Arama

Yüksek kuledeki adam

Türkiye girişimcilik dünyasının en ikonik başarı hikayesini yaratan Nevzat Aydın, o evrene sadece ilham değil kaynak da sağlıyor. 82 girişime yatırım yapan Aydın, şimdilerde ölçek büyütmeye odaklandı. Levent’te 30’uncu kattaki ofisinden İstanbul’u kuşbakışı izlediği gibi, tırmandığı yükseklikten, geleceği de görüyor sanki.

Hülya Meral
01 Kasım 2024, 17:42
Yüksek kuledeki adam
Ergun Candemir

Alman Delivery Hero’ya, 2015’te o güne kadar bir Türk şirketinin eriştiği en yüksek değerleme rakamıyla (589 milyon dolar) satılmasından bu yana Yemeksepeti ve o zamanki CEO’su Nevzat Aydın hakkında söylenebilecek neredeyse her şey söylenip, yazıldı.

Öyle demiyor ama Aydın’ın kendisi de bu hikayeyi anlatmaktan biraz sıkılmış gibi... Türkiye’de yetişmiş en başarılı girişimcilerden biri olan Aydın’ın yeni dünya koşulları ve yatırım iklimi hakkında ne düşündüğü ve bir yatırımcı olarak nereye yatırım yapıp, gelecek gördüğünü öğrenmek ise her zaman ilgi çekici.

Aydın’ın 2021’de Yemeksepeti’ndeki CEO’luk görevinden de ayrıldıktan sonra yaptıkları geleceğin nasıl olabileceğine ilişkin öngörülerini de gösteriyor. Forbes Türkiye’ye anlattıkları, melek yatırımcı olmak isteyenler ve onlara proje sunmaya hazırlananlar için ipuçları barındırıyor.

İstanbul’u kuş bakışı gören 30’uncu kattaki çalışma ofisinde, her biri ayrı odalarda korunan futbol forması, çizgi roman ve tablo koleksiyonları arasında, her zamanki gibi doğal ve rahat.

Önce karalahana, kuymak ve kaygana

Sık seyahat ediyor ama hayatının geri kalanını Türkiye’de geçirmeye kararlı. Yemeksepeti’nin satışından sonra elde ettiği dokuz sıfırlı servetiyle dünyanın herhangi bir yerinde yaşayabilirdi ama taşınmak aklının ucundan bile geçmemiş. Fanatiği olduğu Trabzonspor’dan, memleketi Trabzon’da “dünyanın en kral yemeği” olarak gördüğü karalahanalı, kuymaklı, kayganalı, tereyağlı su böreği ile kurulmuş aile sofralarından uzaklaşmak niyetinde değil. Ülkenin siyasi ve ekonomik gündemini de yakından takip ediyor. Yatırımlarına devam ettiği için bu çok şaşırtıcı da değil.

Girişimcilik ekosistemini geliştirmek için kurduğu GEN Türkiye ile girişimcilere mentorluk yaparken ekosistemi yatırımları ile de destekliyor. Yatırımcı olarak ölçek büyütmeye odaklanmış durumda. Sekizi son bir yıl içerisinde olmak üzere, Türkiye dışında Dubai, İngiltere, ABD, Fransa ve Katar’da pazarlama öngörüsü, ikinci el eşya, ev hizmetleri, lüks ev kiralama, yapay zeka alanlarında hizmet veren 82 yerel ve global girişimde yatırımı var. Yaklaşık 6 milyon dolar olan bu yatırımlar içinde öne çıkanlar, ev servisleri alanına odaklanan Justlife, yapay zeka destekli e-ticaret analitiği hizmetleri sunan Usersdot, bulut bilişim şirketi DT Cloud, call center Alo Tech, yapay zeka ile enerji verimliliği çözümleri sunan Apollo IoT ve koleksiyon kartları satan Mythos Cards var.

Tüm sınırlarıyla zor bir coğrafyada olduğumuzun ve Türkiye’nin iş yapmak için riskli olduğu gerçeğinin altını çizmeden edemiyor: “Ülkenin sınırlarına baktığımızda çok şanslı bir yerde değiliz. Bize iki defa yabancı yatırımcı yatırım yaptı. İkisinin de Türkiye’ye yaptıkları ilk yatırımdı. Bakıldığında, yabancı yatırımcıyı çekmede başarılı olmuşuz. Her ikisi de bizden sonra da burada yatırım yapmaya devam etti. Satıştan beri dokuz sene geçti. dört - beş seçim oldu, 15 Temmuz darbe girişimi oldu, resmi olmasa da devalüasyonlar oluyor, araya büyük bir deprem girdi. Böyle bir ortamda şirket büyüdükçe aldığınız risk de artıyor.”


Yemeksepeti’nin satıkları rakamın yarısına da satılsa başarılı bir proje olduğunu ve senelerce bu rakamın üzerine çıkılamadığını söylüyor. “Yemeksepeti öyle bir projeydi ki ne zaman satsanız erkendi” diyor.

“Şefkatli olmayabilirim ama adil bir liderim"

Yemeksepeti satıldıktan sonra o zamanki CEO Nevzat Aydın’ın 147 Yemeksepeti çalışanına dağıttığı 27 milyon TL çok konuşuldu. Aydın “şefkatli” bir lider olmadığını söylüyor. “Şirketi sattıktan sonra çalışanlarımıza para dağıttık çünkü bu işi hep beraber yaptık. O paranın dağıtılmasının sebebi şefkat değil hakkaniyetti. Bunun örnek olmasını isterdim. Bizden sonra hiç öyle bir şey duymadım. Şefkatli olmayabilirim ama adil bir lider olduğumu düşünüyorum. Bu bir liderde daha önemli bir özellik bence. Çalışması kolay biri değilim, insanları kendi yeteneklerinin sonuna kadar zorlarım ama adil olmadığımı ya da hakkaniyetli olmadığımı söyleyen birine pek rastlayacağınızı zannetmiyorum.” Yemeksepeti’nin ilk yıllarında bazen gece üçte kalkıp Ekşisözlük’e yeni içerik düşmüş mü diye baktığını anlatıyor. “İşle ilişkim hastalık boyutundaydı” derken o dönem iş ve aile dengesini kurmakta zorlandığını da itiraf ediyor. “Başarılı bir girişimcinin, başarılı bir aile kurduğunu pek hatırlamıyorum, bir kez boşandım, eminim bunu çok sağlıklı bir şekilde götürenler de vardır. Ben onlardan biri değildim” diye ekliyor.


“Tuttuğunu koparıyor mu ona bakarım”

Aydın’a en çok sorulan sorulardan biri bir girişime yatırım yaparken neleri öncelediği, neye göre karar verdiği. Sadece bir yatırımcı değil, ne yaptığı takip edilen, etki alanına da sahip biri olduğu için bu haklı bir merak. Son bir yılda onun da önüne yapay zeka ile ilgili işler yığılıyor. Ancak önce yatırım alanı veya sektöre değil, girişimciye, girişimcinin profiline baktığını özellikle vurguluyor. “Girişimcinin ne kadar tuttuğunu koparan, elini taşın altına koyan biri olduğu ve vizyonu benim için daha belirleyici.” Bu yüzden modası geçmiş bir şeye de ya da hiç beklenmedik yepyeni bir alana da yatırım yapabiliyor.

Söylediğine göre karar vermesi de çok uzun sürmüyor. Sadece bir yatırıma değil, işle ilgili başka şeylerde de kararlarının yüzde 90’ını ilk beş dakikada vermiş oluyor. Bir konuda karar vermek için bütün bilgileri toplamanın, rakamlarla desteklemenin, fokus grup yapmanın çok uzun bir süre aldığını ve zamanın boşa geçtiği düşüncesinde: “İlk beş dakikada aldığınız bilgilerle o konu hakkında yüzde 90 doğru karar veriyorsunuz zaten. Baktınız yanlış karar verdiniz, onu çok hızlı bir şekilde değiştirirsiniz. Mümkün olduğunca hızlı karar verelim, uygulamaya geçelim, hata varsa değiştiririz düşüncesinde oldum hep” diyor.

“Rekabet ve işler zorlaşacak”

Girişimcilik dünyasında sıkça tekrarlanan klişelerden biri, krizlerin birer fırsat olduğudur. Nevzat Aydın bu konuya global bir perspektiften bakıyor. “Girişimci orada bir fırsat görüyorsa, insanların hayatında yaratabileceği bir fark yakalayabiliyorsa bence onu o anda kovalamalı. Krizler fırsatları rekabet anlamında barındırıyor. Özellikle kriz döneminde siz onu yaparken hemen ardından rakipler gelemeyebiliyor. O yüzden krizlerin girişimciler için çok da büyük bir sıkıntı olduğunu düşünmüyorum” diyor ve ekliyor: “Rekabet yapay zekayla birlikte daha da çok artacak. Bu saatten sonra global bir hedefle ve vizyonla iş yapmayan girişimcinin işi çok zor. O yapamazsa başka ülkelerdekiler çıkıp Türkiye’ye gelecek. Daha global bir vizyona ihtiyaç var. Bu, işlerin daha zor olacağı, daha çok para gerektireceği ve daha uzun zaman alması demek. Girişimler buna hazırlıklı olmalı.”


Global girişimcilik network’ü GEN’in (Global Entrepreneurship Network) Türkiye ayağını yöneten Aydın, bugüne kadar 82 girişime yatırım yaptı. Son bir yıl içinde sekiz girişime yaptığı yatırım ise 6 milyon dolar.


Yemeksepeti’ni kurdukları 2000’li yılların başında sıfır yatırımla, tamamen kendi öz sermayeleriyle girdikleri online yemek pazarı işinde sekiz yıl yatırım almadan devam edebilmeleri ne kadar dayanıklı olduklarını gösteriyor. Fakat Aydın’a göre artık böyle bir dünya yok, çünkü rekabet çok hızlı geliyor: “Şu anda bir start-up’ın ilk yıl için cebinde en az 500 bin dolarının olması, marketing yapacaksa bu rakamın 1 milyon dolara çıkması gerekiyor. Bu ortam bizim kurduğumuz zamanda olsaydı yapamazdık, hiç paramız yoktu. Türkiye’deki hiçbir holding grubu da bize güvenmedi, bu işi yaparlar demedi. Daha farklı bir dönem bizi bekliyor. Umarım Türk girişimcileri daha global bir vizyona, küresel bir bakış açısına sahiplerdir ve yurt dışına açılabilirler. Zaten açılmazlarsa yurt dışındakiler gelip Türk girişimcileri bu pazarda rahatsız edecek.”

“Elon Musk kadar karamsar değilim”

Yapay zeka fırtınasının dünyayı ve iş tanımlarını radikal biçimde değiştireceği ve şimdiye kadar görülmemiş bir devrim yaratacağı aşikar. Bu devrim, içinde pek çok güvenlik riskini de barındırıyor. Aydın, yapay zekanın insanlık üzerinde yaratabileceği etki konusunda Elon Musk kadar karamsar değil. Yapay zekanın iki yıl içinde hayatımızı kökten değiştireceğini söylüyor ama çok büyük bir tehlike barındırdığını düşünmüyor. Birtakım önlemler alınması gerektiğini fakat önemli olanın, alınan önlemin doğru bir şekilde uygulanması ve devletin önlem alma yetisinin gelişmesi olduğunun altını çizerek, “Başımıza bir şey geldiğinde devletin o uygulamayı tamamen kapatması ve özgürlükleri kısıtlaması çözüm değil” diyor.

Bazı meslek gruplarının yapay zekadan çok fazla etkileneceğini, bazı mesleklerde de hiç ihtiyaç duyulmayacağını düşünen Aydın, biraz daha büyük oyuncuların kalıcı olacağı bir dünyadan ve işlem gücü anlamında bambaşka gereksinimleri olan ve her şeye damgasını vuracak bir sektörden bahsediyor. Aydın’a göre dönüşüme ayak uydurmak için sektörlerin zamanı bile olmayabilir. “Değişim, dönüşüm çok hızlı olacak ve önümüzdeki iki - üç yıl etkileyici, en çok şeyin değiştiği bir zaman olacak gibi görünüyor.”

“Uzaktan çalışmaya hiç inanmadım”

Geleceğin liderleri iş dünyasında en sık konuşulan konulardan. Günümüzde liderler en iyi yetenekleri elde tutma konusunda güçlük çekiyorlar. Z kuşağının dünyaya bakışı en önemli değişkenlerden birisi, çoğunlukla kendilerini bir şirkete ya da markaya bağımlı hissetmiyorlar. Bunda uzaktan çalışma sisteminin dünya genelinde yaygınlaşması da etkili oldu. Nevzat Aydın bu noktada kurum kültürünün en önemli unsur olduğunun altını çizerek uzaktan çalışmaya hiçbir zaman inanmadığını söylüyor.

İnsan Kaynakları departmanının adının “insan ve kültür” olmasını da eleştirerek bu bölümlerin kurum kültürünü belirleyemeyeceğini, kurum kültürünün yüzde 95’inin kurucudan çıkabileceğini vurguluyor.

Aydın, “Firmalar giderek insanların bu kadar sık iş değiştirdiği, işten vazgeçebildiği bir ortamda çalışanları şirkete bağlamak için bir şeyler bulmaya çalışıyor. Son bir sene içinde, Amazon da dahil pek çok şirket ‘Hadi artık ofise geri gelin’ demeye başladı çünkü rezalet bir verimlilik söz konusu, kimin ne yaptığını ölçemiyorsunuz, insanların aralarındaki iletişim kayboldu. Düşünsenize bir buçuk yıldır Yemeksepeti’nde çalışıp bir kez bile şirkete gelmeyen insan var. Böyle bir şey olabilir mi? Birlikte çalışmak aidiyet duygusunu yukarıya çıkartan şeydir. Bu kadar benliksiz bir çalışma ortamı benim anlayabildiğim bir şey değil” diyerek uzaktan çalışmaya tepkisini gösteriyor.


Nevzat Aydın’ın yüzlerce formadan oluşan bir koleksiyonu var. Ancak günlük stilinin vazgeçilmez parçaları siyah tshirtleri ve özel tasarım eşofmanları.

Girişimcilere destek mi dediniz?

Nevzat Aydın, devletin girişimcilere desteği konusunda kendi deneyim ve gözlemlerini aktarırken sözünü sakınmıyor: “25 yıldır bakan, bakan yardımcısı seviyesindeki isimlerden girişimcilere yardımcı olmayacağız diyeni görmedim. Herkes girişimciliğin çok önemli olduğunu, Türkiye’nin girişimlerinin büyük potansiyeli olduğunu hep söylüyor. Hayatı boyunca girişimcilik yapmış, sonrasında da ekosisteme yatırım yapmış birisiyim. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bana bir kuruş katkısı olmadı. Yemeksepeti 11 ülkede hizmet verirken ‘Turquality diye bir şey var, yurt dışına açılan firmalara destek oluyor başvurun’ dediler. Dubai’deki operasyon için onlardan yardım istedik. Bizden ürünü CD’ye basıp göndermemizi istediler ve CD’ye basamazsanız değerlendirmeye almıyoruz dediler. Bize değil bir halkla ilişkiler şirketine destek verdiler. Tamam dedik, o defteri kapattık.”


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok