Arama

Bir sohbetten bir kitaba: Gündüz Vassaf'ın Şimdiye Övgü'sü

"Günlük Yaşam Felsefesi - Şimdiye Övgü", Gündüz Vassaf'ın yaşam felsefesini ve dünyaya bakışını anlamak isteyenler için güçlü bir okuma rotası.

14 Temmuz 2026, 12:00
Bir sohbetten bir kitaba: Gündüz Vassaf'ın Şimdiye Övgü'sü
Gündüz Vassaf

Kültür - sanat dünyasında bazı karşılaşmalar nedense haber değeri taşımaz. Ne bir fotoğraf karesine sığar, ne de ertesi gün manşet olur. Ama yıllar sonra elinize aldığınız bir kitap, hafızanızın bir köşesinde sessizce bekleyen kısa bir sohbeti yeniden hatırlatır.

Gündüz Vassaf ile iki kez farklı etkinliklerde karşılaştım. İlk karşılaşmam, 2022 yılının Eylül ayında Adalar Müzesi'nde açılan, adalarda yaşamış birçok ismin bisikletlerini bir araya getiren sıra dışı bir sergide oldu. Nazım Hikmet'ten Lefter'e kadar uzanan bu sergi, yalnızca eski bisikletleri değil adaların kültürel hafızasını da görünür kılıyordu.

Açılış sırasında ayaküstü sohbet etme fırsatı bulduğumuz Vassaf, kısa süre önce yaşamını yitiren Nazım Hikmet'in oğlu Mehmet Nazım'ın bugüne kadar hiç sergilenmemiş eserlerinden oluşacak bir resim sergisi hazırlığında olduklarından bahsetmişti. Aradan yıllar geçti. Mehmet Nazım'ın eserleri Ocak 2025'te Ankara'da sanatseverlerle buluştu. Ancak İstanbul, bu önemli sergiye ev sahipliği yapamadı.

Adalar’da Bisiklet Üzerinde 137 yıl sergisiİkinci karşılaşmamız ise Kasım 2025'te Beyoğlu'nda düzenlenen bir karma serginin açılışında oldu. 2022 yılındaki Adalar sohbetimizi hatırlattım. Ardından da Mehmet Nazım sergisinin İstanbul'da mutlaka açılması gerektiğini söyledim. Bir an durdu. "Şu an beni boşluğa düşürdün" dedi. Bu cümle, düşündüğümden daha uzun süre aklımda kaldı.

Aradan birkaç ay geçti. Bu kez masamda Gündüz Vassaf'ın Duru Uslu ile gerçekleştirdiği söyleşilerden oluşan "Günlük Yaşam Felsefesi - Şimdiye Övgü" kitabı vardı. Sayfalar ilerledikçe beni etkileyen şeyin yalnızca o cümle olmadığını fark ettim. Vassaf'ın dünyaya bakışında dikkatimi çeken, birbirinden uzak gibi görünen konular arasında beklenmedik bağlar kurabilmesiydi.

Kitapta en çok üzerinde durduğu meselelerden biri arkadaşlık. Dijital çağın "arkadaş" kavramını giderek sayılara ve görünürlüğe indirdiği bir dönemde, dostluğun anlamını yeniden düşünmeye çağırıyor. Bunu yaparken hüküm vermiyor; daha çok soru soruyor. Belki de düşünmeyi canlı tutan şey tam olarak bu.

Beni en fazla düşündüren bölümlerden biri ise "Zihnimizdeki Düşman" başlığı oldu. Vassaf, düşmanlığın yalnızca savaşlarla ya da ülkeler arasındaki çatışmalarla sınırlı olmadığını anlatıyor. Gün içinde yanından geçip gittiğimiz, adını bile bilmediğimiz insanlar hakkında zihnimizde kurduğumuz önyargıların da görünmez düşmanlıklar üretebildiğini söylüyor. Bu satırları okurken ister istemez insan kendine dönüp bakıyor.

Kitabın sık sık geri döndüğü konulardan biri de iklim krizi. Ancak bunu yalnızca çevre başlığı altında ele almıyor. Ekonomiden teknolojiye, gündelik yaşam alışkanlıklarından insan ilişkilerine kadar pek çok meseleyi iklim krizinden bağımsız düşünmenin mümkün olmadığını hatırlatıyor.

Söyleşinin beni şaşırtan yönlerinden biri de tek bir metin olmanın sınırlarını aşmasıydı. 22 bölüm boyunca onlarca yazara, filozofa, bilim insanına ve kitaba yapılan göndermelerle karşılaşıyorsunuz. Bir süre sonra elinizdeki kitap, yalnızca bir söyleşi kitabı olmaktan çıkıp kişisel bir okuma rotasına dönüşüyor. Sayfalar ilerledikçe not alma ihtiyacı hissediyor, adı geçen kitapları bir kenara yazıyorsunuz.

Belki de iyi kitapların en güzel tarafı budur. Kendilerini anlatmakla yetinmez, başka kitapların da kapısını aralar.

Kitabın kapağını kapattığımda aklımda tek bir düşünce kaldı. Gündüz Vassaf, okuru kesin yargılarla ikna etmeye çalışan bir yazar değil. Bunun yerine uzun zamandır sormayı unuttuğumuz soruları yeniden hatırlatıyor. Arkadaşlık nedir? Düşman dediğimiz şey gerçekten dışımızda mı, yoksa onu önce kendi zihnimizde mi kuruyoruz? Ekonomi, insan ve doğa birbirinden bağımsız düşünülebilir mi? Türetim ekonomisi daha adil ve sürdürülebilir bir geleceğin kapısını aralayabilir mi? İklim krizini hâlâ ertelenebilir bir sorun olarak görmeye devam edebilir miyiz?

Belki de Günlük Yaşam Felsefesi - Şimdiye Övgü'nün en büyük gücü, bu soruların hepsine tek bir doğru cevap vermeye çalışmamasında yatıyor. Okuru düşünmeye, kendi cevaplarını aramaya davet ediyor.

Belki de günlük yaşamın felsefesi, cevaplarda değil; sormayı bırakmadığımız sorularda saklıdır.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok