Arama

Gate 27 kurucusu Melisa Sabancı Tapan: Pozitif etki yaratmayan kurumların geleceği sınırlı

Hacı Ömer Sabancı Holding’in yönetim kurulunda, kalabalık Sabancı Ailesi’nin dördüncü kuşağından yalnızca bir kişi yer alıyor: Melisa Sabancı Tapan. Dedesi Sakıp Sabancı’nın adını taşıyan, Türkiye’nin en büyük ikinci holdinginde aile üyelerinin toplam hissesi yüzde 13,9. Melisa Sabancı Tapan, sanattan teknolojiye, sürdürülebilirlikten eğitime birçok alanda düşünen, üreten ve holdingin gelecek vizyonuna katkıda bulunan bir isim. Genç yaşına aldanmayın; onunla “sonsuz olasılıklar” üzerine derin bir sohbete dalabilirsiniz.

01 Mart 2025, 00:06 Güncelleme: 01 Ekim 2025, 00:50
Gate 27 kurucusu Melisa Sabancı Tapan: Pozitif etki yaratmayan kurumların geleceği sınırlı
Fotoğraf: Ergun Candemir

Gate 27’nin Yeniköy sırtlarındaki kampüsü, şehrin tüm karmaşasından uzak, görkemli bir yapı. Melisa Sabancı Tapan’ın (32) 2019’da kurduğu Gate 27, farklı disiplinlerden genç sanatçılara kucak açan bir “sanatçı misafir programı”. Yüksek tavanlı fuaye alanında ziyaretçileri, misafir sanatçıların eserleri karşılıyor. Melisa Sabancı Tapan canlı, güler yüzlü ve sesi belki de ilk kez yüz yüze bir röportaj verecek olmanın heyecanıyla coşkulu. Her bir eserin önünde durup, o eserin hikayesini, sanatçının vizyonunu ve

Gate 27 ile olan bağını anlatırken heyecanını karşısındakine geçiriyor. Forbes’un fotoğraf çekimi için özel olarak tasarlattığı kıyafeti de tıpkı içinde bulunduğumuz mekan ve sergilenen eserler gibi, sıra dışı. Öte yandan tıpkı dedesi Sakıp Sabancı gibi kolay iletişim kurulabilen, sıcak ve samimi biri.

Üç temel direk: Sürdürülebilirlik, toplumsal fayda, inovasyon

Annesi Sevil Sabancı, teyzesi Dilek Sabancı ve dayısı Metin Sabancı ile anneannesi Türkan Sabancı, tam adıyla Hacı Ömer Sabancı Holding’te, Sakıp Sabancı’nın adını taşıyan holding üzerinden toplam yüzde 13,9 oranında hissedar. Melisa Sabancı Tapan, yönetim kurulunda ailenin dördüncü kuşağından tek isim. İcradan sorumlu olmadığı için holdingle ilgili konularda konuşmaktan kaçınıyor. Onun gündeminde sanat, sürdürülebilirlik alanındaki projeler ve Sabancı Üniversitesi’nin yapay zeka ve kuantum alanındaki çalışmaları var. 

“O kadar çok şapkam var ki…” diye başlıyor söze. Bu “çoklu şapka” metaforu, farklı alanlardaki ilgi ve sorumluluklarını güzel özetliyor. Kendisine hem “generalist” hem de “uzman” yönlerini besleyebilecek bir ekosistem yarattığını anlatıyor. “Ne yaparsam yapayım, altında hep şu üç ana şeye bakıyorum: Sürdürülebilirlik, toplumsal fayda ve inovasyon.” Tüm proje ve işleri bu üçlü sacayağı üzerine kurulu. Gate 27’nin yanı sıra Sabancı Holding ve Sabancı Üniversitesi’ndeki çalışmaları, teyzesi Dilek Sabancı’nın kurucusu olduğu Vista Turizm’in Türk Özel Olimpiyatları ve Zihinsel Engelliler Spor Federasyonu gibi organizasyonları, gönüllülerinden biri olarak destek verdiği ve bugüne kadar Türkiye’nin yanı sıra 11 ülkede 45 binden fazla çocuğa ulaşarak atölye ve eğitimler düzenleyen Sosyal Ben Vakfı… “Gate 27’nin hikayesi de biraz benim çalışma şeklime benziyor” diyor Melisa. Farklı disiplinlere alan açan, çok yönlü ama özünde sürdürülebilirlik ve ekonomik kalkınmayı hedefleyen bir yaklaşım.

 

Üstlendiği önemli sorumluluklardan biri Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülü. Ödüllerin bu yılki temasını açıklarken “Yaşadığımız dünyada yeniden sorgulama dönemindeyiz” diyor, “Hangi değerleri koruyacağız, hangilerini dönüştüreceğiz, hangilerinden vazgeçeceğiz? Bu sorular, sadece bireyler için değil kurumlar, toplumlar ve hatta tüm insanlık için geçerli.” Bu yıl, bu alanlarda çalışmalar yapan akademisyenlere ödül verilecek.  

Gate 27’nin de sanat, endüstri ve bilim alanından zihinleri, sürdürülebilirlik ve ekonomik kalkınma alanında yenilikçi çalışmalar için bir araya getirerek bu “yeniden sorgulama” sürecine katkıda bulunduğunu anlatıyor. Sabancı Üniversitesi’nin yapay zeka ve kuantum alanındaki öncü çalışmaları, uluslararası işbirlikleri ve GESDA (Geneva Science and Diplomacy Anticipation - Cenevre Bilim ve Diplomasi Öngörüsü) gibi enstitülerle kurulan ortaklıklar... “Ağzımın sulanmaması mümkün değil” diyor gülerek, “Çok heyecan verici ve çok keyifli projelerin içerisindeyim.”

Sakıp Sabancı chatbot

Bunlardan biri de 2004’te Sakıp Sabancı 20’nci Yıl Anma Töreni için geliştirilen ve daha sonra Uluslararası European Excellence Ödülleri’nde “En İyi Online AI Entegrasyonu” ödülünü alan Sakıp Sabancı Chatbot Projesi’ydi. Bu projenin kendileri için ne kadar “duygusal bir deneyim” olduğunu anlatırken sesi titriyor. “Bir insanın vizyonunu, düşüncelerini, değerlerini bugünün dünyasına en yakın şekilde entegre etmeye çalıştık” diyor. Bunun için dedesi Sakıp Sabancı’nın röportajları, kitapları ve notları gibi kaynaklardan yararlanmışlar. “Şanslıydık, çünkü dedemin çok fazla materyali vardı.”

Projede yapay zeka, tüm bu verileri bir araya getirerek Sakıp Sabancı’nın düşünce tarzıyla günümüzün sorularına cevaplar üretiyor. “Yapay zeka olduğunu bilmeme rağmen çok duygulandım” diyor Tapan. Özellikle ilk başlarda, chatbot’un sesinden çok, içerik olarak dedesinin değerlerini yansıtmaya başlaması, onu derinden etkilemiş. “Sürekli birlik beraberlikten bahsediyor, insan olmaktan, sevgiden. Ekip olarak birbirimizin önünde ağlamamaya çalışıyorduk” diyor gülümseyerek.

Aldıkları sonuçları görünce aralarında toplantılara kendi yerlerine chatbot’ları gönderme fikrini tartışmışlar. Proje şimdi ise bir podcast serisine dönüşüyor; dört bölümlük seri, Sabancı Üniversitesi’nin kuruluş hikayesi gibi konuları kapsayacak. Amaç, Sakıp Sabancı’nın sadece iş dünyasındaki değil eğitim, filantropi ve sanata dair düşüncelerini de daha geniş kitlelere ulaştırmak. “Aslında ben o gün, yine dedemle oturup sohbet ettim” diyor. 

 

“Pozitif etki yaratmayan ya da inovasyonla bağlantısı olmayan kurumların geleceği sınırlı. Tıpkı sadece sosyal fayda odaklı olup sürdürülebilirlikten yoksun projelerin ömrünün kısa olduğu gibi. Bu ikisinin birbirine ihtiyacı var ve bu ihtiyaç gelecekte daha da belirginleşecek.”

 

Üç şehir, üç farklı keşif

Melisa Sabancı Tapan, Sabancı Holding’in yönetim kuruluna sadece genç kuşaktan bir kadın olarak değil eğitimi ile de çeşitlilik katıyor. “Sürdürülebilirlikten o kadar çok söz ediyorum ki herkes bu alanda eğitim aldığımı sanıyor” diyor. Gerçekte lisenin son yılını İsviçre’de tamamladıktan sonra Londra’da Richmond Üniversitesi’nde Uluslararası İşletme ve Psikoloji eğitimi aldı. Yüksek lisansını ise New York’taki Columbia Üniversitesi’nde Ekonomi ve Siyasal Kalkınma üzerine yaptı. 

Londra’da disiplinler arası çeşitlilik, New York’ta bireysel özgürlük ve tutku, İstanbul’da ise kültürel zenginliğin kendisini besleyip şekillendirdiğini anlatıyor.  

New York’ta neyi merak ediyorsa onunla ilgili bir şeyler yapan tutkulu insanlarla karşılaştığını anlatıyor: “Her uyandığınızda kim olmak istiyorsanız o olabiliyorsunuz” diyor. Columbia Üniversitesi’ndeki eğitiminden bir örnek veriyor. Bir ders projesi kapsamında, mahkumları destekleyen bir sivil toplum kuruluşunda çalışmış. Bu deneyim, ona farklı etkileşim ve deneyim çeşitliliğinin ne kadar önemli olduğunu göstermiş. Yargılanmadan hata yapma, soru sorma ve farklı görüşlere açık olma özgürlüğü, onun kendi değerlerini ve prensiplerini oluşturmasına yardımcı olmuş.

 

 

Bu durum aile mirası konusunda anlattıklarında kendisini belli ediyor. “Geçmişten aldığınız değerleri bugüne uyumluyorsunuz bir nebze” diyor ve gençlerin kimlik oluştururken kültürel ve ailevi değerleri sorgulamasının önemine değiniyor. Ona göre ergenlik dönemi, bu sorgulama sürecinin en kritik evresi. “O yüzden bir ergenin ‘isyan’ etmesi çok sağlıklı” diyor. Aile mirasına saygı duyarken, inanmadığı unsurları da geride bırakma cesaretini göstermek gerektiğine inanıyor. 

“İşine yarayanları tutup işine yaramayanları dönüştürme ya da geride bırakma cesaretini gösterebiliyorsun. Ben ‘legacy’ konseptine, ailemden aldığım değerlere ilhamla, güvenle ve saygıyla bakabiliyorum; ancak inanmadıklarımdan da geride bırakabilme cesaretine sahibim.”

Yapay zeka dünyasında insan kalmak

Sohbet yapay zekaya kaydığında Stanford’da tanıştığı “Human-Centered AI” merkezinin kurucusu John Etchemendy’den ve Sabancı Üniversitesi Danışma Kurulu’nda tartışılan “yapay zekalı dünyada insan kalmak” meselesinden bahsediyor. SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov’un “Bizim jenerasyonumuzda EQ (Duygusal Zeka) önemli değildi, çünkü etkileşime mecburduk” sözünü aktarırken günümüzde gençlerin bu zorunluluktan uzaklaştığını hatta yapay zekayla duygusal bağ kurduğunu söylüyor. Ona göre bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı bu çağda asıl mesele eylem, anlayış, sorgulama ve empati; eski “öğrenip yapma” modeli, yerini sürekli öğrenme döngüsüne bırakmış, bu da fiziksel etkileşimin değerini artırıyor. Kaotik bir dünyada değişim, jeopolitik çalkantılar ve ekonomik krizler arasında yeni jenerasyonun ezber bozduğunu, filantropi, finans ve sanatın akışkanlaştığını, fırsatların sanatı ileri taşıyacağını umut ediyor. 

İlham kaynakları ise meraklı ruhunu yansıtıyor. Sabancı ekosisteminde rektör Yusuf Leblebici ile kuantum sohbetleri yapıyor, Gate 27’de Beral Madra’nın vizyonundan besleniyor; CERN ziyaretleri, GESDA konferansları, MIT Media Lab, DLD konferansları, World Minds üyeliği, Synergos gibi bilimsel ve kolektif ağlarla dünyayı takip ediyor; Thea Alexander’ın kitapları, Ayn Rand’ın “Atlas Shrugged”ı, Chimamanda Ngozi Adichie’nin “We Should All Be Feminists”i zihnini açarken, Marina Abramovic’ten Neri Oxman’a, Michio Kaku’dan Jeremy Rifkin’e uzanan düşünürler ve sanatçılar onu heyecanlandırıyor. 

Melisa Sabancı Tapan’dan okuma ve ilham önerileri

Thea Alexander – “2150 A.D.”: “Gelecek vizyonu ve inovasyon üzerine etkileyici bir eser. Küçükken kalbime kazınmıştı, hâlâ ilham veriyor.”
Ayn Rand – “Atlas Shrugged”: “Şu anki başucu kitabım. Eve koşarak dönüp okuyorum, bugünün konuları üzerine düşünmek için harika.”
Chimamanda Ngozi Adichie – “We Should All Be Feminists”: “Küçük ama güçlü bir kitap. Kadın olarak bile fark etmediğim şeyleri keşfettim.”

İlham aldıkları

Marina Abramovic: “Sanatta sınırları zorlayan bir ikon.”
Pranav Mistry: “6th Sense isimli giyilebilir cihazın mucidi ve yapay zekayı fiziksel ortama taşıyan vizyoner mühendis.”
Michio Kaku: “Geleceği öngören fütürist. Kitabını okurken yatakta zıplıyordum!”
Jeffrey Sachs: “Sürdürülebilirlik ve ekonomi uzmanı.”
Shoshana Zuboff: “Surveillance Capitalism kitabı ile modern dünyayı sorgulatan akademisyen.”
Jeremy Rifkin & Neri Oxman: “Gelecek odaklı düşünür ve doğayla teknolojiyi birleştiren tasarımcı.”


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok