Artık yapay zekayı iyi yöneten, veriyi süzüp sezgisiyle harmanlayan yeni nesil ‘tasarımcı liderler’ sahnede. Zira geleneksel liderlik modelleri, yapay zeka çağında sınıfı geçmekte zorlanıyor. Son üç yılda dünya genelinde şirketler, üretken yapay zeka projelerine 30 ila 40 milyar dolar arasında yatırım yaptı. Ancak MIT’in (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) Haziran 2025’te yayınlanan yeni araştırmasına göre, araştırmaya katılan şirketlerin sadece yüzde 5’i yapay zekayla finansal kazanç elde edebildiklerini açıklıyor. Yapay zeka, liderlerin gündemini giderek daha çok meşgul ederken yakın gelecekte kendi varlık nedenlerini de sorgulatıyor.
“Şunu kabul ederek başlamalıyız: Hiçbir şey göründüğü gibi değil” diyen Onda Danışmanlık Kurucusu Mehmet Acar, bugün yapay zekanın sadece işleri hızlandıran, metin yazan veya kod üreten bir araç gibi görüldüğü ama daha derinde büyük bir yapısal kırılma yaşandığını düşünüyor.
Strateji kurgulama, stratejik yol haritalarının tasarlanması, organizasyonların yeniden yapılandırılması üzerine uzmanlaşan bir isim Mehmet Acar. Ona göre yapay zekanın asıl etkisi verimlilik değil, 'değer yaratma kapasitesini' katlamak. McKinsey’in son raporları da bu fikri destekliyor; üretken yapay zekanın küresel ekonomiye yıllık 4,4 trilyon dolar ekleyeceği öngörüsü hâkim. Yeter ki liderler yapay zekayla nasıl doğru şekilde çalışacaklarını bilsinler.
Dijital ikiz
Liderliğin özü, doğru kararı en doğru zamanda verebilme gücünde gizli. Oysa günümüzde Oracle’ın global araştırmasına göre yöneticilerin yüzde 70’i mevcut veri hacmi karşısında o kadar bunalmış durumda ki karar vermekten adeta vazgeçtiklerini itiraf ediyorlar. Mehmet Acar, burada Daniel Kahneman'ın son kitabı Noise’a atıfta bulunarak, “İnsan yargısı ruh halimizden hava durumuna kadar pek çok dış faktörden yani gürültüden etkileniyor. İnsan zihni de gürültülü kararlar veriyor” şeklinde konuşuyor. Yapay zekanın bu noktada liderler üzerinde en dikkat çekici etkisi ise bu zihinsel gürültüyü azaltma yeteneği.
Yapay zeka duygusal dalgalanmalardan etkilenmeden saf veriyi liderin önüne koyuyor. Veriyi işliyor ve lider o veriyi şirketinin ruhuna, vizyonuna ve etik değerlerine göre entegre ediyor. “Liderlerin yapay zekayla ilişkisi bir rekabet alanı değil, aralarında bir dans gibi olmalı. Lider bu dansta sürekli çeviklikle hem anlık değişimlere adapte olacak hem vizyonunda süreklilik sağlayacak” diyor Acar. Yani bu aşamada yapay zekayla simbiyotik bir ilişki kurulmalı. Acar’ın deyimiyle lider rutin, analitik ve desen tanıma işlerini “dijital ikizi”ne yani yapay zekaya bırakıp aldığı cevapları kendi deneyim süzgecinden geçirerek ilerlemeli. Reçete basit: Hibrit zeka modeliyle lider, doğal ve yapay zekayı birleştirdiğinde önemli güç kazanacak, lider yapay zekanın işlem gücünü kendi vizyonuna yakıt yapmalı.
Sezginin yükselişi
Bu ortamda liderin asıl parladığı alan belirsizlik yönetimi. Yapay zeka, verilere bakarak bir şirketin gelecek çeyrekteki satış performansını yüksek isabetle tahmin edebilse de geleceği öngörmekte yetersiz kalıyor. Örneğin Nassim Nicholas Taleb’in ortaya koyduğu Siyah Kuğu teorisine uyum sağlayamıyor. Geçmiş verilerle tahmin edilemeyen, nadir ve büyük etki yaratan bu olaylar - COVID pandemisi ya da küresel finansal krizler gibi - ancak verisi oluştuktan sonra yapay zekanın alanına girebiliyor; nitekim yakın geçmişte de bu tür kırılmaları öngöremedi. Acar’a göre işte burada liderin süper gücü ortaya çıkıyor: “Yapay zekanın asla yapamayacağı süper güç, 'bağlamı okumak' ve 'sezgisel öngörü'. Liderin görevi, henüz verisi oluşmamış, gerçekleşmemiş ihtimalleri yani siyah kuğuları sezebilmek.” Yakın gelecekte de bu durum sürecek. Yapay zeka olasılık dünyasının, lider ise belirsizlik alanının kaptanı olarak öne çıkacak. İnsan zekasının sorgulama yeteneğinin ne kadar değerli olduğunu Gartner’ın son öngörüsü net şekilde ortaya koyuyor: 2026 yılına kadar şirketlerin yüzde 50’sinin, adaylarda kritik düşünme yeteneğini ölçmek için özellikle 'yapay zekasız' (AI-free) beceri testleri talep edeceği tahmin ediliyor. “Doğru soruyu sormak, bağlamı okumak hala insanın tekelinde. Yapay zeka içeriği üretir, lider bağlamı yaratır” sözleriyle açıklıyor bu durumu Acar.
Liderin kritik hale gelen sezgisel gücünü artırabilmesi için çok yönlü olması, sadece yönetim bilimiyle değil, sanatla, sporla, farklı disiplinlerle ilgilenmesi ve hatta farklı sektörlere de merak duyması önemli. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yetkinlik raporlarında da son dönem liderlerin öne çıkan özelliklerinde 'merak' ve 'öğrenme çevikliği' zirveye oynuyor. Ayrıca patron ve yönetici koltuğunda oturanların ekiplerini motive etmeleri, vizyonları etrafında kenetlemeleri ve empati yetenekleri de yapay zekanın yapamadığı önemli işlerden. “Bir kriz anında ekibinizin gözünün içine bakıp onlara güven vermek, sadece bir insanın, bir liderin yapabileceği bir iş. Teknoloji analiz yapar, lider ise anlamı yaratır” diyor Acar.
Zaman hediye ediyor
Çok eskiye gitmeye gerek yok, 2-3 yıl öncesinde bile şirketler ellerindeki veriyi raporlamak, analiz çıkarmak için günlerini harcardı. Bugünse yapay zeka bu işleri dakikalar içinde bitiriyor yani zamanı geri hediye ediyor. Accenture’ın araştırmaları çalışma saatlerinin yüzde 40’ının bu teknolojiden etkileneceğini söylüyor. Peki bu nasıl bir değişim getirecek? Acar, bu adımın insanın potansiyelinin kilidinin açılması anlamına geldiği görüşünde. Yapay zekanın iş dünyasındaki asıl etkisinin lideri ve çalışanları yapandan çok, tasarlayanlara dönüştürmesi olacak. “Yapay zeka, tasarımcı lider devrini açıyor. Lider, hediye zamanda iş modelini tasarlayabilir, ekibinin yetkinliklerini geliştirmek için farklı gözlükle bakabilir. Önümüzdeki 5 yıl rekabet, yapay zekayı insani bilgelikte harmanlayanlarla onu sadece otomasyonda kullananlar arasında olacak” yorumunu yapıyor Acar.
PWC de, son araştırmalara göre CEO’ların yüzde 40’ı şirketlerinin mevcut iş modelleriyle 10 yıl içinde hayatta kalamayacağını düşünüyor. Bu da şirketlerin iş modellerini, çalışma kültürlerini değiştirmeleri ve daha da önemlisi her seviye çalışanın yapay zeka okur yazarlığını öğrenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Microsoft’un Work Trend Index raporuna göre yapay zeka kullanan çalışanların yüzde 78’i, şirketlerinin resmi olarak sağlamasını beklemeden kendi yapay zeka araçlarını gizlice işe getiriyor. Yani şirketler yapay zekayı işe 'nasıl entegre etsek' diye konuşurken çalışanlar bu entegrasyonu yapmış bile...
Yine aynı rapora göre çalışanların yüzde 60’tan fazlası inovasyona zaman bulamıyor. Acar, “Çalışanları verileri yapay zekadan alan, bu bilgilerle yorum yapan, farklı bakış açılarını zenginleştiren, zamanı çok daha etkili kullanan bireyler haline getirmek gerekiyor” diyor. Dünyada bunun için şirket çatısı altında yapay zeka ofisleri kurulması tavsiye ediliyor.
Acar’a göre bu noktada şirketlerin yönetim kurullarına ve onlara bağlı CTO’lara (Teknoloji Müdürleri) önemli sorumluluklar düşüyor. CTO’lar, çalışanları bu alanda yönlendirmenin yanı sıra yapay zekanın insan kaynakları, tedarik zinciri, iş süreçleri ve satın alma gibi alanlarda nasıl etkin biçimde kullanılabileceğine dair somut yanıtlar üretmeli. “Şirketlerin strateji çalıştayı yapıp yapay zekayı çalışma biçimlerine, anlayışlarına uydurmak için gayret göstermelerini tavsiye ediyorum. Çünkü çok geç kalıyorlar.” Şu bir gerçek ki yapay zeka, artık yönetim kurullarında bir sandalye sahibi olmanın eşiğinde. Hatta Gartner, 2028 yılına kadar B2B (işletmeler arası) satın almaların yüzde 90’ının yapay zeka ajanlarıyla yapılacağını öngörüyor. Yani ürün veya hizmet satışında insanlar yerine algoritmaları ikna etmek gerekecek. Mehmet Acar, yapay zekanın kuralları belirlediği yeni normalde, şirketlerin organizasyonlarını bu hıza ayak uyduracak yatay ağlara dönüştürmesi gerektiğinin altını ‘kalın’ çizgilerle çiziyor.