Temmuz ayında yayımlanan tahminlerle karşılaştırıldığında büyüme beklentilerinde aşağı yönlü bir revizyon görülürken, ihracattaki zayıf seyrin ekonomik aktiviteyi sınırladığı belirtildi. Buna karşın enflasyondaki düşüşün reel gelirleri desteklemesi ve altyapı yatırımlarının sürmesiyle iç talebin büyümenin temel kaynağı olmaya devam edeceği öngörüldü.
Hizmetler ve inşaat sektörlerinin sanayiye kıyasla daha güçlü performans göstermesi beklenirken, imalat sanayisinin dış talepteki toparlanmayla birlikte kademeli olarak ivme kazanacağı tahmin edildi.
Enflasyon tahmini yüzde 31,5'e çıktı
ADB, Türkiye için ortalama enflasyon beklentisini de yukarı yönlü güncelledi. Rapora göre tüketici fiyatlarındaki ortalama artışın 2026'da yüzde 31,5, 2027'de ise yüzde 23,5 olması bekleniyor.
Sıkı para politikasının kredi büyümesini baskılamaya ve enflasyon beklentilerini kontrol altında tutmaya devam edeceği belirtilirken, dezenflasyon sürecini zorlaştırabilecek çeşitli unsurlara dikkat çekildi. Gıda fiyatlarındaki yüksek seyir, hizmet enflasyonundaki katılık, döviz kuru hareketleri ve enerji maliyetleri bu riskler arasında sıralandı.
Bütçe açığında düşüş beklentisi
Raporda Türkiye'nin mali görünümüne ilişkin tahminler de yer aldı. Merkezi yönetim bütçe açığının 2026'da GSYH'nin yüzde 3,5'i düzeyinde gerçekleşmesi, 2027'de ise yüzde 3'e gerilemesi bekleniyor.
Faiz dışı fazlanın bu yıl GSYH'nin yüzde 0,8'i, gelecek yıl ise yüzde 0,5'i seviyesinde olması öngörülüyor. Kamu borcunun ise tahmin dönemi boyunca GSYH'nin yaklaşık yüzde 25'i civarında istikrarını koruyacağı tahmin ediliyor.
Cari açık ve Orta Doğu riski
Türkiye'nin cari açığının 2026'da yüksek seviyesini koruması beklenirken, güçlü turizm gelirleri ve hizmet ihracatının mal ticaretindeki açığın bir bölümünü telafi edeceği öngörülüyor.
ADB'ye göre Türkiye ekonomisi açısından en önemli aşağı yönlü risklerden biri Orta Doğu'daki çatışmaların uzaması. Çatışmaların enerji fiyatlarını yüksek tutması ve finansal baskıları artırması halinde ekonomik görünümün olumsuz etkilenebileceği belirtildi.
Buna karşılık, dezenflasyonun beklenenden daha hızlı ilerlemesi ve ekonomi politikalarında disiplinin korunması, makroekonomik istikrarı destekleyebilecek unsurlar olarak öne çıktı.