ABD Başkanı seçilen Donald Trump tüm dünyayı şaşırtan kararlarla görevine başladı. World Economic Forum Davos’ta konuşan Trump, petrol fiyatlarının üretim artışıyla düşürülmesi gerektiğini ve elektrikli otomobilleri desteklemeyeceğini söyledi. İklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik Biden döneminde atılan adımlardan vazgeçeceği anlaşılan Trump’ın otomotiv sektörüne en büyük etkisi elektrikli otomobillere ABD’de uygulanan teşvikleri kaldıracağına dair söylemi olacak. ABD’de belirli kurallara uyan elektrikli, PHEV ve hidrojen yakıt hücreli otomobillere 7 bin 500 dolara kadar destek veriliyor. İkinci el alımlarda da 4 bin dolara kadar destek söz konusu. Trump’ın açıklamasına Elon Musk’ın yanı sıra GM CEO’su Mary Barra’dan da destek açıklaması geldi.
Barra, X mesajında, güçlü ABD otomotiv endüstrisi hedefi için birlikte çalışmayı beklediklerini söyledi. Diğer yandan Stellantis Grubu’nun ABD’li markalarıyla (Chrysler, Jeep, Dodge, RAM) ilgili olarak Trump ile bir görüşme yapan Stellantis Yönetim Kurulu Başkanı John Elkann da ABD’de yatırımları arttıracaklarını söyledi. Ford da Trump’ın yemin töreni için 1 milyon dolar ve araç filosu bağışı yaparak desteğini göstermişti. İşin ilginç yanı, ABD’de teşviklerin kaldırılmasının Musk tarafından da destekleniyor olması. Tabii araç başına 8 bin doların üzerinde kâr ettiği iddia edilen Tesla’nın vergi destekleri kaldırıldığında da kârlılığını sürdürebilecek olması, şarj ağının kâr merkezi olması gibi avantajları unutmamak gerekiyor. Çinli markaların da ABD pazarına girememesi, Amerikan markalarına hibrit ve içten yanmalı modellerle ayakta kalma ve gelişim için zaman yaratma fırsatı verecek.
Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi başkanlarının da katıldığı zirvede Trump’ın Make America Great Again (MAGA) söylemine karşılık sarfettiği “Make Europe Great Again” sloganı da Trump’ınkinden farklı bir amaç taşımıyor. Avrupa Birliği’nin ekonomi, üretim ve teknoloji geliştirme açılarından yavaş kaldığına dikkat çeken Orban, enerji fiyatlarının ve dolayısıyla üretim maliyet artışları yüzünden Avrupa’nın rekabetçi olmaktan uzaklaştığını söylemişti. Almanya seçim heyecanı yaşarken Elon Musk’ın X’te “From MAGA to MEGA, Make Europe Great Again!” paylaşımı yapması da çok konuşuldu.
Peki, MAGA ve MEGA, otomotiv sektörü için tam olarak ne anlam ifade ediyor? Otomotiv dünyasının özellikle son 10 yıldır en önemli gündem maddesi elektrikli otomobiller. Tesla ve Çinli otomobil markalarının elektrikli otomobil pazarındaki hızlı gelişimi, Avrupa, ABD ve Japon markalarını zor durumda bıraktı. Avrupa Birliği’nin sürekli sıkılaşan egzoz emisyon normlarına uyum sağlamak için uğraşan otomobil firmaları elektrikli otomobil çağını yakalamakta zorlandı. Tesla’nın dünyanın en büyük üç pazarında (ABD, Çin ve Almanya) kurduğu üretim tesisleriyle dünyanın en büyük elektrikli otomobil üreticisi olması bir yana Tesla Model Y’nin 2023’te Avrupa pazarında en çok satan otomobil olması dikkat çekmişti.
Diğer yandan elektrikli otomobil konusunda 2000’li yılların başından beri devlet desteğiyle ürün geliştiren Çinli markalar da elektrikli ve PHEV (şarj edilebilir hibrit) otomobil teknolojilerinde çok ilerledi. Uygulanan teşvikler sayesinde Çin pazarı hızlı bir dönüşüm sergilerken düşük üretim maliyetleri ve desteklerle Avrupa başta olmak üzere farklı pazarlara girmeye başlayan Çinli markalar da Avrupalı üreticiler için tehlike çanlarını çaldırmaya başlamıştı.
Özellikle Çin’de yatırımları bulunan ve Çin pazarından iyi kâr eden Alman markaların pazar kaybetmesi de Avrupalı markaları hızlı bir dönüşüme zorluyor. Bu dönüşüm için zaman gerekli ve Avrupa, markalarına bu zamanı yaratabilmek için önlem almaya çalışıyor. Çin markalarının Avrupa pazarına uygun fiyatlarla girmesini engellemeye yönelik olarak gümrük duvarının yükseltilmeye başlaması şimdiye kadar alınan en önemli önlem olarak gösterilebilir. Tabii Stellantis Grubu’nun Leapmotor ile yaptığı ortaklıkla Avrupa’da üretim yapıp Stellantis bayi ağında Leapmotor modellerini satma kararı, BYD’nin Macaristan ve Türkiye’de yatırım kararı alması, Chery’nin İspanya’da yerel bir markayla iş birliğiyle üretime başlaması surlarda açılan gediklere benziyor. Avrupa’nın en büyük otomobil pazarı olan Almanya’da elektrikli otomobillere yönelik desteklerin kaldırılması da bu önlemlerden biri.
2024 yılında Çinli markalar Almanya’da beklediklerini alamadı. Çinli markalarının Almanya’daki toplam satışları yaklaşık yüzde 24 düştü. Almanya otomobil pazarı yaklaşık yüzde 1 düşerken elektrikli otomobil satışlarındaki düşüş yüzde 27’yi buldu. En iddialı Çin markalarının başında gelen BYD’nin Almanya pazarındaki satış kaybı yüzde 30 oldu. Özellikle hibrit motorlu otomobiller konusunda yıllardır başı çeken Toyota ve Honda gibi Japon markalarıysa elektrikli otomobil rekabetinde hâlâ istedikleri noktada değil.
Bu teknolojiye çok temkinli yaklaşan Japon markaları kendi aralarında kurdukları iş birlikleriyle yeni çağa ayak uydurmaya çalışıyor. Avrupalı ve Japon markaların yanı sıra ABD’li markalar da elektrikli dönüşümünde zor bir dönemden geçiyordu. Tesla dışında elektrikli otomobil pazarında başarılı olan bir Amerikan markası bulunmuyor. Ford da Avrupa pazarında elektrikli modellerinde istediği başarıyı kazanamadı. Jeep, Stellantis platformundaki Avenger ile daha görünür olsa da rekabette öne çıkamıyor.
Avrupalı markalar sadece Çinli markalar ya da Tesla’yla değil aynı zamanda egzoz emisyon normlarıyla da mücadele ediyor. 2025’te 2021 yılında geçerli normlara göre yaklaşık yüzde 15 daha az karbondioksit emisyonuna ulaşması gereken markalar ciddi cezalarla karşı karşıya. Örneğin VW Grubu, 2025’te 1,6 milyar euro emisyon cezası ödeyeceğini hesaplamış. Yapılan hesaplamalara göre markaların satışlarının en az yüzde 20’sinin elektrikli olması durumunda cezadan kurtulabilmeleri mümkün olabilir. Elektrikli otomobillerden elde edilen kârın içten yanmalılarda düşük olması da markaların toplam kârlılığını düşürüyor. Bu aşamada asıl kâr eden Tesla gibi markalar oluyor. Emisyon cezası ödemek istemeyen markalar elektrikli otomobil üreticileriyle havuz oluşturup bu markalardan emisyon kredisi satın alıyor. Örneğin, Stellantis, Toyota ve Ford, Tesla’dan, Mercedes-Benz ise Volvo ve Polestar’dan emisyon kredisi almayı planlıyor.
Alman markalar içerisinde elektrikli dönüşüm konusunda en başarılı markaların başında BMW geliyor. 2013’te i3 ve i8 modelleriyle elektrikli dünyaya giriş yapan BMW, en önemli rakipleri Mercedes-Benz ve Audi’nin önünde yer alıyor. Geleneksel modellerinin içten yanmalı, hibrit ve elektrikli versiyonlarıyla müşterilerinin karşısına çıkan BMW’nin Almanya’da elektrikli otomobil satışlarının gerilemesine karşın yükselmesi, reçetesinin doğru olduğunu gösteriyor. Diğer yandan VW’in yaşadığı yazılım sorunları bu pazarda istediği ivmeyi yakalayamamasına sebep oldu. Türkiye’de de satışa sunulan ID7’ye gelen talep VW yöneticilerinin yüzünü güldürürken Avrupa’da 25 bin euro’nun altında fiyatla satılacağı açıklanan ID2’den çok umutlu olduklarını saklamıyorlar. Renault da R5 modeliyle yeni bir atılım yaparken Stellantis Grubu markaları da BMW gibi aynı gövdede farklı güç ünitesi seçenekleriyle (benzinli, hibrit, elektrikli) rekabet ediyor. Ancak otomotivde MEGA için üretim maliyetlerinin düşürülmesi, yazılım, otonom sürüş gibi konularda Avrupalı markaların Tesla ve Çinli markaların seviyesine gelmesi gerekiyor.