Arama

Profesör Peter Hawkins liderleri uyarıyor: Yapay zeka ve akıllı bir liderle akıllı bir ortaklığa sahip olmalıyız.

Yapay zeka, liderleri hayati bir sınavdan geçiriyor. Liderlik alanında küresel bir düşünür, yazar ve araştırmacı olan Profesör Peter Hawkins, yapay zekayı yönetmek için liderleri beyinlerinin sağ lobunu, kolektif ve katılımcı zekalarını kullanmaya çağırıyor.

04 Kasım 2025, 08:00
 Profesör Peter Hawkins liderleri uyarıyor: Yapay zeka ve akıllı bir liderle akıllı bir ortaklığa sahip olmalıyız.
Fotoğraf: Ergun Candemir

Liderlik ve ekip geliştirme alanlarında 40 yılı aşan tecrübesiyle dünyada en güçlü liderlere danışmanlık veren yazar ve araştırmacı Profesör Peter Hawkins, çok sevdiği Mevlâna’nın bir sözünden ilham alarak, “Yüreğimizde panzehri yoksa yapay zeka bir zehirdir” diyor. 

Henley İşletme Okulu Emeritus Liderlik Profesörü ve aynı zamanda Renewal Associates’in Başkanı Hawkins, günümüzde liderler için kritik rol oynamaya başlayan yapay zekayı büyük bir fırsat ve olağanüstü bir tehlike olarak görüyor. 

Hawkins, 2007 yılından bu yana hem konferans ve özel toplantılar hem Türk şirketlerin patron ve CEO’larına danışmanlık vermek için Türkiye’yi ziyaret ediyor. En son ekim ayı ortasında Metal Sanayicileri Derneği’nin İstanbul Ataşehir’de kurduğu MEXT Dijital Fabrikası’nın konuğu olarak İstanbul’daydı. Bugünlerde Hawkins’in de en çok kafa yorduğu konu başlıklarından biri yapay zeka ve liderlik üzerindeki etkileri. 

Yapay zeka insan beyninin mantık merkezi olan sol lobun işlerini (veri işleme, analitik düşünme, risk analizi gibi) tamamen üstlenmiş durumda. Bunlar liderlerin de en güçlü olması beklenen alanlar. “Yönetim kurullarında yapay zekanın olduğu lider ekipleriyle çalışıyorum. Bir senaryo oluşturup yapay zekaya şunları sorabiliyorlar: “İşte planımız, ters gidebilecek şeyler ne? Riskler neler? Yapay zeka tüm bunları sizin için yanıtlayabilir” diyor Hawkins.  

Yapay zekanın zehri

Ya yapay zekanın zehri? İnsanı kendine benzetmeye çalışması... Center of AI Safety Yönetici Direktörü Dan Hendrycks, birçok şirketin bugün en değerli varlığı olan verilerinin yapay zeka tarafından ele geçirilmesinin büyük tehlike olduğuna dikkat çekiyor. Hem de bunu şirketler kendi elleriyle bile isteye yapıyor. Hawkins de bu fikre katılıyor, “Beynimizin son 100 yılda kullanmayı bıraktığımız kısımlarını kullanmalıyız. Sağ lobumuzu… Kalbimizi… Kolektif ve katılımcı zekamızı…” Ona göre, liderlerin bu “tehlikeyi” bertaraf etmek için yapay zekayı bir araç olarak değil bir ortak olarak görmeyi öğrenmeleri gerekiyor.

Prof. Peter Hawkins

Dünyada büyük şirketlerin yönetim kurullarına koçluk yapan 75 yaşındaki Hawkins, liderlere şu tavsiyede bulunuyor: “Bu ortakla yaptığınız sözleşme gerçekten net olmalı. Tüm verilerimizi ele geçiren büyük yapay zeka şirketlerine boyun eğmemeliyiz. Ya da yapay zekanın tüm rolleri üstlenmesine izin vermemeliyiz.”

Bu da liderlerin işi, bir kat daha arttı demektir… Çalışanlar, müşteriler, hissedarlar, toplum derken bir de yapay zekayla akıllıca çalışmaya odaklanmaları lazım. Hawkins kendi öğrenim sürecinden yola çıkarak, “Kendimi sadece yapay zekadan cevap istemek için değil aynı zamanda onunla diyalog kurmak ve bir sonuca varırken hangi varsayımları kullandığını sormak için de eğitmek zorunda kaldım. Yapay zeka ve akıllı bir liderle akıllı bir ortaklığa sahip olmalıyız” uyarısını yapıyor. 

Kahraman CEO günleri geçmişte kaldı

“Hayat, şirketin tek bütünleşme noktasının bir CEO olması için artık fazla karmaşık. Kahraman CEO günleri çoktan geride kaldı.” Hawkins, bugün çoklu krizle baş etmek zorunda kalan yöneticilerin, bireysel liderlikten giderek tüm paydaşlarla iletişim kurabilen, iş birliği kurmayı bilen kolektif liderliğe geçişinin şart olduğu görüşünde. Son yıllarda altını çizdiği bir öğretisi var: “Liderliğe sahip olmak için liderlere, onların takipçilerine ihtiyacınız var ancak en önemlisi şirkette iş birliği gerektiren kolektif bir amaca sahip olmalısınız. İş birliği gerektiren bir amaç yoksa, liderliğe de ihtiyacınız yoktur.”

Bugünün liderleri için en önemli zorluklardan biri de tüm bu kaosun içinde güncel kalmak. “Birçok liderlik ekibi, günümüzün zorluklarını yönetmeye o kadar dalmış durumda ki ufukta ne olduğuna bakmak için zaman yaratmıyorlar. Üç - beş yıl sonra ihtiyaç duyulacak şirketi nasıl yaratırız diye düşünmek yerine, var olanın üzerine sürekli iyileştirmeler yaparak bugünü inşa etmeye çalışıyorlar. Öğrenen bir organizasyonun hem geleceğe hem de dışarıya dönük çalışabilmesi gerekiyor” diye de ekliyor.  

Müziği duymak 

Liderler karar almak için beyinlerinin sol lobuna başvuruyor. Tıpkı tüm faniler gibi ama onlar için bu daha elzem. Sadece sol beyne yaslanmanın riski, bireyleri, nesneleri, sorunları görmek ama aralarındaki bağlantıları fark edememek. Oysa Hawkins’in benzetmesiyle sadece notaları okumak yerine müziği de duymaları gerek. Yani geleceğin başarılı liderleri için duygusal alan, sezgiler ve öğrenmeyle ilgilenen beynin sağ lobunu kullanmak giderek daha da önem kazanacak. Dünya Ekonomik Forumu’nun “2025 İşlerin Geleceği” raporu da bu fikri destekliyor. Rapor, becerilerin yüzde 40’ının 2030 yılına kadar öz farkındalık, uyum sağlama ve başkalarıyla bağlantı kurma becerisine doğru kayacağını öngörüyor. 

Hawkins, geleceğin liderliğini konuşurken yeni neslin yapay zekayla ilişkisine de değiniyor. Beş torun sahibi profesör, bu konuda endişeli. “En iyi arkadaşları yapay zeka ajanları. Yapay zeka, insanla ilişkisinde sadece narsisizminizi, benmerkezciliğinizi besliyor.” Bu da Hawkins’i yine aynı noktaya, gelecekte liderlerin üzerinde en çok duracağı hayati öneme sahip olacak “iş birliği kurma kapasitesine” getiriyor. “İklim krizine bakın, ekonomik krize, zamanımızın çoklu krizlerine… Teknolojiden, kaynaklardan, bilgiden yoksun değiliz. Eksik olan, bunları çözmek için birlikte çalışabileceğimiz iş birliği kapasitesi.”

Kolektif zeka 

Hawkins, bu neslin 15 - 20 yıl sonra üstleneceği liderlikten umutlu. “İşlerine, çalışma hayatına, yaşam dengesine farklı bakıyorlar. 20’li yaşlarındaki bu zeki insanları elde tutmanın yolu, dünyada olumlu fark yaratan bir iş yapmanız ve farklı deneyimler yaşamalarını sağlamanız” diyen Hawkins, bu neslin duygusal ve kolektif zekayla bugünden iyi desteklenebilirse ileride zorluklarla başa çıkmada çok daha yetenekli olacakları fikrinde. 

Liderlik alanındaki trendlerin Türk iş dünyasına yansımalarını yakından takip eden Hawkins, Türk lider haritasını da iyi okuyor. Dünyada Türk yöneticilerin global yönetimlerde daha etkin roller almasını, farklı kültürlerin olduğu bir coğrafyadan beslenmeye ve zorluklara karşı geliştirilen çevikliğe bağlıyor. Hawkins, İstanbul’dan Çinli şirketlerle çalışmak üzere önce Şanghay’a ve ardından “gelecekte liderlik üzerine düşünen tek hükümet” dediği Singapur’a geçecek. 

Hawkins, Aralık 2024’te çıkan son kitabı “Liderlik ve Koçlukta Güzellik”te teknoloji ivmesiyle dünyanın, insan bilincinden daha hızlı değiştiğine dikkat çekiyor. Bu da onu defalarca değindiği noktaya döndürüyor: “Bugün en büyük iş, sadece liderleri geliştirmek değil özünde iş birliği kapasitesini büyütmek.” 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok