Arama

Fon krizinin ardındaki kayıp kuşak

Servetin nasıl kazanıldığı, ne kadar olduğundan daha önemli. Çünkü gençler zenginliğe bakarken yalnızca kimin ne kadar kazandığını değil, nasıl kazanıldığını da öğreniyor.

Eylülde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda Melih Gökçek’e mahdumunun ne iş yaptığını sordular. Cevap kısaydı: “Oğlumun somut bir işi yoktur.” Arkasından, gayrimenkul alıp satarak geçindiğini ekledi. Ama ne geçinmek: Futbol kulübü başkanlığı, Almanya’da kocaman binalar…

Bu cümle bize bir ifade tutanağından çok, tek bir aileyi değil bir kuşağı anlatıyor. Son 15 yılda bu ülkede tam da böyle yeni bir sınıf türedi. Mesleksiz ama servetli, ne iş yaptığı belli değil ama hayat standardının ışığı gözünüzü kör eder. Babası bakan, amcası vekil, dayısı müteahhit. Diploması yurt dışından, ofisi yok, kartvizitinde hep aynı kelime var: “Yatırım”. Arsa alıp satıyor, hisse topluyor, bir fondan ötekine geçiyor. Hangi tarlanın imara açılacağını, hangi ihalenin kime kalacağını, hangi hissenin ne zaman uçacağını herkesten önce biliyor. Bu sınıf parayı kazanmıyor –parayı kokluyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok