ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin kendi ortaklarını gümrük vergilerinden bombalara kadar her şeyle tehdit ediyor. Bir kez daha, ABD güvenliğine yönelik en büyük tehlikelerden biri olarak görülen nükleer silahlı bir diktatörün karşısında aşırı derecede iltifatkar davranıyor. Trump’ın “Önce Amerika” sloganıyla ilk kez Beyaz Saray’a gelmesinin üzerinden yaklaşık 10 yıl sonra uluslararası ilişkilerde dostlarına saldır, düşmanlarınla dost ol yaklaşımı ABD dış politikasının temel özelliği haline geldi. New York Times'a göre Avrupa’dan Asya’ya ve Orta Doğu’ya kadar geleneksel ittifaklar zayıflarken Trump, bir zamanlar hasım olarak görülen ülkelerle yakınlaşmaya çalışıyor.
Buna rağmen son birkaç gün, Trump’ın dünya görüşünü çarpıcı biçimde gözler önüne serdi. ABD Başkanı, Orta Doğu’nun karmaşık diplomasisinde önemli bir dost olan Umman’ın, İran’la yürüttüğü savaşa engel olduğuna karar vermesi haline ülkeyi bombalayacağını ilan etti. Üç günlük erteleme kararı öncesinde, bir zamanlar ABD’nin en yakın dostu olarak görülen Kanada’ya yeni ve cezalandırıcı gümrük vergileri uygulamaya hazırlanıyordu. Ayrıca Asya-Pasifik’teki ABD ortakları ağının dayanak noktası olan Güney Kore’ye yönelik askeri desteği azaltacağını açıkladı.
Kuzey Kore'ye övgüler
Aynı zamanda, ilk döneminde kendi ifadesiyle “aşık olduğu” Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’a yeniden kamuoyu önünde aşk mektuplarını andıran mesajlar göndermeye başladı. Dünyanın en baskıcı ülkelerinden birini yöneten Kim, Trump’ın bir zamanlar söz verdiği gibi nükleer silahlarından hiçbir zaman vazgeçmedi. Bunun yerine Kim, Trump’a meydan okuyarak nükleer cephaneliğini büyük ölçüde genişletti. Trump ise karşılık görmese de hala onun peşinde. Kanada’nın eski büyükelçisi ve Michigan’ın Demokrat eski valisi James J. Blanchard, “Dostlarımızı yerden yere vuruyor, düşmanlarımızla ise yakınlaşıyor. Biri bana bir zamanlar Rusya’nın dostumuz, Kanada’nın ise düşmanımız olduğunu söyleseydi, ona dünyanın tersine döndüğünü söylerdim" dedi.
Arizona Cumhuriyetçi Senatörü John McCain’in eski danışmanlarından ve Center for a New American Security’nin üst yöneticisi Richard Fontaine, tüm bu gösterişli tehditlerin yeni olmadığını söyledi. Ancak Trump’ın bunları her zaman hayata geçirmediğine dikkat çekti. Fontaine, ABD’nin NATO’dan çekilmediğini, Güney Kore’yi terk etmediğini, Umman’ı bombalamadığını veya Kanada ile Grönland’ı ele geçirmediğini belirtti.
"Güvenilirliğini zedeliyor"
Fontaine, “Giderek daha fazla, bu zorbalık içeren söylem dünyanın dört bir yanındaki ülkeler tarafından dikkate alınıyor. Bunu göz ardı etmiyorlar ama tehditleri de kelimesi kelimesine ciddiye almıyorlar. Gerçekleştirilmeyen tehditler arttıkça insanlar daha az kulak veriyor. Bu da başkanın güvenilirliğini zedeliyor" ifadelerini kullandı.
Trump uzun zamandır diğer ülkelere yönelik yaklaşımının ne kadar alışılmadık olursa olsun ABD açısından mantıklı olduğunu savundu. Trump’a göre önceki başkanlar döneminde müttefikler, karşılığını vermeden Amerika’nın güvenlik varlığından ve ticaret kurallarından yararlandı. Nispeten yüksek ticaret açıklarını ve NATO ülkelerinin nispeten düşük askerî harcamalarını, sözde dostların ABD’yi sömürdüğünün kanıtı olarak görüyor.
Kuzey Kore, Çin, Rusya ve diğer uzun süredir devam eden hasımlara yönelik tatlı sözlerine gelince Trump, geçmişin çatışmacı politikalarının amaçladıkları sonuçları elde edemediğini, dolayısıyla daha fazla diplomasi denemenin daha iyi olduğunu savunuyor. Hala Kuzey Kore ile nükleer bir anlaşmaya varmayı, Çin’le kapsamlı bir ticaret anlaşması imzalamayı ve Moskova’nın Ukrayna’daki savaşını sona erdirmek için arabuluculuk yaparak Rusya ile tam ilişkileri yeniden kurmayı umuyor. Wall Street Journal’ın haberine göre yardımcılarını bu sonbaharda Kim’le bir görüşme yapılması için zorluyor.
İran’la savaş Trump için desteği hak eden müttefiklerle etmeyenleri ayırmak için yeni bir ölçüt ortaya koydu. Tahran’a karşı askeri operasyonların kolaylaştırılmasına veya Hürmüz Boğazı’ndan geçişin güvence altına alınmasına yardımcı olmak için güç kullanılmasına yanaşmayan ülkeler, Trump’ın gözünde ABD’ye ihanet etmiş durumda. Üstelik savaşı başlatmadan önce onların görüşlerini sormamış olmasına rağmen. İngiltere, Fransa, İspanya, İtalya ve diğer ülkeleri İran’a karşı kendisine daha fazla yardım etmedikleri için hedef aldıktan sonra Trump şimdi öfkesini Güney Kore’ye yöneltti.
"Dişlerini sıkıp katlanıyorlar"
Trump, bu hafta Güney Kore ile ortak askerîi atbikatları azaltacağını açıkladıktan sonra, “Orada sizi, kapı komşunuz Kim Jong-un’dan koruyan 39 bin askerimiz var ve siz İran’daki çok kolay bir askeri operasyonda bize yardım etmeyecek misiniz? Kim Jong-un bana her zaman büyük saygı gösterdi ve aslında birçok kez, iki önemli vesileyle görüştük, konuştuk ve birlikte zaman geçirdik. Onu anlıyorum. O da beni anlıyor" dedi.
Eğer gerçekten böyleyse, bu durum Kim’i, Trump’ın değişken öfke patlamalarını beklemeye başlamış olsalar bile hala onu anlamayan Avrupalı ve Asyalı müttefiklerinden ayırıyor. Şimdiye kadar her iki partiden ABD başkanları da denizaşırı dostlarıyla olan ilişkilerine değer verdi. Yıllar boyunca pek çok gerilim yaşanmış olsa da bunların daha da tırmanmasını önlemek için çaba gösterdiler.
Şimdi ise durumu daha da kötüleştirmemeye çalışan taraf müttefikler. Center for Strategic and International Studies’in Jeopolitik ve Dış Politika Departmanı Başkanı Victor D. Cha, “Dişlerini sıkıp buna katlanıyorlar, çünkü sonuçta iki yıl içinde ittifaka telafisi mümkün olmayan bir zarar verilmesini istemiyorlar. Kısacası, müttefikler bugün ABD’yi daha az seviyor ve ona daha az güveniyor olabilirler" ama hala ABD’ye ihtiyaçları var" ifadelerini kullandı.