Arama

Klasik otomobil tutkunlarının buluşma noktası: Klasik Otomobil Kulübü

Klasik Otomobil Kulübü, prestijli rallilerden koleksiyon rehberliğine kadar klasik otomobil dünyasının Türkiye’deki referans noktası. Bu özel topluluk, sadece vintage otomobillerin değil aynı zamanda bu ikonik tasarımlarla hayat bulan zamansız bir yaşam tarzının da temsilcisi.

Güçlü bir motor sesi, göz alıcı krom detaylar, kusursuz işçilikle şekillendirilmiş ahşap ve deriyle bezenmiş iç mekanlar… Günümüzde klasik otomobiller, yalnızca geçmişin izlerini taşıyan vintage araçlar olmanın ötesine geçerek bir prestij sembolü ve güçlü bir yatırım aracı haline gelmiş durumda. Sotheby’s, RM Auctions ve Bonhams gibi uluslararası müzayede evlerinin klasik otomobillere özel bölümler açması da bu gerçeği doğrular nitelikte. Artık klasik otomobiller, sanat eserleri ve finansal yatırım fonlarına alternatif olarak görülüyor. Eğer bu karşılaştırma kulağınıza iddialı geliyorsa klasik otomobilleri sadece öksüren motorlarıyla sahneye çıkan nostaljik araçlar sananlar kulübünün bir üyesi olabilirsiniz. Ancak çok daha prestijli bir seçeneğiniz var.

Klasik Otomobil Kulübü Derneği, rafine zevklere sahip ve klasik otomobil dünyasına adım atmak isteyenler için önemli referans noktalarından biri. 1990 yılında Ahmet Öngün, Hasan İnsel ve Hasan Yurdakul gibi vizyoner isimler tarafından kurulan topluluk, yalnızca bir hobi grubu olmanın ötesinde, kültürel mirası koruma misyonunu da üstleniyor. Kulübün temelleri, İngiltere’deki Royal Automotive Club ve Fransa’daki saygın klasik otomobil kulüplerinden ilhamla atılmış. Kulübün başkanlığını son iki yıldır Sencer Sivridağ yürütüyor.

Pek çok üye gibi klasik otomobil dünyasıyla küçük yaşlarda babası sayesinde tanışan Sivridağ, enerji sektöründe yoğun mesai harcayan bir mimar. Türkiye’nin önde gelen iş insanlarını bir araya getiren ve 750’yi aşkın üyesi bulunan kulüpten bahsederken “Biz burada bir aileyiz” diyor. Bu ifadenin lafta kalmadığını kulübe girdiğinizde gösterilen ilgi karşısında hemen hissediyorsunuz. Üyelerin birçoğunun eşleri ve hatta ikinci kuşak olarak çocukları da Maslak 42’de konumlanmış kulübün sıkı müdavimleri arasında.

Klasiklerden vazgeçemeyenler

Klasik otomobil tutkunu, iş dünyasının zirvesinden isimler de kulüpte yer alıyor. Sivridağ, isim vermek konusunda temkinli davranmakla birlikte, klasik otomobil tutkusuna sahip iş dünyasının önde gelen isimlerinden JP Morgan Türkiye Genel Müdürü Mustafa Bağrıaçık ve Arkas Holding Liman ve Terminal Hizmetleri Grubu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Kalelioğlu’nun adlarını telaffuz ediyor. Ayrıca klasik otomobil tutkusu bilinen Rahmi Koç ve Murat Ülker gibi isimler de kulübün etkinliklerinde boy gösteriyor. Yaş ortalaması giderek gençleşen kulüp üyeleri arasında ise finans sektörü başı çekiyor.

Otomotiv tarihine yön veren modeller, tasarımları ve ileri mühendislik detaylarıyla öne çıkarken sınırlı üretimleri nedeniyle de yüksek talep görüyor.

 

Kulüp üyeleri, Anadol gibi yerli klasiklerden, Ferrari 250 GTO gibi müzayede rekortmeni modellere kadar geniş bir koleksiyon yelpazesine sahip. Kulübün kapısı yalnızca ‘çok havalı’ modellere sahip olanlara değil, otomobil sevgisini ve tutkusunu taşıyan herkese açık. Üstelik klasik otomobil sahibi olmak kulübe katılmanın şartlarından değil. Esas olan bu kültürü geleceğe taşıyacak bir vizyonu paylaşmak. Klasik Otomobil Kulübü üyeleri için bu arzu objeleri, bir yatırım arayışından çok daha ötesi. Onlar için klasik otomobiller, zamana meydan okuyan tasarımları, ustalıkla üretilmiş detayları ve eşsiz mekanik yapılarıyla gerçek bir sanat eseri niteliğinde. Kendileri gibi düşünen insanları tercih ederek yeni katılımları, referans sistemiyle ve titizlikle değerlendiriyorlar.

Zamanın ötesinde, değerin zirvesinde 

Her otomobil zamanla yaşlanır, ancak bazıları klasikleşir. Peki, klasik olmayı ne belirler? Sivridağ’a göre bir otomobilin klasik olarak kabul edilebilmesi için önce 30 yaşını doldurmuş olması gerekir. Ancak bu tek başına yeterli değildir. “Yaşanmış bir hikayesi olmalı” diyor Sivridağ ve ekliyor: “Otomobil, döneme etki etmiş veya limitli üretime sahip olmalı. Çoğu zaman seri üretim yerine el yapımı olmaları da önemli. İlginç bir detay ise bazı modellerin üretim hataları nedeniyle sınırlı sayıda üretilmesi ve bu sebeple zamanla ekstra değer kazanmasıdır.” Yani bir otomobilin “klasik” olarak kabul edilmesi için sadece yaşlanması yeterli değil; aynı zamanda karakteri, tasarım anlayışı ve mühendisliğiyle zamanın ötesinde bir değere sahip olması da gerek. “1980’lerin sonlarına ait bir otomobil klasik sayılır mı” sorusu ise biraz daha tartışmaya açık bir konu. ‘Genç Klasikler’ (Youngtimer) olarak kabul edilen bu modeller, orijinalliklerini korudukları sürece zamanla tam anlamıyla klasik statüsüne ulaşabiliyor.

Klasik otomobillerin yatırım değerini belirleyen en önemli faktörler ise nadir bulunurluk ve orijinallik. Endüstri tarihine yön veren modeller, tasarımları ve ileri mühendislik detaylarıyla öne çıkarken sınırlı üretimleri nedeniyle de yüksek talep görüyor. Çarpıcı örnekler veriyor Sivridağ: “1950’lere ait Porsche 356 modeli, 50 bin euro seviyelerinden son beş yıl içinde 150 bin - 200 bin euro bandına çıktı. Benzer şekilde Mercedes’in 1950’li yıllara ait 190 SL ve 1960’lı yıllara ait 280 SL (Pagoda) modelleri de son beş yılda üç kat değerlendi.” Bu örnekler klasik otomobillerin yalnızca bir arzu objesi değil, aynı zamanda güçlü bir yatırım aracı olduğunu da gösteriyor.

Sencer Sivridağ, Türkiye’de klasik otomobil yarışlarının uluslararası standartlarda düzenlenmesini sağlayan tek kulüp olduklarını belirtiyor.

 

Kadınlar parkurlarda gücü ele alıyor 

Klasik otomobil dünyası, uzun yıllar erkeklerin hakimiyetinde bir alan olarak görülse de bu algı hızla değişiyor. Kulüp, kadın üyelerinin artan ilgisini gururla destekliyor ve özellikle ralli etkinliklerinde kadın pilot ve co-pilot oranının yüzde 80’leri bulmasından büyük mutluluk duyuyor. Kadın koleksiyoncu sayısının da yükselmesiyle birlikte klasik otomobil tutkusunun herkes için erişilebilir ve teşvik edici bir alan olması adına çalışmalarını hızlandırmış durumda.

Bu noktada Türkiye’nin ilk ehliyet sahibi kadın sürücüsü ve kadın yarışçılar için öncü bir isim olan Samiye Cahid Morkaya’yı anmamak olmaz. Pangaltı Amerikan Garajı’ndan aldığı ehliyetiyle Türkiye’nin ilk kadın sürücüsü ünvanını taşıyan Morkaya, 17 Haziran 1932’de İstinye - Zincirlikuyu arasındaki asfalt yolda düzenlenen ilk resmi otomobil yarışında büyük bir başarıya imza atarak birinciliği kazanmıştı. Ancak dönemin ralli yönetmeliğinde kadın yarışçı tanımı bulunmadığı için erkek yarışmacıların itirazı üzerine derecesi iptal edilmişti.

Bugün, üyelerinin üçte biri kadınlardan oluşan Klasik Otomobil Kulübü, Morkaya’nın mirasını yaşatmaya devam ediyor. Otomobil sporlarında kadın katılımcı sayısının en yüksek olduğu branş olan Klasik Otomobil Şampiyonası, bu değişimin en güçlü göstergelerinden biri. Kulüp, artan kadın katılımına kayıtsız kalmayarak “Dünyada her şey kadının eseridir” mottosuyla Samiye Cahid Morkaya’nın adını taşıyan özel bir etap düzenlemiş. 2024 yılında ilk kez gerçekleştirilen bu yarışta yalnızca kadın pilot ve co-pilotlar yarışmış.

Kulüp rallilerinde kadın pilot ve co-pilot oranı yüzde 80’e ulaşmış durumda.

 

Ayrıcalıklı bir dünyaya giriş

Kulüp, aynı zamanda uluslararası standartlarda ralli organizasyonları düzenleyen Türkiye’deki tek kulüp olma özelliğine sahip. Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu’na (TOSFED) ve klasik otomobillerin dünya çapındaki regülasyonlarını belirleyen FIVA’ya bağlılar. “Bu sayede klasik otomobil yarışlarını uluslararası standartlara uygun şekilde gerçekleştirebiliyorlar. Böylece dünya çapında tanındıkları için yarışlara yabancı katılımcılar da dahil olabiliyor. Bu rallilerde aklınıza kapalı pistlerde yüksek süratlerle yapılan yarışlar gelmesin. Mesele hız değil belirlenen etapları sabit bir tempoda tamamlamak. Yani “Bizim yarışlarımız bunlardan farklı olarak; zamana karşı, sürat içermeyen, trafik kural ve işaretlerine uyulan bir etkinlik” diyor Sivridağ.

Organizasyonlar boyunca teknik destek ve yol yardım hizmetleri sunularak yaşanabilecek olası aksaklıklara anında müdahale edildiğinin de altını çiziyor. Yani yolda kalmak yok, heyecan tam gaz devam! Yarışlara katılan araçları izlemekse başlı başına bir şölen. Kortejin en yaşlı üyesi ise 1938 model bir Ford. İlerleyen yaşına rağmen hâlâ karizmatik ve havalı!

Bahar Rallisi 18 Nisan’da başlıyor

Kapadokya’nın büyüleyici manzaralarından Ayvalık’ın kıyılarına, İstanbul’un tarihi sokaklarına uzanan bir rota… Kulübün en dikkat çeken organizasyonları bu özel lokasyonlarda düzenlenen klasik otomobil rallileri. Ortalama 80 ila 100 klasik otomobilin katıldığı bu etkinliklerde, her araç kendi döneminin ruhunu taşıyan özellikleri yansıtıyor.

Klasik Otomobil Kulübü’nün özel etkinlikleri arasında İstanbul, Kapadokya ve Ayvalık etaplarını kapsayan prestijli ralliler var.

 

Sezonun ilk yarışı olan Bahar Rallisi, 18 - 21 Nisan tarihlerinde Kapadokya’nın masalsı vadilerinde ve çevresinde gerçekleşecek. Ardından, 16 - 18 Mayıs’ta Ayvalık - Midilli parkurlarında 27’nci Batı Anadolu Rallisi ile motor sesleri Ege’nin iki yakasında yankılanacak. Senenin son yarışı ise İstanbul’da 24 - 26 Ekim tarihlerinde organize etmeyi planladıkları Cumhuriyet Rallisi. “Bu ralli, kulübümüz ve ülkemizin tanıtımı için büyük önem arz ediyor. Bu yıl FIVA World Rally takviminde yer alan bu etkinliğimize yurt dışından da katılımcıların gelecek olması bizleri ayrı heyecanlandırıyor” diyor Sivridağ.

Yarışlar, genellikle iki gün süren ve toplamda yaklaşık 400 kilometrelik parkurlardan oluşuyor. Katılımcılar normal trafik akışı içinde ve bağlantı yollarında ilerlerken doğayla iç içe rotalarda keyifli bir sürüş deneyimi yaşıyor. Her viraj sadece yarış heyecanı değil aynı zamanda görsel bir şölen de yaşatıyor. Kısacası bu ralliler hız ve dayanıklılığın ötesinde, ortak bir tutkunun etrafında şekillenen tatlı sohbetlerin, yeni dostlukların ve paylaşılan keyifli anıların adresi oluyor. Tıpkı Maslak 42’de bir araya geldiklerinde olduğu gibi… 

2025 Ralli Takvimi

Bahar Rallisi: 18 - 21 Nisan, Kapadokya
27’nci Batı Anadolu Rallisi: 16 - 18 Mayıs, Ayvalık - Midilli 
Cumhuriyet Rallisi: 24 - 26 Ekim, İstanbul


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok