Türkiye’nin ihracat açısından en büyük sektörü konumundaki otomotivde sular durulmuyor. Pandemi döneminde arz sıkıntısı yaşanan sektörde bolca tartışma yaşanmış, sıfır km’den pahalıya satılan ikinci el otomobiller, liste fiyatının üzerinde satılan sıfır km otomobiller, aksesuar alımına yönelik zorlamalar, galerilerdeki sıfır km otomobiller ve al-satçılar çok konuşulmuştu. Arz sıkıntısının temelinde özellikle Uzak Doğu ülkelerinden tedarik edilen, başta mikroçip olmak üzere, çeşitli üretim parçaları konusunda sorun yaşanması, fabrikaların pandemi önlemleri nedeniyle üretim hızını düşürmeleri yatıyordu. Pandeminin bitişiyle birlikte otomobil firmalarının üretim sıkıntılarını aşması sayesinde ertelenmiş talepler 2023 yılında realize oldu. 2016 yılında 1 milyon sınırına gelen sektör 2023 yılında otomobil ve hafif ticari araç toplamında 1 milyon 232 bin 635 adetlik tarihi rekora imza attı. Bu rakamın 967 bin 341 adedi otomobil, 265 bin 294 adedi hafif ticari araçtı. 2019 yılında 479 bin adet seviyesine düşen satışlar dört yıl sonra 2,5 kat artmış oldu.
Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) Başkanı Ali Haydar Bozkurt, 2024 yılı başında yaptığı açıklamada farklı bir mali disiplinin takip edileceğini ve sektörün 850-900 bin adetlik satış beklediğini söylemişti. Bazı sektör yöneticileri 800 bin, bazı yöneticiler de 1 milyon adedin üzerine çıkılmasını beklediklerini açıklamıştı. Ocak ayında gerçekleşen satışlar “yeni bir rekor gelecek mi?” tartışmaları yaşattı. Rekor yılı olan 2023 Ocak satışlarına göre otomobil satışlarının yüzde 71,7 ve hafif ticari araç satışlarının yüzde 15,1 artması bazıları için şaşırtıcı olmuştu. Toplam 79 bin 701 adetlik satış son 10 yıllık ortalamaya göre yüzde 131,2 artışa işaret ediyordu. Şubatta da benzer bir durum yaşandı; toplam 105 bin 990 adetlik satış 10 yıllık ortalamanın yüzde 112,6 üzerindeydi.
Bu satışların bir kısmı doymamış talep olsa da asıl etken yüzde 90 ve üzeri engelli raporu bulunan vatandaşlara yapılan ÖTV’den muaf satışlardı. 2024 yılı için belirlenen 1 milyon 561 bin 255 TL’lik limite giren otomobillere zam gelip limit üzerine çıkmasını istemeyen engelli vatandaşlar ve aileleri deyim yerindeyse bayilere koştu. Böylece yılın ilk iki ayında satışları yükselten asıl etken engelliler oldu. 2024’ün ilk 10 ayında 166 bin adet otomobil engellilere satıldı. Bu da otomobil pazarının yaklaşık yüzde 22’si anlamına geliyor.
Yılın ilk üç ayında 2023 yılının üzerinde gerçekleşen satışlarda nisan ayında ibre tersine döndü ve toplam satışlarda yüzde 22,3 oranında daralma yaşandı. Burada uzun bayram tatilinin etkisinin yanı sıra kredi maliyetlerindeki artışlar, politika faizinin artması gibi gelişmeler önemli rol oynadı. Temmuza kadar giden bu süreç ağustosta tekrar artıya döndü. Ancak eylül ve ekimde otomobil satışları 2023’ün aynı aylarına göre düşüş yaşadı. Pandemi döneminde e-ticaretin hızlı büyümesiyle talep artışı yaşayan hafif ticari araçlar yılın ilk yarısında kan kaybederken ağustostan itibaren toparlanmaya başladı ve eylül ve ekim aylarında da 2023 yılından daha iyi satışlar kaydedildi.
Kasım ayında yaklaşık 100 bin adetlik satışla 1 milyon 50 bin seviyesini yakalayan otomotiv sektörü, aralıkta da 2023 yılı gibi 150 bin adet üzerinde bir satışa ulaşırsa yeni bir rekor olasılığı konuşulabilecek.
Mercedes–Benz Otomotiv İcra Kurulu ve Otomobil Grubu Başkanı Şükrü Bekdikhan
Mercedes-Benz olarak geçen yılın aynı dönemine göre otomobil satışlarımızı yüzde 22 oranında artırarak 22 bin 715 araç satışı gerçekleştirerek premium segmentteki liderliğimizi koruduk. Bu dönemde en çok tercih edilen modelimiz C-Serisi oldu.
2024’te yeni elektrikli modeller ve üreticilerin pazara girmesinin ardından bu yatırımların önümüzdeki yıl devam edeceğini düşünüyoruz. Ayrıca elektrikli araçların gittikçe artan sayılara ulaşması, Türkiye’nin şarj altyapısının hızla gelişmesine neden oluyor. Bu da 2025’te özellikle elektrikli dönüşümün hız kazanacağını gösteriyor.
Şu anda Türkiye’de satışını gerçekleştirdiğimiz her yedi araçtan biri elektrikli. Toplam elektrikli araç pazarındaki payımız yüzde 6’nın üzerine çıktı. Elektrikli araç portföyümüzde en çok satan modelimiz ise EQB.
Mercedes-Benz Modüler Mimari (MMA) platformunu kullanan ilk model olan tamamen elektrikli CLA’yı 2025’in ikinci çeyreğinde satışa sunarak bu dönüşüme öncülük etmeyi sürdüreceğiz. Yine aynı dönemde Maybach SL’i de sınırlı sayıda Türkiye’ye getireceğiz.
Mercedes-Benz olarak sürdürülebilir iş stratejimizin temel hedeflerinden biri olan Ambition 2039 kapsamında, 2039 yılına kadar yeni araç filomuzu tüm değer zinciri ve araçların yaşam döngüsü boyunca net karbon-nötr hale getirmeyi amaçlıyoruz.
Audi – Bentley – Lamborghini Genel Müdürü Kerem Güven
Otomotiv pazarı, 2024 yılı başında yapılan öngörülerin aksine pozitif ve olumlu bir yılı geride bırakıyor. ODMD verilerine göre 2024 yılı başında yapılan tahminlerin yüzde 30 - 40 üzerinde bir pazar geliştiğini görüyoruz. Ocak - ekim döneminde 947 bin 166 adetlik bir toplam pazara ulaşıldı. Bu rakam, Türkiye’nin otomotiv pazarında rekor kırılan 2023 yılına yakın bir değer. Özellikle 2024 yılının, yılın son günlerinde kurun da sabit kalmasıyla geçen seneye paralel tamamlanacağını düşünüyoruz.
Premium segmentte de durum çok farklı seyretmedi; ocak - ekim döneminde, geçen yılın aynı dönemine oranla paralel seyreden bir pazar görüyoruz. Premium segment, toplam pazardaki yüzde 10’luk yerini korumaya devam ediyor.
Audi olarak biz de 2024 yılında beklentilerimiz doğrultusunda bir yıl geçirdiğimizi söyleyebilirim. Müşteri beklentilerine uygun teknoloji odaklı model atağımızla; Yeni A3 model ailesi ve premium müşterilerin beklediği Q4 e-tron elektrikli modellerimiz ile yılı planladığımız noktada tamamlayacağız.
2025 yılına ilişkin tahminlerimizde ülke ekonomik hedeflerinden destek alırken değişen müşteri davranışlarını da dikkatle takip ediyoruz. 2024 yılında premium segmentte ciddi bir elektrikli araç satışının olduğunu gördük. Premium segmentteki elektrikli araç payı 2023’te yüzde 21,9 iken 2024’te yüzde 28,4’e ulaştı. 2025 yılında da pazara sunacağımız yeni modellerle yine öncelikli hedefimiz olan müşteri memnuniyetini sağlamayı ve pazar payımızı koruyarak artırmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda, 2024’ün son ayında yeni A5 modelimizi, ilk çeyrek dönem içinde Audi A6 e-tron, Audi Q6 e-tron ve Audi Q5 modellerimizi, üçüncü çeyrekte de Audi A7 ve Audi Q3 modellerimizi pazara sunmayı planlıyoruz.
Elektrikliler yükselişte
Otomotiv sektörünün ana gündem maddelerinden bir de hiç kuşkusuz elektrikli otomobiller. Global pazarda Tesla ve Çinli markaların rekabeti sürerken Avrupalı markalar da rekabetin içinde olabilmek, kendi pazar paylarını ellerinde tutabilmek için yatırımlarına hız veriyor. Türkiye’yse bu rekabete Togg ile dahil oldu. Farklı kullanım alışkanlıkları ve gelişmiş bir şarj altyapısına ihtiyaç duyan elektrikli otomobiller, aynı zamanda düşük kullanım maliyetleri, uygulanan düşük ÖTV oranları sayesinde içten yanmalı motorlu otomobillerle benzer fiyatları, gelişmiş bilgi-eğlence sistemleri ve otonom sürüş iddialarıyla tüketicilerin ilgisini daha fazla çekmeye başladı.
2023 yılının ilk 10 ayında 43 bin 682 adetlik satışla pazardan yüzde 5,8 pay alan elektrikli otomobiller, 2024’ün aynı döneminde 64 bin 921 adetle pazar payını yüzde 8,6’ya yükseltti. Bu rakam aynı zamanda bir önceki yıla göre yüzde 48,6 büyümeyi işaret ediyor.
Elektrikli otomobil pazarında Togg açık ara lider konumunda. 2023 yılında sekiz ay satışta kalan Togg, 19 bin 583 adet satılmıştı. Zaten bu rakam önceden açıklanmış ve sahipleri kura çekilerek belirlenmişti. 2024 yılının ilk 10 ayında ise Togg’un T10X ile ulaştığı satış rakamı 20 bin 140 oldu. Böylece Togg, elektrikli otomobil pazarından aldığı yüzde 31’lik pay ile açık ara lider konumda. Togg’u Tesla ve BMW izliyor. Ayrıca Togg T10X, C SUV segmentinde de tüm modeller arasında beş adet farkla ikinci sırada yer alıyor.
2024 yılı Çinli markalar zorlu geçiyor. Elektrikli otomobil ithalatına yönelik yürürlüğe giren tebliğ ile Avrupa Birliği ve serbest ticaret anlaşması yapılan ülkeler dışında kalanlardan ithal edilecek elektrikli otomobiller için çıkarılan tebliğde yer alan yedi bölgede en az 20 yetkili servisin distribütöre ait olması gibi maddeler Çinli markaların önünü kesti. Eylülde yayımlanan ve benzer maddeleri şarj edilebilir otomobillere de getiren ikinci tebliğ ile Çinli markaların yöneldiği bir diğer alan daha devreden çıktı. Bunun yanı sıra getirilen yüzde 40 ek mali yükümlülük ile Çinli markaların satışlarında yavaşlama başladı. Çinlileri Türkiye’ye yatırım yapmaya zorlamak için çıkarıldığı düşünülen bu tebliğler, yatırım teşviki alan BYD için ortadan kalktı. Bu yıl 6 bin adetlik satış hedefleyen BYD, 2025’te Manisa’daki fabrika inşaatına başlayıp 2026’da üretime geçmek istiyor.
Volvo Car Türkiye Genel Müdürü Alican Emiroğlu
Volvo Car Türkiye olarak, 2024’te ekonomik zorluklara rağmen istikrarlı bir şekilde büyümeye devam ettik. İlk 10 ayda 10 bin 405 adet satış gerçekleştirdik, segment payımızı yüzde 15,95’ten yüzde 17,59’a yükselttik. Türkiye binek otomobil pazarında yüzde 1,39 ile rekor bir pazar payına ulaştık. Plug-in hybrid segmentindeki liderliğimizi korurken, premium SUV segmentinde de güçlü ikinciliğimizi sürdürdük. Yıl sonuna kadar, satışlarımızın yüzde 38’inin şarj edilebilir otomobillerden oluşmasını hedefleyerek yeni bir rekor kırmayı amaçlıyoruz.
2024 yılı toplam pazarı değerlendirdiğimizde, makroekonomik koşullarda ciddi bir değişiklik beklemediğimiz için binek otomobil pazarının yıl sonunda yaklaşık 925 bin adetle kapanacağını ve bir önceki rekor satış seviyesine göre yüzde 4,5 civarında bir daralma yaşanacağını öngörüyoruz. Bu daralmaya rağmen Volvo olarak 2024 başında belirlediğimiz satış artışı hedefimize ulaşmayı hem segmentimizde hem de toplam pazar payında büyümeyi planlıyoruz.
2024 yılı için toplam pazarın kapanışında etkili olan makroekonomik faktörlerin 2025 yılı ikinci yarısında daha pozitif bir seyirde olacağını tahmin etmekle beraber, toplam binek pazarının 2025 yılında bir miktar daha daralarak 875 bin civarı bir adede gerileyeceğini ön görüyoruz. Buna rağmen Volvo Car Türkiye olarak önümüzdeki yıl bu yılın toplam satışlarının üzerine çıkarak satışlarımızın da yüzde 90’dan fazlasını SUV modellerimizden gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.
2025 yılı, Volvo için yeniliklerin yılı olacak. Yılın ilk çeyreğinde yenilenen XC90 modelimizi, yılın ikinci yarısında ise tamamen elektrikli EX30’u Türkiye pazarına sunacağız. EX30, kompakt SUV segmentinde sürdürülebilirlik ve elektrikli mobilitedeki kararlılığımızı daha da güçlendirecek.
Peugeot Türkiye Genel Müdürü Gupse Kaplan
Sene başında yaptığımız iletişimlerde Stellantis Türkiye olarak hep pozitif ve iyimser tarafta olduk. Bu nedenle 2024 yılında pazarın 1 milyon adet civarı hatta biraz üstünde kapanacağını düşünüyoruz demiştik. Bu noktada genel pazar öngörümüz konusunda sene başından grup olarak da marka olarak da doğru bir vizyonla tespit yaptığımızı söyleyebilirim. Peugeot Türkiye olarak çıktığımız yerden inmeyi düşünmüyoruz. Yani 1 milyon civarı veya biraz üstü bir pazarda yine yaklaşık 70 bin adede yakın satış yapmayı hedefliyoruz. Bizim için en önemli hedef artık, yıllık 70 bin adet bandına oturan bir marka performansı sergilemek.
2024 yılında 11 ayda 11 yeni model lansmanı gerçekleştirdik. Bu açıdan baktığımızda neredeyse her ay yeni bir ürün lansmanı yaptık. Dolayısıyla 2024 yılı bir dönüşüm demekti bizim için. Geçen yıl satışlarımızın yüzde 60’nı oluşturan modellerimiz bu yıl yenilendi. Aynı Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de de en geniş elektrikli araç ürün gamına sahip ana akım marka konumumdayız ve bu sene ülkemizdeki satışlarımızın yaklaşık yüzde 8’i elektrikli araçlardan gelecek, bunu planlıyoruz. Ve hedefimiz, bundan sonrasında binek araçlardan aldığımız pazar payı neyse elektrikli araçlardan da aynı pazar payını almak.
Genel olarak elektrikli araçlarda hızlı bir büyüme var. Daha da büyüyeceğini öngörüyoruz. Aslında henüz elektrikli araçların aldığı pay göreceli olarak düşük ama bunun daha da artacağını düşünüyoruz. Biz bu sene pazarda 100-110 bin adet arası elektrikli araç satışı bekliyoruz. Yani toplam pazarın yaklaşık yüzde 10’ları seviyesinde yıl tamamlanır. Geçen yıl özellikle son dört-beş ay binek pazarı içerisinde yüzde 10’un üzerine çıkan bir pazar trendi vardı. O trendin bu yılın toplamında toplam pazarda gerçekleşeceğine inanıyoruz. 2025’i konuşmak için henüz biraz erken ama genel bir yorum yapacak olursam bence Türkiye pazarı artık normal şartlar altında 1 milyon adet bandına oturdu.
2025’te bizi neler bekliyor?
Otomotiv sektörü, 2025 yılına da 2024 yılı gibi başlıyor. Bazı yöneticiler pazarda daralma beklerken bazıları da pazarın artık 1 milyon adedin altına düşmeyeceği yönünde fikir beyan ediyor. Yıl içerisinde ne gibi ekonomik gelişmelerin yaşanabileceği ve bu gelişmelerin sektörü ne yönde etkileyeceği belirsiz. Engellilere yapılan satışların pazardan aldığı yüksek pay ÖTV gelirinin düşmesi anlamını taşıyor. Bu noktada suistimallerin olduğu da sıkça konuşuluyor. Bu nedenlerle engellilere yönelik uygulanan ÖTV muafiyetiyle ilgili birtakım ek tedbirler gelmesi beklenebilir. Bu da satışlarda bir düşüşe yol açabilir. Uzun zamandır güncellenmeyen matrahlar nedeniyle halen tüm otomobiller yüzde 80 ve üzerinde ÖTV ödüyor. 1,6 litre hacme kadar motorlu otomobillerde yapılacak olası bir matrah düzenlemesi bazı modellerin yüzde 50 ya da 60 oranına düşmesini sağlarsa özellikle yerli otomobil satışlarında hissedilir artış yakalanabilir.
Diğer yandan BDDK tarafından belirlenen kredi limitleri ve yüksek kredi faizleri de otomotiv yöneticilerinin gündeminde. Finansmana ulaşmanın zorluğu satışların artması hatta korunması yönünde en önemli engellerden biri olabilir. TBMM’de verilen bir hurda teşviki yasa tasarısı da gündemde yerini aldı. Tasarıya göre 25 yaş ve üstü otomobillerin hurdaya verilmesi halinde alınacak sıfır km yerli üretim otomobilden ÖTV alınmayacak. Gümrük Birliği nedeniyle bu tasarıyı yerli otomobille sınırlandırmak mümkün görünmese de pazardaki en uygun fiyatlı otomobillerde yerli üretim modellerin yer alması yerli üretimi de destekleyecektir.
Yerli üretimle ilgili riskler olduğunu dile getiren Otomotiv Sanayii Derneği Başkanı Cengiz Eroldu, Avrupa pazarında pazar daralması potansiyeli göründüğünü, bu durumda Avrupa’da üretilen araçların bir kısmının Türkiye pazarına kaydırılma olasılığı doğduğunu ve bunun da büyük risk oluşturduğunu söyledi. Eroldu: “Avrupa pazarlarındaki daralma ve atıl üretim kapasitesi, Türk otomotiv sanayisinin ihracatında düşüşe neden olarak üretimimizi olumsuz etkileyebilir. Türkiye’nin aşınan üretim rekabetçiliğini güçlendirmek için politika geliştirilmesini önemli görüyoruz; elimizdeki mevcut tesisleri korumak, bu süreçte daha da hayati hale geldi” açıklamasıyla sektörün desteklenme ihtiyacının altını çizdi.
BYD’nin yatırım teşviki almasından sonra 2025’te başta Chery ve MG gibi markaların da teşvik alması beklenirken Fas’ın son dönemde otomotiv için yükselen yıldız ülke olduğu gerçeğini de ıskalamamak gerekiyor. Sonuçta Çinli markaların Türkiye’ye yatırım yapma isteğinin altında sadece Türkiye pazarı değil daha çok Avrupa pazarına gümrük vergisiz giriş yatıyor.
2025’te elektrikli ve hibrit modellerin pazardaki payını yükseltmesine kesin gözle bakabiliriz. Togg’un nisanda satışa sunmayı planladığı fastback sedan modeli T10F ile Togg’un üretimi de satış adedi de artacak. Bu artış, Togg’un 2025’te 50 bin adetlik satışa ulaşmasını sağlayabilir. Elektrikli ve şarj edilebilir hibrit model satışlarındaki artışta Çinli markaların pozisyonu da belirleyici olacak. BYD ve teşvik alabilecek diğer Çinli markalar, bu araçların pazarını hızla büyütebilir.
Otomotiv sektörü 2025’e belirsizliklerle başlayacak. Bir yandan yeni modellerin gelişi, bir yandan ithal araçların pazar payının artması nedeniyle yerli üretimin destek beklemesi, diğer yandan finansmana ulaşım kolaylığı ihtiyacı yeni yılla ilgili beklentileri çeşitlendiriyor.
Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış A.Ş. CEO’su Ali Haydar Bozkurt
2024 yılında otomotiv sektörü olarak oldukça ilginç bir pazar seyri yaşadık. Yılın başında beklediğimizin üzerinde bir tempo elde edildi. İlk 10 ayı geride bıraktığımızda 947 bin adeti aşan bir pazar hacmi oluştu ve ardından sektörün en hareketli olduğu kasım-aralık aylarına girmiş olduk. Özellikle ilk üç ayda ÖTV muaf araçların satışlarıyla hızlı başlayan pazar, GSR II yönetmeliklerinin devreye alınmasıyla farklı bir döneme girdi. Normal şartlarda 14 ayda satılması beklenen GSR I paketli araçların satışlarının üç ay gibi kısa sürede satılması gerekliliği, markaların büyük kampanyalarla pazarı hareketlendirmesini sağladı. 2023 yılı Türkiye otomotiv pazarı 1 milyon 232 bin adetle kapanmıştı. Yıl sonunun da bu tempoyla devam edeceğini düşündüğümüzde, 2024 yılının geçen sene ile paralel bir adette sonuçlanacağı görünüyor. Böylece krediye ulaşmadaki mevcut zorluklara ve maliyetlere rağmen rekor bir seyir olduğunu söyleyebiliriz.
Bununla birlikte Toyota açısından da birçok yeniliği müşterilerimizle buluşturduğumuz bir yıl oldu. Yeni Yaris Hybrid ve Yaris Cross Hybrid modellerini tanıttık. 2024 yılında hibrit ürün gamımızla tam hibrit pazarında yüzde 60 pazar payı ile açık ara lider olmayı devam ettirdik. Hafif ticari araç ürün gamımızda Yeni Proace City ve Yeni Proace City Cargo modellerini satışa sunduk, 2025 yılında daha da genişleyecek hafif ticari araç ürün gamımızla önemli satış adetleri elde etmeyi planlıyoruz. Son olarak, geçen aylarda yeni nesil Land Cruiser Prado modelini müşterilerimizle buluşturduk. Yeni Land Cruiser Prado’nun segmentine güçlü bir giriş yapması ve artan Toyota SUV yelpazesinde çeşitliliği ile bu yılın ilk 10 ayında binek araç ürün gamımızda SUV satış oranımızın payı yüzde 50 oldu. Böylece Toyota markası olarak ana modellerimizden biri olan Corolla’nın yanı sıra eksiksiz SUV ürün yelpazemiz ve daha da genişleyecek Toyota Professional hafif ticari araçlarımızla geniş bir müşteri portföyüne hitap ediyoruz. Bu yıl Toyota olarak 60 bin adetlerde kapatacağımızı öngörüyoruz.
2025 yılı, 2024’te başlatılan enflasyonla mücadele programının yoğun bir şekilde devam edeceği bir dönem olacaktır. Elbette ocak ayında asgari ücret artış oranı, birçok sektör gibi otomotiv sektörü için de belirleyici faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Artış miktarı, tüketicilerin harcama potansiyelleri üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olacak. Ama her şeye karşın Türkiye’deki mevcut nüfus ve mobilite ihtiyacı düşünüldüğünde, bundan sonraki dönemde pazarın 1 milyonun altına düşmesinin zor olduğunu öngörüyoruz.
Bununla birlikte artık sektörde dikkat çekici cazip kampanyalar olduğunu ve rekabetin arttığını da belirtmeliyim. Araç bulunurluğu açısından markaların elinde yeterli sayıda araç var. Bu da yeniden pandemi öncesi rekabetin yoğun olduğu döneme geri döndüğümüzü gösteriyor. Bireysel ve kurumsal müşterilerin mobilite ihtiyacını da göz önünde bulundurduğumuzda beklenmedik olumsuz bir gelişme olmazsa, önümüzdeki yıl da otomotiv pazarı 1 milyon adedin üzerinde seyredecektir.