Tesadüfmüşçesine oğul Dickie’nin karşısına çıkar. Gördüğü kaygısız ve lüks hayata; güzel nişanlısına öylesine imrenir ki Dickie’yi öldürüp yerine geçer. Filmin her adımında seyirci, Bay Ripley’nin müthiş manevraları, her an ortaya çıkayazan yalanlardan ehil şekilde sıyrılması, üzerindeki şüpheyi savuşturan halleriyle gerilime ve hayranlığa boğulur. Sonuç olarak çok zor durumlardan beceriklice sıyrılırken ardında daimi bir şüphe kalması hallerini kısaca tanımlayan bir sembol olarak akıllara kazındı “Yetenekli Bay Ripley!”
Başlıktaki Mehmet Öz göndermesiyle ne ilgisi var diye düşündüğünüze neredeyse emin olarak izninizle ilerleyelim… Bir televizyon şöhreti; sağlık, zayıflama ve estetik gurusu, kendi TV show’uyla çok milyon dolar servetli kalp cerrahı Dr. Mehmet Öz’ü seçilmiş Başkan Trump, federal sağlık hizmetleri Medicare ve Medicaid direktörlüğüne “ülkeyi yeniden sağlıklı kılmak için ondan daha donanımlı biri yok” sözleri eşliğinde aday gösterdiğinde bir paralel hikaye doldurdu zihnimi.
Katılmamak elde değil zira Dr. Öz ismi, tıp camiasında da defalarca duyduğuma göre dünyanın gelmiş geçmiş en ‘yetenekli’ cerrahları arasında anılıyor. Henüz 30’lu yaşlarının başındayken ABD’nin en başarılı cerrahlarını içinde toplayan bir kitapta övgü dolu cümlelerle yer bulan biri o. Genç yaşlarında ülkenin en prestijli hastanelerinde zorlu operasyonların altından başarıyla kalkan, kendi geliştirdiği ameliyat teknikleriyle hayranlık uyandıran bir isim Öz.
Ancak Dr. Öz’ü son 20 yıldır, doktordan çok ‘showman’ olarak biliyoruz. Amerikalı talkshow yıldızı Oprah Winfrey’nin yol açmasıyla “emekli doktor, parıldayan TV kişisi” olarak bulduk karşımızda. 12 kez Sabah Kuşağı Emmy Ödülü aldı, yapım şirketi kurdu, 2020’lerde servetini 10 milyon doların üzerine çıkardı, dünyanın en önemli konuşmacıları arasına girip yılda milyon doları aşan bir gelir elde etti. Ama bu kimilerine göre büyük bir israf: Bilimde, tıpta, çok kula nasip olmayan düzeyde bir yetenek bahşedilmiş birinin şöhrete, spot ışıklarına, medya ilgisine duyduğu yüksek iştahla heba olmuş bir bilim kariyeri!
Kişisel tercih deyip geçebiliriz ama Öz’ün renkli, çok boyutlu, bol çelişkili, çok alanda üstün yetenekli ve iştahlı (en çok da şöhret ve paraya) olduğu da yadsınamaz bir gerçek. Kısacası Öz, neye el atsa hem büyük bir başarı hem de bol davalı, suçlamalı, tartışmalı, şüphe uyandıran bir hikaye yarattı. Bana göre Dr. Öz yakından insanın içini çok ısıtmasa da (bir Forbes partisinde sohbet imkanım olmuştu) ilginç bir portre. Bilim konusundaki yeteneğini heba edip etmediğini zaman gösterecek ama dar yerimde birkaç kelam etmek isterim.
Girdiği her işte daima hem üstün performans hem yüksek şaibe ve tartışma yaratıyor. Her alanda dolandırıcılık, etik ihlalleri davaları, suçlamalar, rakiple dalga geçmeler, itibarsızlaşma süreçlerine sürekli artan bir şöhret, servet ve başarı grafiği eşlik ediyor. Ama ne yaparsa yapsın başarılarının ardında ‘zengin kayınpeder’ olduğu imajından da tam temizlenemiyor. Karısının ailesine ait Asplundh, yaklaşık 100 yaşında ve bugün 3 milyar dolar civarında değerleniyor.
ABD’deki Dr. Öz haberleri ise onun için “göçmen bir Türk ailenin oğlu” diyor ki bu eksik bir tanım. Karısının ailesi kadar olmasa da Dr. Öz de ‘ağzında altın kaşıkla doğmuş’ biri. Babası Türkiye’nin yetiştirdiği önemli kalp cerrahlarından Mustafa Öz. Annesi ise Atabay İlaç şirketinin sahibi Kemalettin Atabay’ın kızı Suna Atabay. Öz teyzesi ise 2000’li yıllara kadar protest ve siyasi çıkışlarıyla bilinen Nur Atabay. “Türk kökenli, elit, eğitimli ve yüksek standartlı bir ailenin ABD’de doğan oğlu” tanımı daha doğru olabilir haliyle.
Dr. Öz’e sayfalar yetmeyeceği için ailesini yakinen tanıyanların aktarımı olan bir bilgiyle bitireyim: 20’li yaşlarından beri Dr. Öz’ün en büyük hayali, ABD’ye sağlık bakanı olmakmış. Bunu, bizzat öz annesinin sözlerinden biliyoruz. Dr. Öz bu hayale en yaklaştığı anda bence. Yeni görevi ABD Senatosu’nca onaylanırsa sağlık bakanlığına büyük bir adım atacak. Becerebilir mi? İlk kez Trump’la aynı fikirdeyim: Ondan daha iyi yapacak birini tanımıyorum. Üstelik bu rol onun üstün zekası, engin tıp bilgisi ve kişiliğinin şan şöhret sever, aşırı dışadönük taraflarını tek bir potada toplamasına yarayacak. Bu yüzden onun için tek dileğim, ailesinin en az iki jenerasyonunun neredeyse tamamına erken yaşta pençe geçiren Alzheimer geninin kendisini ‘pas geçmiş’ olması ve uzun, sağlıklı bir kariyerle bize haber olmaya devam etmesidir.