Türkiye’de “Over the Counter” (OTC), Türkçesiyle gıda takviyesi pazarının lideri Orzaks. Başında da bir elektrik elektronik mühendisi var: Yunus Emre Alimoğlu. Orzaks’ın kurucusu ve CEO’su olarak şirketin büyük hissedarı o, diğer büyük hissedar ise eczacı ağabeyi Selman Alimoğlu.
2004 yılında kurulan şirket, pazara ilk olarak Ocean Omega-3 balık yağı ürünü ile adım attı. O yıllarda ithalata dayalı ve yeni yeni filizlenen Türkiye takviye edici gıda pazarında bir fırsat görmüşlerdi. “Bir boşluk fark ettik” diyor Yunus Emre Alimoğlu, “Pazar yeniydi ve ailemizin uzmanlığını kullanarak benzersiz bir şey yaratabileceğimize inandık.” Ancak o sırada kendisi İstanbul Esenler’deki eczanenin başındaydı. İnönü Üniversitesi elektrik elektronik mühendisliğinden mezun olduktan sonra askerliğini yapmış, hemen sonra da aynı alanda çalışmak üzere bulduğu ilk işe başlamak üzere Muğla’ya gitmişti. “Daha işe başladığım ilk gün ağabeyim arayarak böyle bir iş yapmak istiyoruz, dahil olmak ister misin dedi” diye anlatıyor hayatını değiştiren kararı.
İstanbul’a geldikten sonraysa önce Selman Alimoğlu’nun başında duramadığı eczanenin yönetimini üstlendi. 2009’da artık “ağabeyini yormaya başlayan” gıda takviyesi işinin başına geçti. “Genellikle doktorların ya da eczacıların inandıkları bir ürünü piyasaya sürdükleri, ağırlıklı ithal ürünlerden oluşan bir pazar vardı. Sektöre girenler, önlerinde büyük bir pazarlama bariyeri olduğunu görürler, sermayeleri yetersiz kalır ve bu yüzden de birçok girişim başarısız olur. Benim gidecek hiçbir yerim yoktu. Bir sorumluluk üstlenmiştim ve başarılı olmak zorundaydım”.
İlk toplantıda ekibine “Biz Türkiye’de bir numara olacağız” dediğini hatırlıyor. O dönemde kuşkuyla karşılanan bu beyan gerçeğe dönüştü. Orzaks, Omega 3, kolajen, D vitamini ve demir gibi birçok kategoride pazar lideri konumunda. 2024 yılı verilerine göre Türkiye’de takviye edici gıda pazarında D3K2 vitamini ürünlerinin toplam satış adedi 2 milyon 300 bin kutu. Orzaks, Ocean Vitamin D3K2 ürünüyle bu pazardan yüzde 68,86’lık paya sahip. Gıda Takviyesi ve Beslenme Derneği (GTBD) verilerine göre Türkiye gıda takviyesi pazarının büyüklüğü 750 milyon dolar. Orzaks’ın cirosu geçen yıl 130 milyon dolardı. Alimoğlu bu yıl sonunda cirolarının 6,2 milyar liraya ulaşmasını beklediklerini söylüyor. Hem ciro hem de kutu bazında pazarın lideri Orzaks. Ciro bazında pazarın diğer büyükleri ise Solgar, Bayer ve Sanofi…
Orzaks’ın pazardaki konumu, bir dizi hamlenin sonucu. Bunların ilki yabancı ithal ürünler yerine kendi markalarını yaratmaktı. “Aracı olmak istemedik” diye açıklıyor Alimoğlu, “Kendi kaderimizi kontrol etmek istedik.” 2005’te Orzaks, Ocean markası altında ilk ürünlerini piyasaya sürdü; balık yağıyla başlayan bu seri, probiyotikler ve saç dökülmesi ürünleriyle devam etti. Kendi markasına odaklanma, Orzaks’ın tüketici güveni inşa etmesini ve Solgar gibi ithal markaların domine ettiği bir pazarda yer bulmasını sağladı.
Bir diğer dönüm noktası, yerel üretim kararıydı. 2013’e gelindiğinde, ithalatın verimsizliklerinden (gümrük gecikmeleri, tutarsız kalite ve yavaş ürün geliştirme) bunalan Orzaks, İstanbul’un İkitelli bölgesinde 150 bin dolarlık bir yatırımla küçük bir üretim tesisi kurdu. “Bu cesur bir hamleydi” diyor Yunus Emre Alimoğlu. “Paramız yoktu ama üretimi kontrol etmeden büyüyemeyeceğimizi biliyorduk.” Bu mütevazı yatırım sayesinde daha hızlı ürün geliştirmeye başlayan şirket, 2020’de bu kez 20 milyon dolarlık bir yatırımla Esenyurt’ta, Türkiye’nin en yüksek kapasiteli gıda takviyesi fabrikasını kurdu. Bugün, Orzaks’ın 150’ye yakın ürünü -yumuşak kapsüller, tabletler ve sıvılar dahil- kendi tesisinde üretiliyor.
Hemen her formunda açık ara lider oldukları vitamin D3 katkıları Orzaks’ın pazarda nasıl fark yarattığına dair iyi bir fikir veriyor. Orzaks, 2016’da Ocean marka D3’ü piyasaya sürdüğünde tüketicilerin sentetik katkı maddelerine karşı endişelerine yanıt verdi, ürünü soğuk sıkım zeytinyağı ile birleştirdiği koruyucusuz bir formülasyonla piyasaya sürdü. “Pazar payı almadık; talebi biz oluşturduk” diyor Yunus Emre Alimoğlu.
Orzaks’ın da bağlı olduğu Alyors Holding çatısı altında, 2021’de yatırım yaptığı NBT İlaç, tıbbi bitki ve bitkisel hammadde tedarik eden Biocell gibi dokuz şirket var.
Yine de Abdi İbrahim (kutu bazında gıda takviyesi pazarında ikinci sırada yer alıyor), Sanofi, Bayer ve Solgar gibi oyuncuların yer aldığı bir pazarda Orzaks’ın hakimiyeti dikkat çekici. Özellikle de bu ilaç devlerinin kaynakları ve yerleşik dağıtım ağları düşünüldüğünde. Alimoğlu, bunu odaklanmaya bağlıyor. “Onların ana işi ilaç; takviyeler yan bir girişim” diye açıklıyor. Orzaks’ın tek işi gıda takviyesi. 150’den fazla ürünle bu alanda her ihtiyacı karşılamaya odaklanan geniş bir portföye sahipler. “Bir doktor takviye yazmak isterse bu bizim yelpazemizde olmalı” diyor Alimoğlu. Bu taahhüt, yaygın siyanokobalamin formuna (B12 vitamininin en stabil ve yaygın kullanılan sentetik formu) kıyasla daha yüksek biyoyararlanım sunan metilkobalamin bazlı B12 (siyanokobaliminden farklı olarak vücutta bir dönüşüm sürecine ihtiyaç duymayan doğal ve aktif bir formu) gibi yeniliklere ve Türkiye’nin mikrobiyomuna özel yerel probiyotikler geliştirmekte kendini gösteriyor.
Orzaks’ın yenilik hattı, onun gizli silahı. Şirketi 2017’den beri, özellikle probiyotikler ve mikroalgler üzerine Ar-Ge yatırımı yapıyor. Yedi yıllık probiyotik projesi kapsamında, anne sütü ve fermente gıdalar gibi Türk kaynaklarından yaklaşık bin suş izole edilerek, 21 tescilli suş Almanya’nın probiyotik gen bankasına kaydedildi. 2025’te piyasaya sürülecek bu probiyotiklerle 2026’ya kadar 53,4 milyar dolara ulaşması beklenen küresel probiyotik pazarından pay almayı hedefliyorlar.
Orzaks, ilk ihracatını 2016’da Moldova’ya yapmıştı. Şu anda Rusya, Orta Doğu ve Orta Asya’ya uzanan yaklaşık 50 ülkeye ihracat yapılıyor. 2024’te cironun yüzde 6,5’u ihracattan geldi. 2025’te bu oranı yüzde 15’e çıkarmayı hedefliyorlar. Bu arada Türkiye dışında ilk üretim yatırımına hazırlanıyorlar. Alimoğlu, 35 milyon euro yatırımla Kazakistan’da bir fabrika kurup 2026’da faaliyete geçirmeyi hedeflediklerini söylüyor. Orzaks, bu yılın ikinci yarısında gerçekleşmesini beklediği halka arzdan elde edeceği kaynağın bir kısmını bu fabrika yatırımında kullanmayı planlıyor. Yeni tesis, Kazakistan’ın serbest ticaret anlaşması bulunan Avrasya ülkelerine ihracat için bir merkez olacak. Şu anda 21 kişi ile faaliyet gösteren Kazakistan’da yakın zamanda satış ve pazarlama ekibinin 50 kişi olması planlanıyor. Kendi doğrudan satış operasyonları ile distribütörleri ‘bypass’ ederek Türkiye’deki başarılarını tekrar etmeyi hedefliyorlar. “Önemli bir bilgi birikimi oluşturduk” diyor Alimoğlu. “Distribütörler bunu her zaman etkili bir şekilde sahaya yansıtamıyor.” Avrupa şirketlerinin Rusya’dan çekilmesiyle oluşan boşluğu da değerlendirebilirlerse bölgede pazar paylarını artırabilirler.