Arama

Orhan Holding, Tesla'dan Lamborghini'ye uzanan müşterileriyle küresel otomotivde güçlü adımlar atıyor

Orhan Holding otomotiv yan sanayinde 13 ülkede 26 fabrikasıyla küresel bir oyuncu. 1 milyar euro cirolu holdingin yönetim kurulu başkanı Murat Orhan, “Mesele ciro değil kârlılık” diyor. Üç yılda yüzde 10’dan 5,5’e inen kâr marjıyla sektör “var olma savaşına” girebilir...

05 Nisan 2025, 08:00 Güncelleme: 05 Nisan 2025, 08:34

Bundan 53 yıl önce koltuk süngeri üretimiyle işe başlayan Bursa merkezli küresel otomotiv yan sanayi tedarikçisi Orhan Holding’in bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD’den Çin ve Hindistan’a 13 ülkede toplam 26 fabrikası var. Elbette bunca fabrika sadece sünger yapmıyor. Zaman içinde akışkan transfer sistemleri, otomobil koltuğu ve parçaları, vites mekanizmaları, egzoz sistemleri, paslanmaz çelik boru ve hortumlar eklenmiş durumda. Ne var ki, bu listeye ilave edebileceğimiz daha onlarca otomotiv parçasını üreten, ciroda 1 milyar euro (yüzde 30’u ihracattan) eşiğini aşan Orhan Holding’in yönetim kurulu başkanı ve ikinci kuşak temsilcisi Murat Orhan’ın gündeminde artık büyüme değil kârlılık var: “Ülke bazında inişler çıkışlar oluyor istediğimiz şekilde büyüyemiyoruz, şu anda kârlılık odaklıyız. Özellikle ana üretim üssümüz Türkiye olduğu için enflasyondan dolayı artan maliyetleri müşteriye kolay kolay yansıtamıyoruz.” 

Murat Orhan dünyada ilk 100 otomotiv şirketi arasına girmeyi kendine hedef koymuşken değişen konjonktürle artık başka bir noktada: “Biz otomotivde ilk 100’e girmek istiyorduk ama şu an ‘var olmak’ istiyoruz. Otomotivde ne yöne gittiğimiz artık çok belli değil, elektrikli araç konusu hız kazanmıştı ama orada da frene basıldı.” 

Temeli İbrahim Orhan’ın 1972’de kurduğu Teknik Malzeme’nin Renault ve Tofaş’a koltuk süngeri üretmesiyle atılan, 53 yılda birçok Avrupalı ve ABD’li şirket için lisanslı üretim yaptıktan sonra çoğuyla ortaklığa giden Orhan Ailesi, bu ortaklıkların tüm hisselerini zaman içinde devraldı. Bu şekilde büyüme stratejilerini büyük oranda “yabancı ortaklık” üzerine inşa ederek global bir otomotiv oyuncusu haline geldi. Tesla’ya pil soğutma sistemleri de üreten Orhan Holding’in uzun bir müşteri listesi var: Renault, Stellantis Group, Ford Motor, GM, BYD, Chery, Tata, Audi-BMW, Lamborghini, McLaren, Mahindra, Tata, Harley Davidson. Konu ortaklık olunca Murat Orhan oldukça rahat: Türkiye pazarına girmek isteyen önce bizim kapımızı çalar” diyor ve ekliyor, “Türkiye’de ortaklık yapma alışkanlığı çok yoktur. Ortaklıklar ya çok para kazanınca ya da çok para kaybedince bozulur. Biz ortaklarımızla belli bir dengede ve kesinlikle en ahlaklı şekilde çalıştığımız için sıkıntımız olmadı. Ortağımızın da menfaatini kollayan bir grup olduğumuz için hep tercih edilen bir şirket olduk.”

Renault ve Tofaş’a koltuk üretimi

Orhan Holding’in ilk adımları Bursa’nın otomotiv sektöründe üretim üssü haline gelmeye başladığı 1970’li yıllara denk geliyor. İTÜ Makine Mühendisliği mezunu kurucu İbrahim Orhan, önce Karayolları Genel Müdürlüğü’nde ardından Alarko’da proje mühendisliği yaptığı dönemlerde edindiği deneyimle Bursa’nın Gazcılar Caddesi’nde birkaç arkadaşıyla açtığı tesisat dükkanı fabrikalara, apartmanlara ve evlere tesisat, ısıtma, soğutma ve kazan dairesi projeleri yaparak işe başladı. O dönemde Türkiye’nin otomotiv sanayinde ana üreticileri olan Renault ve Tofaş, koltuk süngerinde tedarikçisiyle sorun yaşayınca Orhan’ın kapısını çaldı.

Murat Orhan, babasından dinlediği o dönemi, şöyle anlatıyor: “Babama gelmişler, ‘siz bu işe girin bizim problemimizi çözün’ diye. O zamanlar -halen de öyle- koltuk süngerinin yüzde 80’i yurt dışından geliyor, ithalat dövizin kısıtlı olması nedeniyle zor... Babamlar o üreticinin İstanbul’daki makinalarını, ekipmanlarını satın alıp Bursa’ya taşıyıp bir ay içinde üretime geçmişler.” Renault ve Tofaş’ın Bursa’daki fabrikasında tedarik sorununun çözülmesi Orhan Ailesi için önemli bir milat. Murat Orhan, “Otomotiv şirketleri, hep söz verdiği zamanda ve kalitede teslimat yaptığı için babamın şirketiyle çalışmayı tercih etmişler” diyor.

 

Sünger üretimiyle başlayan aile şirketleri Teknik Malzeme, o dönemde sektörün iş modelinin değişmesinin avantajıyla hızlı büyüdü. Otomobil üreticileri, süngeri, kılıfı ve metali ayrı ayrı tedarik edip fabrika içinde birleştirme yoluyla koltuk üretmek yerine işi tamamen dışarıya vermeye başladılar: “Biz bu işi artık dışarıya çıkartacağız ama siz tam olarak bilmiyorsunuz, gidin bunun teknik desteğini alın, öğrenin.” Bunun üzerine Teknik Malzeme, Renault’nun tedarikçisi Bertrand Faure ile koltuk üretimi için önce lisans anlaşması yaptı, ardından Fransız şirketle 1988 yılında ortak olarak yoluna devam etti.

İlk yabancı ortak

Tarsus Amerikan Koleji’nden mezun olan Murat Orhan, Boğaziçi Kimya Mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra ABD’de University of San Francisco’da MBA yapıp Türkiye’ye döndü. Aile şirketinde çalışmaya başladığı 1988’de Amerikan otomotiv şirketi General Motors ile ortaklık yapıldı.

O dönemde Türkiye’ye Opel fabrikasını kurmak için gelen GM, offset anlaşması gereği bazı malları Türkiye’den de tedarik etmek zorundaydı. “Fabrikalarımızı da gezip hangi otomotiv parçalarını alabileceklerine baktılar. Biz o zaman günde 100 araç için koltuk kılıfı üretebiliyorduk. Bizden istedikleri ise günde bin 300 araç kadardı” diyor Murat Orhan. Amerikalılarla görüşme ve yazışma sürecini üstlenen Orhan tüm detayları hatırlıyor: “Bizim hiç duymadığımız bilmediğimiz rakamlar. İlk gönderdiğimiz teklif yüksek bulundu. Sonra babam tekrar ekibi topladı nerde yanlış yaptık diye? Bir teklif daha gönderildi. Amerikalılar apar topar geldi, bu defa da ‘çok düşük’ dediler. Tekrar yazışmalar... Sonunda ‘biz sizinle ortak olmak istiyoruz, bu işi birlikte yapalım’ önerisiyle geldiler.”

Murat Orhan

GM ortaklığı milat oldu

GM’e ürün satmayı beklerken otomotiv devinden ortaklık teklifi almaları Orhan Holding için ondan sonraki yabancı ortaklıkların önünü açan bir milat oldu: “Amerikalılarla ortaklık yapınca lisans anlaşmasıyla çalıştığımız Fransız firması da ortak olmak istedi. İştahları kabardı, onlarla da ortak olduk ve çok şey öğrendik.” Murat Orhan’ın ‘iştahları kabardı’ dediği Fransız firma Renault’nun koltuk tedarikçisi Bertrand Faure idi.

Neticede GM ile ortaklık yapılarak Bursa sanayi bölgesinde faaliyet göstermek üzere Inland Teknik Company (ITC) adıyla yeni bir şirket kuruldu. ITC günde bin 300 araç için koltuk kılıfı üretip Almanya’daki Opel merkezine ihraç ediyordu. Murat Orhan, o zaman yapılan basın açıklamasında ‘GM ile ortaklık’ denildiği için birçok kişinin babasını Opel bayiliği için aradığını da gülümseyerek anlatıyor: “Bizim o tarafla ilgimiz yoktu halbuki.” 

Üçüncü ortaklık Almanlarla

İlk ortaklığını Amerikan GM, ikincisini Fransız Bertrand Faure ile yapan Orhan Holding üçüncü ortaklığını, oto koltuğu için kumaş üreten Alman Aunde Group ile 1990 yılında yaptı. İbrahim Orhan’ın 1984 yılında kuzeni Yalçın Sünnetçioğlu ile birlikte kurduğu

Sünpa Tekstil, oto kılıfının en önemli malzemesi olan kumaşı üretiyordu. GM ile ortaklık oto kılıfı ihracatını getirince kaliteyi artırmak için bu alanda çalışan Alman ve İngiliz firmalarıyla iş birliği arayışına girdiler. Alman Aunde ile yaptıkları ortaklık bugün de eşit hissedarlıkla (yüzde 50 - 50) devam ediyor.

Egzoz üreticisi Matay’ın hisseleri

Orhan Holding, problem çözerken büyüdü denebilir. Üretimleri de müşterilerinin talepleri doğrultusunda artmaya devam etmiş. İbrahim Orhan, egzoz sistemleri üreten Matay’ı bir müşterilerinin egzoz tedarikçisiyle sıkıntı yaşaması üzerine kurdu. 1993’de Koç Grubu ve İtalyan otomotiv üreticisi Magnetti Marelli Matay’a ortak oldu. Koç Holding 2003’te otomotiv yan sanayiden çıkma kararı alıp ortaklıktan ayrılınca İtalyan ortağıyla yoluna devam eden Orhan Holding, yakın zaman önce onlarla da şirketin tüm hisselerini devralmak için anlaştı.

Rekabet Kurumu’nun onayının ardından Bursa’da Görükle ve Karacabey’de iki fabrikasında paslanmaz çelik boru, iniş borusu, katalitik konvertör, orta egzoz borusu ve çıkış borusu gibi birçok egzoz sistemi üreten Matay’ın tamamı Orhan Holding’in olacak. 

Holdingleşme sonrası satın alma 

Murat Orhan, 1995’te holdingleşme kararı alınınca 29 yaşında yönetim kurulu başkanı oldu. Holding kurulduktan sonra 2003’te vites mekanizmaları üretimi için kendi bünyesindeki; Sadık Otomotiv, Ormetal ve Yaysan ile o zamana kadar işbirliği yaptıkları İtalyan Sıla Teknik’i birleştirerek ORAU şirketini kurdular. 2014’te bu şirketin de tüm hisselerini devraldılar. ORAU şu anda, Türkiye’de üç fabrikasının yanı sıra Fas’ta da bir fabrikasıyla üretim yapıyor. Ayrıca Fransa’da bir teknik ofisleri var.

2007 yılında Orhan Holding’e “gelin bu işi birlikte yapalım” diyen yabancı şirketlerden biri de Fransız Nobel Automotive’in yan kuruluşu Nobel Plastiques oldu. “Renault için biz Türkiye’ye geleceğiz sizinle bir şeyler yapalım dediler. Oturduk anlaştık ve üretime başladık. Sonra onlar memnun, biz memnunuz, bir süre sonra onların Fransa’da zarar eden koltuk profilleri üretimi yapan bir tesisininin yüzde 50’sini satın alarak Bursa’ya getirdik.”

Fransa merkezli Nobel ile işler iyi gidiyordu gitmesine ancak Murat Orhan yerli ortak olarak kalırsa küçüleceğini düşünüyor, bu yüzden global olmak istiyordu. O sırada konkordato sürecindeki Nobel’in ana şirketi Amerika merkezli Dana “Akışkan Transfer Sistemleri” bölümünü satışa çıkarmıştı. Nobel ile ortaklığı dolayısıyla Dana’nın üst yönetimiyle diyaloğu olduğu için Murat Orhan şirketin CEO’suna gidip “Satacaksanız biz talibiz” dedi. Üç yıl süren konkordato sürecinin sonunda Orhan Holding, Dana’nın otomobillerde yakıt, yağ, su veya hava gibi akışkanların motor ve diğer bileşenler arasında taşınmasını sağlayan Akışkan Transfer Sistemleri bölümünün Avrupa operasyonunu satın aldı. 

Murat Orhan otomotiv sektörü için ilk olan yurt dışındaki satın almanın önemini şu sözlerle anlatıyor: “Müşterilerimiz de bizi motive etti, ‘alın, iş veririz’ dediler. Biz o zamana kadar yurt dışında alım yapan ilk otomotiv şirketi olduk. Önemli bir yurt dışı açılımıydı. Bu sayede biz Türkiye’deki yerli ortaklarımızla devam edebildik. Sıradan yerli bir ortak değildik, o sırada Teknik Malzeme’de, Matay’daki yabancı ortaklarımızın karşısına artık global bir firma olarak oturmaya başladık.” 

Rekabetçi olmak

Bugüne kadar artan talep ve yabancı ortaklıklarla deyim yerindeyse “kendiliğinden” büyüyen Orhan Holding, ortaklarının bir çoğunun otomotiv yan sanayinden çekilmesiyle artık yalnız bir dev. 1 milyar euro’luk cirosuna karşılık, otomotiv sektörü tarihinin en büyük değişimini geçirirken kârlılıkları düşüyor. Murat Orhan, “Hiç girmeyelim o konulara; kusura bakmayın biz olması gerekenin altındayız. Özellikle ana üretim üssümüz Türkiye olduğu için enflasyon nedeniyle artan maliyetleri otomotivde müşteriye yansıtamıyoruz. Bizim işçilik maliyetlerimiz euro bazında son üç - beş yılda dört katına çıktı. Otomotiv ağır hareket eden bir sektör, biz şu anda 2027, 2028’de başlayacak modeller için teklif veriyoruz müşterilerimize. Türkiye’den rekabetçi değiliz, üç yıl evvel aldığımız işlere mecburen devam ediyoruz çünkü kontratımız var ama üç - dört yıl sonraki işler için rekabetçi olamıyoruz. Grup içinde maliyeti daha düşük diye Slovakya’dan teklif vermeye başladık” diyor.

 

Kârlılık otomotiv yan sanayi şirketlerinin ortak sorunu. Şeker Yatırım’ın BİST’te işlem gören otomotiv yan sanayi şirketlerinin verileriyle yaptığı hesaplamaya göre, sektörün ortalama brüt kâr marjı 2022’de yüzde 18,32 iken 2023’de yüzde 15,23’e geriledi. Geçen yıl ise küçük bir artışla yüzde 15,86 oldu. Esas faaliyet kârındaki düşüş daha dramatik. 2022’de yüzde 10,06 olan sektör ortalaması 2023’de yüzde 6,35 ve geçen yıl yüzde 5,50 seviyesinde gerçekleşti. Buna bağlı olarak FAVÖK marjı 2022’de yüzde 13,71’den 2024’de yüzde 10,73’e düştü.

Şeker Yatırım Otomotiv Analisti Atasav Tuğlu, otomotiv yan sanayi şirketlerinin kârlılığının da tüm BİST şirketleri gibi 2023 yıl sonu itibarıyla uygulamaya geçen enflasyon muhasebesi etkisiyle bir miktar düştüğünü söylüyor ama asıl neden bu değil. “Diğer yandan otomotiv sektöründeki yüksek rekabet ve yabancı oyuncuların maliyet avantajları da piyasadaki arz - talep ortamını doğrudan etkiliyor” diyor.

En büyük yatırım Fas’a

Orhan Holding kârlılığını coğrafi sınırlarını daha da genişletip yeni yatırımlarla artırmaya çalışıyor. Dana’yı satın alarak global bir şirket olma yolunda önemli bir adım atan Orhan Holding, ilk etapta ABD, Meksika, Fransa, İspanya, İngiltere ve Slovakya’da üretim gücüne sahip oldu. Sonra Romanya, Güney Kore, Rusya, Çin ve Hindistan’da fabrikalar kurarak sınırlarını daha da genişletti. Avrupa merkezli üreticiler pandemiden sonra artan girdi maliyetleri ile baş etmek için üretimlerini daha düşük maliyetli yerlere kaydırdılar. Cebelitarık’ın stratejik önemi dolayısıyla Avrupa’nın Kuzey Afrika’ya açılan kapısı olan Fas, yeni dönemde Avrupa’nın üretim merkezi haline gelmeye başladı.

Orhan Holding de şimdi Fas’ta bugüne kadar Türkiye dışında yaptıkları yatırımın en büyüğüne hazırlanıyor. Halihazırda Orau bünyesinde 2018’den beri Fas’ta bir fabrikası olan Orhan Holding, eski fabrikayı Nobel bünyesinde kuracağı yeni fabrikaya taşıyacak. Fas’ın liman şehri Tanca’da 18 bin metrekaresi kapalı, toplam 30 bin metrekarede inşa edilecek yeni tesisle üretimlerini ve cirolarını ikiye katlamayı hedefliyorlar. “Fabrika arsası da kendimizin, şu anda inşaatlarımız sürüyor, bu yaz yeni binamıza taşınmış olacağız” diyen Murat Orhan: “Bizim müşterimiz gidip de Fas’a fabrika kuruyorsa ve ‘benim orada yan sanayiye ihtiyacım var’ diyorsa biz gitmezsek rakibimiz gider ve Türkiye’deki işi de, Fransa’daki işi de alır. Yani biz oraya gitmemekle sadece oradaki işi kaybetmekle kalmayız sonraki işleri de kaybetmeye başlarız. Biz hep böyle büyüdük.” 

Cironun yüzde 20’si tarımdan

Tarım ve hayvancılık işi Orhan Holding’in kurucusu İbrahim Orhan’ın emeklilik hobisi olarak başlamış olsa da şu anda cironun yüzde 20’sine ulaştı. Orhan Tarım, ailenin doğduğu Bursa’nın Yenişehir ilçesinde bin 800 dönümde yem bitkilerinin (yulaf, arpa, mısır, buğday, yonca) yanı sıra meyve (armut, kiraz, ceviz) de yetiştiriyor. Aynı alandaki hayvancılık işletmesinde ise 600 büyük baş hayvanla süt hayvanı yetiştiriciliği, besi hayvanı yetiştiriciliği ve damızlık düve üretimi yapılıyor.

Murat Orhan, tarım alanındaki yatırımlarıyla ilgili “Zarar etsek de devam ediyoruz, çünkü bunu milli görev olarak addediyoruz. Tarım bir ülkenin olmazsa olmazlarından biri, bölgedeki diğer üreticilere örnek olmak için üniversitelerle çalışıyoruz” diyor.
Holdingin tarım ve hayvancılık şirketi Orhan Tarım altındaki ABC Süt, çiftlikten aldığı taze sütü işleyerek ürettiği peynir ve yoğurt ürünlerini Aliba markasıyla restoran, kafe ve catering şirketlerine satıyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok