Araştırmalar Avrupa'nın en büyük ekonomilerinin, Çin'e olan bağımlılıklarını azaltmaya yönelik son dönemdeki çabalara rağmen, Pekin’in olası ekonomik baskısına karşı savunmasız olduklarını gösteriyor. Avrupa'nın en büyük üç ekonomisi olan Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık Tayvan Ulusal Üniversitesi tarafından oluşturulan bir endekse göre dünya genelinde Çin'in gücüne en fazla maruz kalan yedi ülke arasında yer aldı. Araştırmacılar genel olarak demokrasilerin, otokrasilere kıyasla Çin'in etkisine karşı daha savunmasız olduğunu tespit etti.
Yaygın görüşleri çürüttü
Endeks, ülkelerin Çin’e olan maruziyetini sistematik bir şekilde sıralamak amacıyla, ticaret, yatırım, askeri ve diplomatik ilişkiler gibi temel etki göstergelerini değerlendirmek için bilgisayar simülasyonlarından yararlandı. Tayvan Ulusal Üniversitesi'nin Çin Çalışmaları Merkezi'nde kıdemli araştırma görevlisi olan George Yin, sıralamanın Çin'in en güçlü kontrolünün, Çinli şirketlerin maden çıkarma sektörlerine ve imalat sanayisine büyük yatırımlar yaptığı Asya, Afrika ve Güney Amerika'daki daha yoksul ülkeler üzerinde olduğu yönündeki yaygın görüşleri çürüttüğünü söyledi. Yin, “Avrupa'nın Çin'in askeri erişiminden coğrafi olarak yalıtılmış olması göz önüne alındığında, Çin'in gücüne maruz kalmanın Avrupa'da Hint-Pasifik bölgesine kıyasla önemli ölçüde daha düşük olması beklenirdi. Bu bulgular bu beklentiyle çelişiyor” dedi.
Analistler, endeksin ayrıca Pekin'in son 10 yılda Batılı demokrasiler üzerinde potansiyel bir nüfuz ve baskı gücü elde etmesinin boyutunu da ortaya koyduğunu söyledi. Araştırma, Avrupa'nın Çin'e maruz kalma düzeyini de inceleyen Berlin merkezli iki düşünce kuruluşu olan Global Public Policy Institute (GPPi) ve Mercator Institute for China Studies (Merics) tarafından ortaklaşa yayımlandı. GPPi Direktörü Thorsten Benner, Batılı hükümetlerin daha güçlü bir ekonomik dayanıklılık oluşturmaya çalıştığı bir dönemde araştırmanın açık bir mesaj verdiğini söyledi. Benner, “Pekin karşısında sahip olduğunuz kendi nüfuz gücünüzü kullanmayı öğrenin ve çıkarlarınızı savunurken bunun bedelini ödemeye hazır olun. Aksi takdirde sonuç, Çin merkezli bir ekonomik düzene boyun eğmek olacaktır” dedi.
Küresel tedarik zincirindeki rolü
Küresel sıralamada Güney Kore ilk sırada yer alırken, Avrupa'da Çin'e en fazla maruz kalan ülke Rusya oldu. Bunun başlıca nedeni, Rusya'nın Çin'e yaptığı ihracatta yaşanan büyük artıştı. Çin'e yapılan ihracatın Rusya'nın GSYH'sindeki payı 2013'te yüzde 1,6 iken 2023'te yüzde 5,4 ile zirveye çıktı. Pekin, kritik küresel tedarik zincirlerindeki rolünü, ABD ve son yıllarda giderek artan sayıda ihracat kontrolü uygulamaya koyan diğer gelişmiş ekonomilerin ekonomik baskılarına karşı kendisini savunmasına yardımcı olabilecek önemli bir uluslararası nüfuz aracı olarak görüyor.
Çin son dönemde baskı gücünü kullanmaya istekli olduğunu da gösterdi. Mıknatıs gibi temel bileşenlerin ihracatını kısıtlayarak 2025 yılında çok sayıda ABD ve AB otomobil fabrikasını üretimin durma noktasına yaklaşacağı bir duruma getirdi. Bu hamle, ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin ihracatına uygulanan gümrük vergilerini kısa süreliğine yüzde 145'e yükseltmesine yanıt olarak geldi. İki taraf geçen kasım ayında bir ticaret ateşkesi konusunda anlaşmaya vardı. Bu ateşkesin uzatılması, Trump'ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Washington'da Beyaz Saray'da gerçekleştireceği zirvede gündemin en önemli maddelerinden biri olacak.
AB ayrıca Çin ile olan ve günlük 1 milyar euro’ya ulaşan ticaret açığı konusunda Pekin'le karşı karşıya geliyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, geçen hafta bu durumu “sürdürülemez” olarak nitelendirdi. Endeks, doğrudan yabancı yatırım, ticaret, askeri güç ve Konfüçyüs Enstitüleri ile hayvanat bahçelerindeki pandalar gibi yumuşak güç araçları da dahil olmak üzere Çin'in etkisini ölçen bir dizi farklı göstergeyi bir araya getirerek 184 ülkeyi sıralıyor.
Araştırma, AB'nin 2019'da Çin'i stratejik bir rakip olarak tanımlamasından bu yana, Avrupa'nın Çin'in oluşturduğu kritik darboğazlara olan maruziyetini azaltma çabalarının yalnızca mütevazı bir etki yarattığını ortaya koydu. Birleşik Krallık, Norveç, İsviçre ve İsveç son yıllarda Çin'e olan göreceli maruziyetlerini azalttı. Bunlar arasında Stockholm, Pekin'le yaşanan diplomatik anlaşmazlığın ardından 2020 yılında tüm Konfüçyüs Enstitülerini kapattı. Ancak İrlanda ve İspanya da dahil olmak üzere diğer Avrupa ülkeleri, ekonomilerine yapılan Çin yatırımlarındaki büyük artışın sonucunda Çin'e olan bağımlılıklarını artırdı.
23,6 trilyon dolar yatırım tahmini
Avrupa'da Çin'e en fazla maruz kalan beşinci ekonomi olarak sıralanan İspanya'ya yapılan Çin ihracatı 2013'ten bu yana neredeyse iki katına çıktı. Aynı dönemde İrlanda, ilaç ve teknoloji sektörlerinde Çin yatırımlarında büyük bir artış yaşadı ve Çin'in ülkedeki toplam yabancı yatırım stoku 2025 itibarıyla yaklaşık 20 milyar dolara ulaştı.
Danışmanlık şirketi EY-Parthenon, bu yılın başlarında yaptığı tahminde AB, ABD ve Birleşik Krallık'ın imalat ve teknoloji gibi kilit sektörlerde Çin'e olan bağımlılıklarını sona erdirmek için 2050 yılına kadar toplam 23,6 trilyon dolar yatırım yapması gerekeceğini hesapladı.