Pazar akşamı piyasa katılımcıları, ABD ve İran arasındaki savaşın kontrolden çıkacağına dair endişeler taşıyordu. Bu durumun büyük bir tedarik kesintisine yol açacağı endişesiyle ham petrol fiyatları yüzde 8'den fazla fırladı. ABD ve İsrail'in başlattığı devasa hava saldırıları sonucunda İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney ve İslam Cumhuriyeti'ndeki diğer üst düzey yetkililer hayatını kaybetti. ABD ve İsrail'in askeri saldırıları hız kesme belirtisi göstermedi. İran ise bölgeye füze fırlatarak karşılık verdi ve komşularını da çatışmaya çekme riskini artırdı.
Fiyatlarda sert dalgalanma yaşanıyor
Haftaya Orta Doğu'daki çatışmaların haftalarca sürebileceği endişesiyle başlayan piyasalarda petrol fiyatları pazartesi günü sert yükselirken hisse senetleri değer kaybetti. Küresel ekonomik toparlanmanın tehlikeye girmesi ve enflasyonun yeniden alevlenmesi ihtimali fiyatlamaları etkiledi. Pazar akşamı ABD ham petrolü yüzde 8'den fazla, yani 5,55 dolar artarak varil başına 72,57 dolara çıktı. Küresel gösterge Brent petrol ise yaklaşık yüzde 9, yani 6,54 dolar sıçrayarak 79,41 dolara ulaştı.
Pazartesi günü dalgalı seyir devam etti. ABD ham petrolü yüzde 6,2 artışla varil başına 71,17 dolara tırmandı. Brent petrol bir ara 82,00 doları görse de yüzde 6,4 artışla 77,57 dolara geldi. Saat 9.32 itibarıyla ise Brent petrol için nihai fiyat 78,48 dolar olarak kaydedildi. Güvenli liman altının onsu da yüzde 1,6 değer kazanarak 5.360 dolara yükseldi.
Hürmüz boğazı'nda tanker trafiği durdu
Tüm gözler dünya deniz yoluyla taşınan petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin ve sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 20'sinin aktığı Hürmüz Boğazı'na çevrildi. Kritik su yolu henüz tamamen kapatılmamış olsa da deniz takip siteleri tankerlerin boğazın iki tarafında yığıldığını gösterdi. Gemilerin saldırıdan çekindiği veya yolculuk için sigorta alamadığı belirtildi. Rystad Energy Jeopolitik Analiz Başkanı Jorge Leon, petrol piyasalarını etkileyen en acil ve somut gelişmenin Hürmüz Boğazı'ndaki trafiğin fiilen durması olduğunu belirtti. Leon, bu durumun günlük 15 milyon varil ham petrolün piyasalara ulaşmasını engellediğini kaydetti. Leon, gerilimi azaltan sinyaller hızla ortaya çıkmadıkça petrolde yukarı yönlü önemli bir fiyatlamanın beklendiğini ifade etti.
Enerji danışmanlık firması Kpler'in petrol analisti Matt Smith de benzer bir tablo çizdi. Smith, tankerlerin Hürmüz Boğazı civarında birikmeye başladığını ancak şu an hiçbir geminin geçiş yapmadığını, tankerlerin kesinlikle korktuğunu söyledi. Kpler verilerine göre, 2025 yılında boğazdan günde ortalama 14 milyondan fazla varil petrol geçti. Bu rakam, dünyadaki toplam deniz yolu ham petrol ihracatının yaklaşık üçte birine denk geliyor. Kpler, bu ihracatın yaklaşık dörtte üçünün Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore'ye gittiğini bildirdi.
Analistlerden korkutan petrol tahminleri
UBS analisti Henri Patricot öncülüğündeki ekip, Hürmüz'deki trafiğin toparlanma hızını ve İran'ın misilleme boyutunu önümüzdeki günlerde petrol fiyatı için kilit faktör olarak gördüklerini müşterilerine iletti. Barclays analisti Amarpreet Singh ise pazar günü yayımladığı notta, Orta Doğu'daki güvenlik durumunun kötüleşmesiyle Brent petrolün varil başına 100 dolara ulaşabileceğini savundu. Singh, bu durumun nasıl sonuçlanacağının son derece belirsiz olduğunu, petrol piyasalarının en kötü korkularıyla yüzleşmek zorunda kalacağını dile getirdi. Analist, petrol piyasalarındaki olası etkinin abartılmasının zor olduğunu vurguladı. UBS analistleri ayrıca piyasanın Brent spot fiyatlarını varil başına 120 doların üzerine çıkaran maddi bir kesintiyi fiyatlıyor olabileceğini kaydetti.
OPEC içindeki dördüncü büyük petrol üreticisi olan İran'ı kimin yöneteceği belirsizliğini koruyor. Lipow Oil Associates Başkanı Andy Lipow, Tahran'da yönetimin kimde olduğuna dair belirsizlik, iç karışıklıklar ve petrol üreten bölgelerdeki işçi grevleri nedeniyle İran'ın petrol ihracatının çökebileceğini ifade etti. İran normal şartlarda günde yaklaşık 3,3 milyon varil petrol üretiyor. Wood Mackenzie Rafinaj, Kimyasallar ve Petrol Piyasaları Kıdemli Başkan Yardımcısı Alan Gelder, mevcut duruma en yakın tarihi örneğin 1970'lerdeki Orta Doğu petrol ambargosu olduğunu belirtti. Gelder, o dönem petrol fiyatlarının yüzde 300 artarak 1974'te 12 dolara çıktığını, bunun 2026 şartlarında 90 dolara denk geldiğini söyledi. Gelder, arz kayıplarından endişe eden bugünkü piyasada bu rakamın aşılmasının çok olası göründüğünü değerlendirmesini yaptı. Bu arada OPEC+ pazar günü nisan ayı için günlük 206.000 varillik mütevazı bir petrol üretimi artışı konusunda anlaştı. Ancak bu ürünün büyük bir kısmının hala tankerlerle Orta Doğu'dan çıkarılması gerekiyor.
Trump'tan art arda çelişkili mesajlar geldi
ABD Başkanı Donald Trump, Daily Mail'e yaptığı açıklamada çatışmanın dört hafta daha sürebileceğini öne sürdü. Trump, hedeflere ulaşılana kadar saldırıların devam edeceğini bildirdi. Ancak başkan, pazar günü de hedeflere ulaşılana kadar savaş operasyonlarının süreceğini yinelemesine rağmen diyalog kapısını da araladı. The Atlantic'e pazar günü konuşan Trump, İran'ın konuşmak istediğini ve kendisinin de bunu kabul ettiğini belirtti. Trump, "Konuşmak istiyorlar ve ben de konuşmayı kabul ettim, bu yüzden onlarla konuşacağım." dedi. Trump, CNBC'ye yaptığı açıklamada ise İran'daki ABD askeri operasyonlarının planlanandan önde gittiğini paylaştı.
Küresel piyasalarda büyük deprem ve satış dalgası
Petrol şoku döviz piyasalarında yankılandı ve dolar bundan en çok faydalanan para birimi oldu. ABD'nin net enerji ihracatçısı olması ve tahvillerin stres zamanlarında likit bir sığınak olarak görülmesi, euroyu yüzde 0,2 düşürerek 1.1787 dolara itti. Japon yeni genellikle güvenli liman olarak görülse de ülkenin tüm petrolünü ithal etmesi para birimi üzerinde baskı yarattı. Dolar, yen karşısında yüzde 0,3 artarak 156.44 seviyesine çıktı. Tüm petrolünü ithal eden Japonya için bu durum oldukça pahalıya mal oldu. Nikkei endeksi yüzde 1,3 düşerken havayolu şirketleri en çok darbe alanlar arasında yer aldı.
Çin'in deniz yoluyla ithal ettiği petrolün büyük kısmı Orta Doğu'dan gelse de Çinli birinci sınıf hisseler sadece yüzde 0,1 değer kaybetti. MSCI'nin Japonya dışındaki Asya-Pasifik hisselerinin en geniş endeksi yüzde 1,2 düştü. Orta Doğu'da Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt olağanüstü koşulları gerekçe göstererek borsalarını geçici olarak kapattı. Avrupa'da EUROSTOXX 50 vadeli işlemleri yüzde 1,3, DAX vadeli işlemleri yüzde 1,4 ve FTSE vadeli işlemleri yüzde 0,6 geriledi. Wall Street'te S&P 500 vadeli işlemleri ve Nasdaq vadeli işlemleri yüzde 0,8 oranında kayıp yaşadı.
Tahvil piyasalarında 10 yıllık Hazine getirileri kısa bir süre 11 ayın en düşük seviyesi olan yüzde 3,926'yı test ettikten sonra yüzde 3,970 seviyesinde dengelendi. İngiltere merkezli ipotek kredi kuruluşu MFS'nin finansal usulsüzlük iddiaları sonrası cuma günü kayyıma devredilmesi tahvil piyasalarını hareketlendirmişti. Şirketin çöküşü, tanınmış büyük bankaların da alacaklılar arasında yer almasıyla daha geniş kredi endişelerini körükledi. MFS'nin 2 milyar sterlin, yani yaklaşık 2,69 milyar dolar borcu bulunuyordu. Bu haber bankacılık hisselerine darbe vurdu ve yapay zeka hisselerindeki tedirginlikle birleşerek Wall Street'i derinden etkiledi.
Yatırımcılar bu hafta ABD'de ISM imalat anketi, perakende satışlar ve her zaman büyük önem taşıyan tarım dışı istihdam verisi dahil olmak üzere yoğun bir veri akışını takip edecek. Dördüncü çeyrekteki hayal kırıklığının ardından zayıf gelecek veriler ekonomiye olan güveni sarsabilir. Aynı zamanda Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimine gitme ihtimalini de artırabilir. Piyasalar şu anda haziran ayında bir gevşeme ihtimalini yüzde 50, bu yıl için ise yaklaşık 58 baz puanlık bir indirim ihtimalini fiyatlıyor.