade ediliyor.
"İfade edilen tevazu" üzerine yapılan araştırmalar da etkili liderlerin kendi sınırlarını kabul etmeye ve ekip üyelerinin güçlü yönlerini ortaya çıkarmaya önem verdiğine işaret ediyor. Bu kapsamda tevazu, özgüven eksikliği olarak değil, her konuda en bilgili kişi olmak zorunda olmadığını kabul edebilme yetkinliği olarak değerlendiriliyor.
Liderler açısından önemli değişimlerden biri de kendi uzmanlıklarını kanıtlama çabasından, çevrelerindeki kişilerin uzmanlıklarına yönelik merak geliştirmeye geçmek olarak öne çıkıyor.
Yargılanma korkusu liderliği zayıflatabiliyor
Liderlerin aldıkları kararların ve sergiledikleri davranışların başkaları üzerindeki etkisini değerlendirmeleri önemli görülürken, öz farkındalık ile sürekli yargılanma kaygısının birbirinden ayrılması gerekiyor.
Öz farkındalık, liderlerin davranışlarının sonuçlarını anlamalarına yardımcı olurken, sürekli olarak başkalarının kendileri hakkındaki düşüncelerini hesaplamaya çalışmaları karar alma süreçlerini olumsuz etkileyebiliyor.
Bu nedenle liderlerin başkalarının değerlendirmelerini sürekli olarak kontrol etmeye çalışmak yerine organizasyonun ihtiyaçlarına odaklanması, daha net kararlar almalarına yardımcı olabiliyor.
Başarıyı kişisel göstergelerle ölçmekten vazgeçmek
Kariyerin ilk aşamalarında çalışanların yaptıkları işlerin görünür olması; performans değerlendirmeleri, terfiler ve daha fazla sorumluluk üstlenmeleri açısından önem taşıyor. Ancak üst düzey liderlik pozisyonlarına gelindiğinde başarı kriterlerinin değişmesi gerekiyor.
Bu aşamada bir fikrin kime ait olduğu veya belirli bir başarının kimin hanesine yazıldığı yerine, organizasyonun genel performansı önem kazanıyor.
Liderlerin kendi başarılarını takip etmekten çok ekip üyelerinin katkılarını görünür kılması ve başarılarını takdir etmesi de bu dönüşümün önemli parçalarından biri olarak değerlendiriliyor. Bunun yanında işler ters gittiğinde sorumluluğun üstlenilmesi, liderlik açısından kritik bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.
Her kararı kontrol etme isteği
Liderlerin sorumlulukları arttıkça kararların sonuçları da daha önemli hale geliyor. Bu durum, yöneticilerin daha fazla karara doğrudan müdahil olmasına yol açabiliyor. Ancak günlük ve düşük öncelikli kararların tamamını kontrol etmeye çalışmak, liderlerin stratejik konulara ayırabileceği zamanı azaltıyor.
Yetki devri bu noktada önemli bir liderlik becerisi olarak öne çıkıyor. Etkili yetki devrinin verimlilikle, CEO'lar üzerine yapılan araştırmalarda ise daha hızlı şirket büyümesiyle ilişkilendirildiği belirtiliyor.
Bir organizasyonda her kararın liderin onayından geçmesi gerektiğinde yöneticinin kendisi bir darboğaza dönüşebiliyor. Bu durum uzun vadede şirketin büyüme kapasitesini sınırlayabiliyor ve organizasyonun gelecekteki performansını etkileyebiliyor.
Liderlikte gelişim, bırakmayı da gerektiriyor
Liderlik gelişiminin yeni bilgi ve beceriler edinmenin yanı sıra, geçmişte işe yarayan bazı davranışların artık bir engel haline geldiğini fark etmeyi de gerektirdiği belirtiliyor.
Kendini kanıtlama ihtiyacından vazgeçmek daha fazla dinlemeye ve ekipteki uzmanlıktan yararlanmaya, yargılanma kaygısını geride bırakmak daha net kararlar almaya, kişisel başarı göstergelerine odaklanmayı bırakmak ise ekip üyelerinin katkılarını öne çıkarmaya imkan sağlayabiliyor.
Benzer şekilde, her kararı kontrol etme isteğinden uzaklaşmak liderlerin stratejiye, güven inşa etmeye ve kritik kararlar almaya daha fazla zaman ayırmasını sağlayabiliyor.
Bu yaklaşım, liderlikte gelişimin yalnızca "ne öğrenildiğiyle" değil, sorumluluklar değiştikçe "neden vazgeçildiğiyle" de yakından ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.