Finans dünyasının küresel devlerinden biri olan QNB Group’a bağlı QNB Türkiye, ‘uluslararası bir marka olma vizyonu' ve ‘bütünleşik marka mimarisi yaratma misyonu’ ile öne çıkıyor. 2003 yılından beri kurum kültürünü geliştirmeye odaklanan QNB, aynı zamanda Türkiye’de insan odaklı kurum kültürü ve işveren markasının dönüşümüne öncülük eden kurumlardan biri. QNB İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cenk Akıncılar ise sosyal liderlik kavramının en iyi örnekleri arasında yer alıyor.
22 yıllık QNB Türkiye kariyerinizle örnek bir başarı hikayesine imza attınız. Bu istikrarlı yolculukta sizi motive eden unsurlar nelerdi ve markanın etkisi nasıldı?
Matematik bölümü mezunuyum, Eskişehir Anadolu / Osmangazi Üniversitesi’nde keyifli bir öğrencilik hayatım oldu. 2003’ten itibaren Finansbank, şimdiki adı ile QNB’de çalışıyorum ve insan kaynaklarının her alanında deneyim sahibiyim. 2019 yılından itibaren ise insan kaynakları genel müdür yardımcısı olarak görev yapıyorum. Aynı zamanda Peryön, Değerlisin Derneği, Yeniden Biz gibi derneklerde yönetim kurulu üyesi, İlk Fırsat - Esas Sosyal ’de danışma kurulu üyesi, EMCC Türkiye yönetim kurulu üyesi ve Yanındayız Derneği gönüllüsü olarak çalışıyorum. Özel Sektör Gönüllüleri Derneği’nde yönetim kurulu başkanlığı görevim de devam ediyor.
Özgüvenin yanı sıra insanın kendisine dair hayallerinin olmasının, o kişiyi başarıya götürecek önemli bir faktör olduğunu düşünüyorum. Geldiği noktaya neden yöneldiğini anlayabilen ve anlatabilen, hedeflerine giden yoldaki motivasyonunu doğru aktarabilen kişi benim için ne istediğini bilen kişidir. Ne istediğini veya istemediğini bilen birinin motivasyonu da enerjisi de doğru yönlendirilmiştir.
İş dünyasında insan ve etki odaklı liderlik dendiğinde ilk akla gelen isimlerdensiniz. Sosyal liderlik anlayışı sizin için ne ifade ediyor? Ayrıca, dijital kanalları ve sosyal medyayı aktif kullanan bir lider olarak, bu araçların sosyal liderlik algısını nasıl dönüştürdüğünü düşünüyorsunuz?
Sosyal liderlik anlayışı, liderin görevlerini yerine getirirken ait olduğu topluluğun yanı sıra daha geniş bir bakış açısıyla ilerleyerek toplumun refahını ve gelişimini de ön planda tutmasını içeriyor. Dolayısıyla “Sosyal liderler bulunduğu ortamda empati ve adalete dayanan bir iş ortamı, ilham verici bir amaç ve sürdürülebilir uygulamalar teşvik eder” diyebiliriz.
QNB Türkiye olarak liderlik şeklimiz ile fark yaratmaya, özellikle değer bilen ve odağında insan olan, ‘hizmetkar liderlik’ tarzını kuruma yaymaya çalışıyoruz. İnsan odaklı yaklaşımların ve iletişimin daha da önem kazandığı bir dönemde yaşıyoruz. Bu durum liderlik anlayışına da yansıdığı için şefkatli / hizmetkar liderliğin önemi ortaya çıkıyor. Ben geleceği ‘değer bilen etkin liderlerin’ şekillendireceğine inanıyorum. Bu dönüşümde ve iletişimde sosyal medya mecralarından ve dijital iletişim araçlarından faydalanıyorum. Hem değer yaratmak hem de birlikte öğrenmek için sosyal medyanın güçlü bir araç olduğunu düşünüyorum.
Değerli bir işveren markası yaratma amacıyla işe alım stratejilerinizde öncelikleriniz neler?
İşe alımlarının yüzde 85’ini yeni mezunlardan yapan bir kurum olarak doğru yeteneklere ulaşmak, kuruma kazandırmak, verimlilik ve bağlılıklarına olumlu etki edecek uygulamalar geliştirmek, müşteri memnuniyetine ve bankanın hedeflerine ulaşmasında en önemli unsurlar. Çalışanın kurumu seçtiği bir dünyada, işveren markasının öneminin bilinciyle gençlere ulaşabildiğimiz her alanda var oluyoruz. Biz de yöneticilerini kurum içerisinden yetiştirmeyi hedefleyen bir banka olarak bu hedefimizi UP Club, Fin-ally MT Programı, Career, Audit Pro, QNB 101 adlı yetenek kazanım programlarımız ile gerçekleştiriyoruz. Genç yeteneklerimizin yanı sıra tecrübeli alımların değerini de göz ardı etmeyerek bir denge kuruyoruz.
Rekabetin ve regülasyonların yoğun olduğu bankacılık sektöründe çalışan deneyimini ve mutluluğunu ön planda tutarak sosyal marka olmayı nasıl başarıyorsunuz?
QNB Türkiye ile temas eden herkese ‘insan odaklı’ bir deneyim yaşatmak ana amacıyla aday deneyiminden işten çıkış sürecine kadar çalışan yaşam döngüsü içerisinde yer alan ‘önemli anlara’ yönelik çalışanın sesine kulak vermek her zaman önceliğimiz. Çalışanların değerlerini ve ihtiyaçlarını anlamak için ilişki kurmaya odaklanıp bu değerleri ve ihtiyaçları ele alan, takım çalışmasını destekleyen ve performansı motive eden ödüller sunmaya çalışıyoruz. Çalışan Mutluluğu ekibimizle '’çalışanı değerli kılacak'’ yaklaşımlara odaklanıyoruz. Well-being bakış açısını odağımıza alarak ruh- beden- zihin sağlıklarını gözetecek sosyal, kültürel, sportif aktiviteler sunuyoruz. Konser, tiyatro, sinema, atölye gibi çeşitli etkinliklerle çalışanlarımıza sosyo-kültürel yönden katkı sağlıyoruz.
Banka olarak çalışanları tanımaya yönelik araştırma ve analizler yapmanın; sonuçlar doğrultusunda çalışanların ihtiyaç ve beklentilerine yönelik kişisel dokunuşlar ve uygulamalar gerçekleştirmenin, bu süreçte dijitalleşmenin olumlu etkilerinden yararlanmanın çok önemli olduğunu düşünüyoruz.
Dijital dönüşüm bankanın insan kaynakları stratejisini nasıl etkiledi? Dijitalleşme, çalışan bağlılığını güçlendirme, iş süreçlerini geliştirme ve sosyal fayda yaratma konusunda nasıl bir katalizör rolü üstleniyor?
Dijital dönüşümle iş dünyasında dinamiklerin değiştiğini ve bu değişimin sürekli bir durum olduğunu görüyoruz. Son yıllarda oldukça yaygınlaşan İK yazılımları ve dijital platformlar ile alınan çıktıların ve büyük verinin analizini daha doğru bir şekilde sağlayabiliyoruz. Aynı zamanda yetenek kazanımı ve yönetimine dair tüm strateji ve operasyonlarımız da derinden etkilendi. Yapay zekâ destekli işe alım araçları, aday takip sistemleri, çalışan bağlılığına yönelik bağlılık ve geri bildirim, performans yönetimi gibi süreçler dijitalleşme sayesinde daha şeffaf ve etkin bir şekilde yürütülüyor. Tüm bu gelişmeler, insan kaynakları iş süreçlerinin verimliliğini artırırken aynı zamanda çalışan deneyimini de doğrudan etkiliyor. Yapay zekanın kullanım alanı ve kapsamının kişiselleştirmeye doğru yönelerek daha gelişmiş bir forma bürünebileceğini bekleyebiliriz.
QNB Türkiye olarak; her bir çalışanın sesini duyuyor, kişiselleştirilmiş yaklaşımlar ve süreçlerle bağlılığı ve verimliliği artırmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda dijitalleşmeye yönelik aldığımız aksiyonlarımız çalışan iletişiminde avantaj sağlıyor. Banka olarak teknolojik gelişmelere açık, analitik ve yaratıcı düşünme, aktif öğrenme, kritik düşünme ve analiz yeteneği olan karmaşık sorunları çözme, liderlik ve sosyal etki alanlarındaki ekiplerin gelişimine odaklanacağız.