Bu ortamda Warren Buffett'ın dot-com balonu ve 2008 finansal krizi öncesi ve sonrasındaki değerlendirmeleri yeniden gündeme geldi. Buffett'ın geçmiş açıklamaları, piyasalardaki güçlü yükseliş dönemlerinde şirketlerin finansal yapısına ve iş modeline odaklanmanın önemine dikkat çekiyor.
Nasdaq rekor tazeledi
Nasdaq bu hafta tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşırken, S&P 500 de kendi rekorunun yüzde 1'den daha az altında işlem görüyor. Son altı aylık dönemde Nasdaq yaklaşık yüzde 23, S&P 500 ise yüzde 18 değer kazandı.
Borsalardaki yükselişe karşın yatırımcıların geleceğe yönelik beklentileri daha temkinli bir görünüm ortaya koyuyor. American Association of Individual Investors'ın (AAII) haftalık anketinde katılımcıların yaklaşık yarısı, önümüzdeki altı ayda hisse senedi fiyatlarının gerilemesini beklediğini belirtti. Yükseliş öngören yatırımcıların oranı ise yaklaşık yüzde 33 oldu.
Bu tablo, endeksler rekor seviyelere yaklaşırken yatırımcıların bir bölümünün olası bir düşüş riskini göz ardı etmediğini gösteriyor.
Kriz dönemleri şirketlerin gücünü ortaya çıkarıyor
Warren Buffett, 2007 yılında Berkshire Hathaway hissedarlarına gönderdiği mektupta, küresel finans krizine dönüşen sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştu.
Buffett, o dönemde ABD'de konut fiyatlarının sürekli yükseleceği yönündeki inancın toplum genelinde yaygınlaştığına dikkat çekmişti. Konut fiyatlarındaki düşüşün ardından finansal sistemdeki kırılganlıkların daha belirgin hale geldiğini ifade etmişti.
Bu değerlendirmeler, yükseliş dönemlerinde piyasanın genel havasının şirketler arasındaki temel farklılıkları gölgeleyebileceğine işaret ediyor. Borsalardaki sert düşüşler ise şirketlerin borçluluk düzeyi, nakit üretme kapasitesi, kârlılığı ve iş modelinin dayanıklılığı açısından bir stres testi oluşturabiliyor.
Dot-com balonu benzer riskleri hatırlatıyor
Bugünkü yüksek değerlemeler ve teknoloji şirketlerine yönelik güçlü yatırımcı ilgisi, 1990'ların sonundaki dot-com dönemini de yeniden gündeme getiriyor.
1995-1999 yılları arasında S&P 500 yaklaşık yüzde 200 yükselirken, internet şirketlerine yönelik beklentiler rallinin önemli unsurlarından biri olmuştu. Ancak dönemin birçok teknoloji şirketi henüz kârlı değildi ve bazı şirketlerin finansal yapıları ile yönetim deneyimleri zayıftı.
Balonun ardından teknoloji hisselerinde sert kayıplar yaşandı. Çok sayıda şirket toparlanamazken, bazı büyük teknoloji şirketleri ise uzun vadede yeniden güçlü bir büyüme dönemine girdi.
Microsoft, dot-com dönemindeki ayı piyasasında yüzde 60'ın üzerinde değer kaybetti. Apple 2000 yılında tek bir işlem gününde değerinin yarısından fazlasını yitirdi. Amazon'un hisseleri de 1999-2001 arasında yaklaşık yüzde 95 geriledi.
Buna rağmen Microsoft, Apple ve Amazon sonraki yıllarda sektörlerinin en büyük şirketleri arasında yer aldı. Bu örnekler, piyasa dalgalanmalarının şirketlerin kısa vadeli hisse performansıyla uzun vadeli iş performansının aynı şey olmadığını ortaya koyduğunu gösteriyor.