Arama

Türkiye’de psikolojik destek ihtiyacı artıyor ancak milyonlarca kişi destek almıyor

Avrupa’dan daha dinç uyanıyoruz ama her beş kişiden biri klinik depresyon riskiyle yaşıyor. Yüksek çalışma saatleri, ekonomik kaygılar ve “el âlem ne der” baskısı arasında sıkışan toplumun direnç sınırlarını ve “gizli kırılganlar” tehlikesiyle karşı karşıyayız.

01 Ekim 2026, 08:00
Türkiye’de psikolojik destek ihtiyacı artıyor ancak milyonlarca kişi destek almıyor
İllüstrasyon: Kayhan Erkan

Toplumun ruh hali çok kötü. Bunu anlamak için araştırma yapmaya da pek gerek yok gibi geliyor insana. Bir taksiye binmek, aile WhatsApp grubuna bakmak veya sosyal medyada 10 dakika geçirmek yeterli. Geçim sıkıntısı, gelecek kaygısı, iş stresi, öfke, yalnızlık… Memleket topluca koltuğa uzanmış, tavana bakıyor izlenimi veriyor. Fakat sayılara baktığımızda hikaye biraz değişiyor. 

Psikolojik esenliği ölçmek için Dünya Sağlık Örgütü’nün “WHO-5” adı verilen ölçeğini kullanıyoruz. İnsanlara son iki hafta içinde ne kadar neşeli ve keyifli, sakin ve rahatlamış, aktif ve dinç hissettiklerini; dinlenmiş uyanıp uyanmadıklarını ve günlük hayatlarını ilgi çekici bulup bulmadıklarını soruyoruz. Cevaplardan 0 ila 100 arasında bir puan hesaplanıyor. 50’nin altındaki puan düşük psikolojik esenliğe, 28’in altındaki puan ise çok düşük psikolojik esenliğe ve klinik depresyon açısından değerlendirilme ihtiyacına işaret ediyor. Elbette bu bir teşhis değil. Anketör kapınızdan ayrılırken reçete yazmıyor. Fakat toplumun genel durumunu anlamak için güçlü bir gösterge.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok