Almanya’da Sol partinin pazar günü Berlin eyalet seçimlerindeki zaferi, Doğu Almanya'da aşırı sağın ilerleyişinin gölgesinde kaldı. Ancak sonuç ülkenin başbakanı Friedrich Merz'in iktidar koalisyonu için bir başka yenilgi oldu. Sol partinin başbakan adayı Elif Eralp, kampanyasını Alman başkentinde hızla yükselen konut maliyetleri üzerine kurdu ve şehrin konut stokunun büyük bir bölümünü oluşturan özel konut şirketlerini kamulaştırma sözünü derhal yerine getireceğini açıkladı.
Partinin önceki seçimde aldığı oy oranını yaklaşık ikiye katlayan sonuç, ülkenin yeniden birleşmesinden 36 yıl sonra, eski Doğu Almanya'nın komünist partisinden doğan Sol partiden bir ismin Berlin'in ilk belediye başkanı olmasının önünü açabilir. Berlin'de kutlama yapan parti üyelerine konuşan Eralp, "Bugünden itibaren Berlin'i birlikte değiştiriyoruz" dedi. Sol Parti yüzde 25,3 oy alarak yüzde 19'da kalan CDU'nun ve yüzde 16 oy alan aşırı sağcı AfD’nin önünde yer aldı. Parti ayrıca merkez sol SPD’yi yüzde 12,1 ile açık ara geride bıraktı.
Seçimin ana odağı konut sorunuydu
Sandıkların kapanmasının ardından yaptığı ilk açıklamalarda, Türkiye’de 1980'deki darbeden kaçan sol görüşlü bir ailenin 45 yaşındaki kızı Eralp, giderek zorlaşan kiralık konut koşullarının Berlin’deki "en büyük toplumsal sorun" olduğunu söyledi. Eralp, 2021'de yapılan ve seçmenlerin yüzde 58'inin konutların kamulaştırılmasına yönelik yasal düzenlemeleri desteklediği referandum doğrultusunda, konut şirketlerinin kamulaştırılması sürecini başlatma ve "spekülasyonu Berlin'den uzaklaştırma" sözü verdi.
Yaklaşık 220 bin konutun devlet mülkiyetine geçirilmesini öngören bu politikanın hayata geçirilip geçirilmeyeceği ise belirsizliğini koruyor. SPD Genel Sekreteri Tim Kluessendorf, konut şirketlerinin kamulaştırılmasının yaklaşık 20 milyar euro’ya mal olacağını söyledi. Infratest Dimap tarafından yapılan bir anket de araştırmaya katılanların yalnızca yüzde 37'sinin kamulaştırmayı desteklediğini ortaya koydu.
Berlin'deki pazar günü seçimleri, AfD'nin 6 Eylül'de Saksonya-Anhalt'ta elde ettiği başarının ardından Mecklenburg-Vorpommern eyaletindeki bir seçimde de birinci olduğu gün gerçekleşti. Parti ayrıca Berlin'de şimdiye kadarki en yüksek oy oranına ulaştı. Ancak AfD ilgiyi üzerine çekmiş olsa da Sol parti de merkez sol ve merkez sağdaki ana akım partilere karşı oluşan genel eğilimden yararlandı.
Koalisyon tartışmaları
Bu yıl düzenlenen diğer dört eyalet seçiminde olduğu gibi Alman ekonomisinin içinde bulunduğu kötü durum ve geleceğe ilişkin belirsizlik Berlin seçimlerini de etkiledi. Seçimin ana odağı ise kiraların maliyeti oldu. Ancak Eralp'ın önünde önemli engeller bulunuyor. SPD ve çevreci Yeşiller partisi, Sol parti ile koalisyona katılmaya istekli olduklarının sinyalini verdi. Ancak Yeşiller lideri Felix Banaszak, Berlin'deki Sol partinin bazı kesimlerine yöneltilen antisemitizm suçlamalarının ele alınması gerektiğini, aksi takdirde bir ortaklığın mümkün olmayacağını söyledi. Banaszak, "Antisemitizmle mücadele konusunda net bir taahhüde ihtiyacımız var; aksi takdirde bizimle işler yürümez" dedi. Sol parti, antisemitizmin yanı sıra ırkçılık ve cinsiyetçilik de dahil olmak üzere her türlü "grup temelli düşmanlığa" karşı olduğunu belirterek sistematik antisemitizm suçlamalarını reddediyor.
Merz’in görevden alınması çağrıları
Friedrich Merz partisi CDU’nun eyalet seçimlerinde tarihindeki en kötü sonucu elde edip tek bir sandalye bile kazanmak için yeterli oyu toplayamamasının ardından, Almanya başbakanı olarak görevine devam edeceğini açıkladı. Merz Berlin’de yaptığı açıklamada, “Bunu güzelleştiremeyiz, tam bir felaketti” dedi. İki hafta önce Saksonya-Anhalt’ta CDU’nun göç karşıtı AfD’ye karşı şaşırtıcı bir yenilgiye uğraması, Almanya’nın siyasi camiasını sarsmıştı. Bu olaylar, Merz’in başbakanlığına ağır bir darbe vurdu ve taban üyeleri arasında, anketlere göre savaş sonrası Almanya’nın en az sevilen başbakanı olan Merz’in, göreve geleli sadece 16 ay sonra görevden alınması yönünde çağrılar yükselmesine neden oldu.
Geçen hafta sekiz CDU eyalet lideri, şansölyenin arkasında olduklarını belirten bir açıklamayla olası bir gerginliği yatıştırmaya çalıştı ancak birçok parti yetkilisi, onun liderliğinin daha fazla zarara yol açacağına inanıyor. Parti içinden gelen açıklamalara göre şimdilik iktidarda kalsa da görevden ayrılması çok da geçmeden gerçekleşebilir.
Elif Eralp kimdir?
Elif Eralp, 1981 yılında Almanya, Münih’te doğdu. Sosyalist ve sendikacı ailesi, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Türkiye'den ayrılarak Almanya'ya gitti. Sekiz yaşındayken ailesiyle Hamburg’a taşınan Eralp eğitimini de orada tamamladı. Eralp, liseden mezun olduktan sonra 2001-2007 yılları arasında Hamburg Üniversitesi'nde hukuk okudu. Ardından Hamburg Bölge Mahkemesi, Berlin'deki BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Ottawa'daki Almanya Büyükelçiliği ile göç ve iltica hukuku konusunda alanında uzmanlaşmış bir hukuk bürosundaki stajlarını tamamladı. 2009 yılında Hamburg'da İkinci Devlet Hukuk Sınavı'nı geçerek hukuk eğitimini bitirdi.
2010 yılında Berlin'e taşınan Eralp Sol partinin (Die Linke) meclis grubunun "Sivil Haklar ve Demokrasi" çalışma grubunda hukuk politikaları danışmanı olarak çalışmaya başladı. 2017 yılında partiye katılan Eralp, Aralık 2018'de partinin Berlin eyalet örgütünün 7. eyalet parti kongresinde ilk kez eyalet yürütme kuruluna, Mayıs 2025'teki 10. eyalet parti kongresinde ise ilk kez eyalet başkan yardımcılığına seçilmiştir. Parti içi faaliyetlerinin yanı sıra ırkçılığa karşı ve herkes için erişilebilir konut hakkını savunan girişimlerde de aktif rol alıyor. Ayrıca göçmen derneği Allmende e.V. bünyesindeki çalışmalarda da yer aldı.
2021 yılında Die Linke'nin Berlin örgütü Eralp'ı Friedrichshain-Kreuzberg 2 seçim bölgesinde doğrudan temsilci ve 2021 Berlin eyalet seçimleri için eyalet listesinde yedinci sıra için aday gösterdi. Eralp, aday olma motivasyonlarından biri olarak 2020'deki aşırı sağcı Hanau saldırılarını gösterdi. Görevdeki Yeşil parti adayı Marianne Burkert-Eulitz'e yüzde 38,5'e karşı yüzde 28,5 oy oranıyla kaybetmesine rağmen, eyalet listesinde yedinci sırada yer alması yine de Berlin Temsilciler Meclisi'ne girmesine ve Die Linke'nin grubuna katılmasına olanak sağladı. 2023 yılında yeniden seçildi.