Arama

Büyük fonlar ürkerse bedelini girişimcilik ekosistemi öder

Sermaye sadece para değil, güven ve itibar demek. Mubadala–Getir hikayesi Türkiye’nin girişimcilik iklimine dair dünyaya verilen en kritik sinyallerden biri oldu.

02 Ekim 2025, 08:00

Bir girişimci için fonların desteğini almak, sadece bir yatırım turunu kapatmak değil, küresel pazarlara açılabilmek, yeni müşterilere erişebilmek ve uluslararası iş ortaklıkları kurabilmek anlamına gelir. Fonlar, girişimciye sermayenin yanı sıra itibar da enjekte eder. Bir fonun bir şirkete yatırım yapması, o şirket için adeta küresel güvenilirlik sertifikasıdır. Dünyada itibar sağlayan, güvenilirlik sertifikası anlamı taşıyan bu fonların en büyüklerine bir bakalım.

Bu tablo bize sadece büyük rakamları göstermiyor, aynı zamanda girişimcilik dünyasının kaderini ve dolayısıyla ülkelerin geleceğini işaret ediyor. Çünkü 10 trilyon doları aşan bir sermayeyi yöneten bu fonlar, yatırım yaptıkları ülkeye yalnızca para sokmuyor, güven, istikrar ve uluslararası görünürlük de getiriyor.

Bu senaryonun tersini de konuşmalıyız. Eğer bu fonlardan biri, yatırım yaptığı bir ülkede kötü bir deneyim yaşarsa o ülkeye uzun bir süre bedelini ödetiyor. Bu bedeli yatırımı alan girişim dahil tüm ülkenin girişimcileri toptan ödüyor. Çünkü fonlar birbirlerini izler, özellikle ilk 10 içindeki fonların deneyimlerini yakından takip eder. Bu fonlardan birinin yaşadığı kayıp, sadece o fonun bilançosunda bir eksi olmaz, diğer fonlar için de caydırıcı bir sinyal olur. O yüzden ilk 10’daki bir fon ürkerse diğerleri de aynı ülkeye temkinli yaklaşır.

Şimdi eğri oturup doğru konuşmamız gerekiyor. Bu çerçevede Türkiye’ye bakarsak en somut örnek Mubadala - Getir hikayesi. Dünyanın en büyük 10’uncu fonu olan Mubadala, Türkiye’nin en çok konuşulan girişimlerinden Getir’e dev bir finansman sağladı. Pandeminin başında 12 milyar dolara yaklaşan değerlemesiyle göz kamaştıran Getir, Türkiye’nin küresel ölçekte en hızlı büyüyen teknoloji markası olarak lanse edilmişti. Ancak talebin pandemi sonrası daralması, yurt dışı operasyonlarda yaşanan zorluklar, maliyet baskısı ve yönetim krizleriyle hikaye tersine döndü.

Birkaç yıl önce Türkiye’nin gururu olan girişimimiz, kısa sürede küçülme, operasyon kapatma ve değer kaybıyla anılır hale geldi. Bu süreçte hem Getir hem de Mubadala ciddi zarar gördü. Zararın tam boyutu açıklanmasa da yatırımın büyük bölümünün geri dönmediği açık. Daha önemlisi, Mubadala bugün Getir’den tamamen çıkmaya hazırlanıyor. Bu artık sadece onların hikayesi değil. Söz konusu durum, Türkiye’nin girişimcilik iklimi hakkında da tüm dünyaya sinyal veriyor.

Daha duyarlı olmak zorundayız

Bu fonların güvenilirliği hayati önem taşıyor. Sermaye sadece para değildir, uzun vadeli sürdürülebilirlik, yeni teknolojilerin doğuşu ve küresel rekabet gücü için temel koşuldur. Eğer fonlar ürkerse, sonuçları ağır olur. Yatırım turuna çıkacak girişimler daha az kaynak bulur, uluslararası yatırımcıların ülkeye bakışı olumsuzlaşır. Ekosistemin uzun vadede sermaye çekme kapasitesi zayıflar ve girişimciler risk almak yerine güvenli alanlara çekildiğinden inovasyon körelir.

Bugün biz girişimciler, iktidardan yargı reformu talep edebiliyorsak, güçler ayrılığını savunabiliyorsak, aynı şekilde ekosistem olarak da girişimcilerin aldıkları yatırımların sorumluluğunu talep etmeliyiz. O yüzden birbirimize açıkça “Sadece kendi geleceğini değil, benim geleceğimi de şekillendiriyorsun” diyebilmeliyiz. Şurası açık ki girişimcilik ekosistemimizin kendi içinde bir özdenetim mekanizmasına ihtiyacı var. Bu mekanizma, şeffaflık standartlarını belirlemeli, hissedar haklarını korumalı ve fonlarla şirketler arasındaki ilişkileri etik bir çerçeveye oturtmalı. Çünkü güveni ekosistemin kendi koyduğu kurallar inşa eder.

Bugün Mubadala’nın Getir’de yaşadığı zarar geleceğin de hikayesidir. Eğer bu deneyimden ders çıkarmazsak yarın başka fonlar da benzer kaygılarla Türkiye’den uzaklaşacak. Bu yalnızca bugünün değil, yarının genç girişimcilerini de etkileyecek. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok