Arama

Dönüşümün farklı yüzleri

Eylül sayımızın kapağında Türkiye’den çıkmış en başarılı küresel girişimcilik hikayesinin ve son dönemin en dikkat çekici servet sıçramalarından birinin sahibi Hamdi Ulukaya var.

Dönüşümün farklı yüzleri
Chobani Kurucusu Hamdi Ulukaya, Fotoğraf: Ergun Candemir

Chobani markasını küçük bir yoğurt işletmesinden ABD’nin önde gelen gıda şirketlerinden birine dönüştüren Hamdi Ulukaya, bugün tahmini 13,5 milyar dolarlık servetiyle Forbes Türkiye’nin En Zengin 100 Türk listesinin açık ara zirvesinde. Elbette hikayenin yalnızca “başarı” kısmıyla ilgilenmedik. Chobani’nin ABD’de devam eden yatırımlarına, yoğurdun ötesine geçen büyüme stratejisine ve şirketin ulaştığı ölçeğe baktık. Aynı zamanda Ulukaya’nın Türkiye ile yeniden güçlenen bağlarını; girişimcilik programlarından son dönemde dikkat çeken spor yatırımları ve sponsorluklarına kadar uzanan yeni dönemini konuştuk. 

Sayfalarımızda yer alan başka haberler de aslında benzer bir sorunun farklı cevaplarını veriyor: Türkiye’den çıkan şirketler ve girişimciler, kendi sınırlarının ötesinde ne kadar büyük bir oyun kurabilir?

Bozankaya bunun sanayideki güçlü örneklerinden biri. Türkiye’de raylı sistem araçları üretip Avrupa ve Asya ülkelerine ihraç eden şirketin yeni hedefi, Avrupa’da bir ürettim üssü kurarak küresel raylı sistem pazarında daha iddialı bir konuma gelmek.

Hesaplamalarımıza göre Türkiye kökenli oyun dışı uygulama şirketlerinin yıllık yaklaşık 2 milyar dolarlık bir ekonomi yarattığını tahmin ediyoruz. “App Takımı” dosyamızdaki genç kuşak girişimcilerle tanışın, eminim onları takdir edeceksiniz… Kurdukları şirketler Türkiye’de geliştirilen fikrin ve teknolojinin dünyanın dört bir yanındaki kullanıcılara satılabildiği yeni bir ihracat modelini temsil ediyor. Üstelik fabrikası, konteyneri ve geleneksel lojistik zinciri olmayan şahane bir ihracat bu.

Matlı Şirketler Grubu’nda ise başka türden bir dönüşüm var. 1965’te soğan ticaretiyle başlayan şirketin yönetim kurulu başkanı Özer Matlı’nın “tarladan sofraya protein ekosistemi” olarak tarif ettiği yeni yapı giderek genişleyen entegre bir değer zinciri üzerine kuruluyor. 

Bu şirketlerin ortak noktası, büyümeyi yalnızca daha fazla üretmek ya da daha fazla satmak olarak tanımlamamaları. Yeni pazarlar, yeni ürünler, teknoloji ve küresel ölçek arayışı büyümenin kendisini yeniden tarif ediyor.

Eylül sayımızda tam da bu dönüşümün farklı yüzlerini anlatıyoruz.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok