Arama

Michael Saylor: Bitcoin simyacısı

Çoğu insan milyarder Michael Saylor’ın halka açık Microstrategy’sini Bitcoin’e yapılmış dev ve riskli bir bahis olarak görüyor. Daha yakından bakıldığında ise ortaya bir başyapıt ve geleneksel finansmanı kullanarak kriptomaniyi besleyen peri tozundan yararlanmak için ayrıntılı bir plan çıkıyor.

Nina Bambysheva
05 Nisan 2025, 08:00

Villa Vecchia’da yılbaşı gecesi, turuncu ve altın renginin hezeyanla birbirine geçtiği bir bulanıklık–adeta F. Scott Fitzgeraldʼın en gösterişli fantezilerinden fırlamış bir sahne. 500ʼden fazla insan, Versaillesʼdan esinlenmiş balo salonunda bir zamanlar Margaret Thatcher, Henry Kissinger ve Mihail Gorbaçev gibi ünlüleri ağırlamış yüzyıllık Miami Beach malikanesinin bakımlı çimenlerine akın etmiş durumda.

Ancak partinin gerçek varoluş sebebi Bitcoin’in değerini 100 bin doların üzerine taşıyan son yükselişi. Garsonlar gümüş tepsilerle etrafta dolaşıyor; tüm mezelerin üzerinde her yerde gördüğünüz B harfi var; altın tulumlu dansçılar parıldayan turuncu küreleriyle oradan oraya dalgalanıyor. Bahçenin tam ortasında devasa bir iskambil kağıdı yükseliyor; papazın yüzünün yerinde arsızca oraya yerleştirilmiş bir B harfi var. 

Suyun üzerindeki parti Usher’ın güvertesinde devam ediyor. 2015 yapımı Entourage filminde yer alan 47 metrelik süper yat, Miami silüetinde parıldıyor. Daimi bir servis araçları akışı, Bitcoin yöneticileri, etkili ve önemli kişiler ve en önemlisi kurumsal yatırımcılardan oluşan bitmek bilmeyen bir geçit alayını besliyor; hepsi “Bitcoin şıklığı” içinde–mandalina rengi takım elbiseler, B logolu parlak mücevherler… İki dev projektörde Bitcoin’in milyon dolara yükselişini tahmin eden klipler dönerken uzay kaskı takmış bir DJ, bir sağa bir sola sallanan avuç içleri eşliğinde bas ağırlıklı parçalara komuta ediyor.

Eğlenenlerden biri “Kazanmaktan biraz bıktım sanki” diye espri yapıyor; kafasına geçirdiği siyah şapkanın üzerinde Bitcoin’in anonim yaratıcısının takma adı olan SATOSHI NAKAMOTO yazıyor. Partiye katılanların hepsi kriptonun nam salmış isimleri: Nakamoto şapkalı adam, Bitcoin Magazine’in yayıncısı BTC Inc.’in 34 yaşındaki CEO’su David Bailey. Villa Vecchia’nın sahibi ve partinin ev sahibi 60 yaşındaki Michael Saylor, önünde B harfi bulunan tişörtüyle eğlenenlerin arasında dolaşıyor. El sıkışmaları ve selfie isteklerini nezaketle kabul ediyor. Burada Bitcoin tanrı, Saylor da onun peygamberi. 

Saylor için kripto, orijinal dot-com balonunda 10 milyar dolardan fazla kazanıp sonra da kaybettiği düşünüldüğünde bir tür tekrar dünyaya geliş. Saylor’ın 1989’da çiçeği burnunda bir MIT mezunu olarak kurucuları arasında yer aldığı Virginia merkezli yazılım şirketi MicroStrategy veri madenciliği ve ticari istihbarat yazılım işindeydi, ta ki muhasebe uygulamaları nedeniyle Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’yla (SEC) ters düşene dek. 2000 yılında şirket bir para cezası ödedi, federal yetkililerle anlaştı ve önceki birkaç yıla ait bilanço sonuçlarını yeniden beyan etti. 

Sonraki 20 yıl boyunca MicroStrategy, heyecan vermeyen satış gelirleri ve 1 milyar dolar civarında piyasa değeriyle durgun, cansız bir seyir izledi. Ancak bu durum, Saylor’ın 2020’de MicroStrategy’nin temel stratejisinin eldeki her şeyi Bitcoin’e yatırmak olacağına karar vermesiyle tümden değişti.

Geçen yıl BlackRock ve Fidelity gibi devlerin Bitcoin borsa yatırım fonlarının (ETF) SEC tarafından onaylanmasıyla kripto para biriminin fiyatı fırladı. 12 ayda iki katından fazla arttı ve aralık ayının başlarında 100 bin doları aştı. MicroStrategy noelden hemen önce Nasdaq 100’e katılması borç senedi ihraç edip Bitcoin biriktirdiği için (şu anda elinde 471 bin 107 adet bulunuyor) şirketin geçen yıl yüzde 700’den fazla değerlenen hisse senedine olan talebi daha da artırdı. Saylor’ın şirketi artık 1 milyon token’a sahip olduğu söylenen Nakamoto dışında dijital varlığın en büyük sahibi. 2024 yılında Saylor’ın net serveti 1,9 milyar dolardan 7,6 milyar dolara fırladı. Ocak ayında da 9,4 milyar dolara ulaştı.

MicroStrategy’nin göz kamaştırıcı kazanımları, küçük bir yazılım şirketinin nasıl olup da 84 milyar dolarlık bir piyasa değerine sahip olabileceğini kavrayamayan bir eleştirmen sürüsünü harekete geçirdi. Ancak anlayamadıkları şey, MicroStrategy’nin iki alanı zekice idare ettiği: Birincisi geleneksel finans kurallarına bağlı olan alan. Burada şirketler koruma fonları, tüccarlar ve diğer kurumlar tarafından alınıp satılan borç ve hisse senedi ihraç ediyor. İkincisi de Bitcoin’in getirdiği daha iyi bir dünyaya sadık ve sarsılmaz inanç duyanlar tarafından yönetilen alan.

 

Oynaklık canlılıktır

MicroStrategy’nin kurucularından Michael Saylor tarafından geçen mart ayında tweetlenen bu kelimeler, şirketin aşırı başarılı hisse senetleri ve tahvillerini güçlendiren iksiri ortaya koyuyor: Şirket opsiyonlarının örtük oynaklığı. Bu opsiyonlar şirketin topladığı Bitcoin tarafından yönlendiriliyor. Pek çoğu oynaklık için yanıp tutuşan tacirler, MicroStrategy hisselerinin önümüzdeki ay yüzde 90’ın üzerinde dalgalanmasını bekliyor; bu oran Tesla için yüzde 60 ve Amazon için yüzde 30.

 

 

MicroStrategy’nin başarısının itici gücü, elinde tuttuğu temel varlığın tanımlayıcı özelliği olan oynaklığı benimsemesi ve geliştirmesi. Oynaklık geleneksel yatırımcılar için lanetli bir şey olsa da MicroStrategy’yi piyasadaki en aktif hisse senetlerinden biri haline getirmeye yardımcı olan opsiyon tacirleri, koruma fonları ve perakende spekülatörler için harika bir dost. MicroStrategy, 496 milyon dolarlık nispeten küçük yıllık geliriyle Muhteşem 7’li olarak bilinen teknoloji devlerine kafa tutabilecek bir günlük işlem hacmine sahip.

“İnsanlar bunun çılgınca olduğunu düşünüyor” diyor Saylor, “Bu kadar küçük bir şirket nasıl bu likiditeye sahip olabilir? Bunun nedeni, şirketin ortasına bir kripto reaktörü yerleştirmemiz, sermayeyi içeri çekip döndürmemiz. Bu, hisse senedinde oynaklığa neden oluyor; bu da opsiyonlarımızı, dönüştürülebilir tahvillerimizi piyasanın en ilginç ve en yüksek performans gösteren unsurları haline getiriyor.”

Michael Saylor, MicroStrategy’nin 2021’den beri ihraç ettiği 7,3 milyar dolarlık dönüştürülebilir tahvillerin cazip olduğu konusunda haklı. Şirketin hisse fiyatı, Bitcoin’in dalgalanmalarına paralel olarak değiştiğinden, ‘alım opsiyonunun örtülü oynaklığı’ olarak bilinen şeyi artırıyor. Dönüştürülebilir tahviller, yatırımcılara belirli bir fiyatla hisse senedine çevirme hakkı sunduğu için ek bir güvence sağlıyor. Yüksek örtülü oynaklık, opsiyonların değerini artırdığından, Saylor bu tahvilleri neredeyse faizsiz olarak ihraç edebiliyor.

MicroStrategy’nin şu ana kadar ihraç ettiği ve vadesi 2027 ila 2032 arasında değişen altı dönüştürülebilir tahvilinin faiz oranları yüzde 0 ila 2,25 arasında değişiyor. Özel kredilerdeki patlama nedeniyle likiditenin daraldığı halka açık tahvil piyasalarında, kurumsal yatırımcılar aşırı getiri açlığı yaşıyor. MicroStrategy’nin tahvilleri, Alman sigorta şirketi Allianz ve State Street gibi büyük yatırımcıların dijital varlıklara yatırım yapabileceği az sayıdaki yoldan biri. Aynı zamanda bu tahviller, ihraç edildiği günden bu yana yüzde 250’nin üzerinde getiri sağlayarak piyasanın en iyi performans gösteren kağıtları arasına girdi. MicroStrategy’nin kasımda ihraç ettiği yüzde 0 faizli ve (MicroStrategy’nin şu anki hisse senedi fiyatının yüzde 80 üzerinde olan) 672 dolarlık vade fiyatına sahip 3 milyar dolarlık beş yıllık tahviller bile sadece birkaç ay içinde yüzde 89 arttı.

Saylor, kurumsal yatırımcıların üç aylık kıyaslamalara göre ölçüldüğünü ve portföy getirilerini artırmak için yüksek oktanlı senetlerini almaya devam edeceklerini anlıyor. MicroStrategy’nin yaptığı gibi büyük miktarlarda dönüştürülebilir tahvil ihraç etmek, normalde bir şirketin hisseleri üzerinde seyreltici bir etki yaratır. Ancak bu durumda bonolar giderek artan fiyatlara sahip gelecekteki hisse senedi talebini temsil ettiği için yükseliş etkisi yarattı. İkincil teklifler ve dönüştürülebilir ihraçlar yoluyla şirketin dolaşımdaki hisseleri 2020’den bu yana 97 milyondan 246 milyona çıktı. Aynı dönemde hisseleri yüzde 2 bin 666 değer kazandı. Ocak sonlarında hissedarları şirketin azami hisse senedi sayısını 10,3 milyara çıkarmak için oy kullandı.

Döngü kendini besliyor: Düşük veya ücretsiz milyarlarca dolarlık borç ve hisse senedi ihraç etmek, büyük satın alımlarla Bitcoin fiyatlarını yükseltmek ve MicroStrategy’nin aşırı oynak hisselerini fırlatmak. Ve aynı şeyi defalarca tekrarlamak. Daha önce Nomura’da dönüştürülebilir tahvil tacirliği yapan, alternatif yatırım şirketi Syz Capital’in yönetici ortağı Richard Byworth, “Buldukları şey, finansal piyasalarda kendilerinin de istifade ettiği parasal bir arıza” diyor hayretle.

Saylor, Bitcoin’i pazarlama konusunda anlaşılabilir bir şekilde pişkin. Geçen ağustosta BTC Getirisi adını taşıyan yeni bir finansal ölçüt icat etti. Bu “getiri”nin elde edilen herhangi bir gelirle alakası yok; sadece şirketin Bitcoin varlıklarının şirketin tamamen seyreltilmiş hisseleri oranında zaman içinde yaşanan yüzdelik değişimi ölçüyor. Ölçüm için ilk hedefleri yıllık yüzde 4 ila 8 büyümeydi, ancak MicroStrategy ocak ayında dördüncü çeyrek için yüzde 48, 2024’ün tamamı için de yüzde 74,3 BTC Getirisi açıkladı–Saylor’ın hayran takipçilerine yem gibi yedirdiği büyük ama anlamsız sayılar.

Şirketin Bitcoin stratejisine ilk yatırım yapanlardan biri olan Ben Werkman’ın ifade ettiği gibi, eski usule göre MicroStrategy’ye değer biçmeye çalışırsanız aklınızı kaybedersiniz. Saylor gelir tablosu düşüncesini bitirdi, “Şirketin net varlık tarafına saldıracağız, bilançomuzdaki gücü kullanmaya odaklanacağız” dedi ve mevcut durumda bu daha fazla Bitcoin edinmek anlamına geliyor.

MicroStrategy de tam olarak bunu yapıyor. Ekim ayında Saylor, önümüzdeki üç yıl içinde daha fazla Bitcoin satın almak için yarısı öz sermaye, yarısı borç yoluyla finanse edilecek 42 milyar dolarlık kaynak yaratmayı hedefleyen “21/21” adında bir plan açıkladı. Sadece kasım ve aralık aylarında şirket, yaklaşık 18 milyar dolar değerinde 200 bine yakın Bitcoin topladı. Bitcoin’in fiyatı yükselmeye devam ettiği sürece her şey yolunda gidiyor, ancak daha önce bir çok kez olduğu gibi Bitcoin çökerse ne olacak?

Gerçek bir kıyamet yaşanmadığı sürece MicroStrategy’de sıkıntı olmamalı. Şirketin mevcut borç yükümlülüklerini karşılamayacak duruma düşmesi için Bitcoin’in şu anda 100 bin doların üzerinde seyreden değerinin yüzde 80’den fazla düşmesi ve en az iki yıl boyunca o seviyede kalması gerekiyor. Saylor burada bir kez daha sermaye piyasalarından ve tahvil yatırımcılarının davranışlarından istifade etmedeki dehasını ortaya koyuyor.

MicroStrategy’nin ihraç ettiği 7 milyar dolarlık borcun tamamı teminatsız ve teknik olarak kasasındaki Bitcoin’ler tarafından desteklenmiyor. Dahası, mevcut 373 dolarlık hisse senedi fiyatıyla şirketin borcunun 4 milyar dolardan fazlası zaten “paraya çevrilmiş” durumda, yani fiilen öz sermaye.

 

 “Boyut her şey çünkü likidite her şey. MicroStrategy, hem spot piyasada hem de daha önemlisi opsiyon piyasasında Bitcoin ile ilgili riskleri alıp satmak için tek başına en likit kaynak.”

 

San Francisco merkezli bir kripto varlık yöneticisi olan Bitwise’ın alfa stratejileri şefi Jeff Park, “Aslında MicroStrategy’nin bilançosunda çok az borç var” diyor ve şirketin Bitcoin varlıklarının zorla tasfiye edilmesinin pek muhtemel olmadığını, çünkü kurumsal tahvil sahiplerinin en kötü iflas senaryolarında bile yeniden finansmana karşı yüksek toleransa sahip olduğunu vurguluyor.

Diğer şirketleri Saylor’ın Bitcoin’den beslenen finansal mühendisliğini kopyalamaktan alıkoyan şey ne? Hiçbir şey. Ve birçoğu tam da bunu yapmaya soyunuyor. Park’ın verdiği bilgiye göre Bitwise, bilançolarına Bitcoin ekleyen yaklaşık 90 halka açık şirket tespit etti. Bunlar arasında Tesla ve Block gibi tanınmış isimler de var. Martta Park’ın şirketi Bitwise Bitcoin Standard Corporations ETF’yi piyasaya sürecek–bu, kasasında en az bin adet (kabaca 100 milyon dolarlık) Bitcoin bulunduran 35 halka açık şirketin Bitcoin mevcudu ağırlıklı endeksi olacak. Tabii ki endeksi MicroStrategy domine edecek.

Taklitçiler, MicroStrategy nefretçilerine cephane taşıyor. Martta şirketin hisse senetleri hakkında kısa bir tez yayınlayan Miami merkezli yatırım şirketi Kerrisdale Capital’a göre, “MicroStrategy hisselerinin Bitcoin’e erişim sağlamanın nadir ve benzersiz bir yolunu temsil ettiği günler çoktan geride kaldı.” Ancak Park, Netflix’in streaming’deki pozisyonuna benzer şekilde, MicroStrategy’nin de ilk hamle avantajı ve büyüklüğüyle diğerlerinden ayrıldığını savunuyor.

“Boyut her şey çünkü likidite her şey. Şirket, hem spot piyasada hem de daha önemlisi opsiyon piyasasında Bitcoin ile ilgili riskleri alıp satmak için tek başına en likit kaynak” diyor Park ve ekliyor, “MicroStrategy’nin opsiyon piyasası, tüm dünyadaki en derin tek isimli opsiyon piyasası.” MicroStrategy’nin çılgın opsiyonları, gelir elde etmek için alım opsiyonları satan YieldMax MSTR Option Income Strategy ETF adlı bir fonun bile doğmasına neden oldu. Bir yıl önce kurulan fonun yıllık getirisi yüzde 106 ve daha şimdiden varlıkları 1,9 milyar dolara ulaştı.

Villa Vecchia’daki havuzun kenarında oturan Saylor, kendisine yöneltilen eleştirenleri elinin tersiyle itiyor. “Son 40 yıldır iş dünyasındaki geleneksel düşünce, sermayenin bir yük, oynaklığın ise kötü olduğu yönündeydi. Bitcoin standardı, sermayenin bir varlık, oynaklığın ise iyi olduğunu dikte ediyor” diyen Saylor sözlerini şöyle sürdürüyor, “Düz bir dünyada, Kopernik öncesi bir dünyada yaşıyorlar. Biz saatte 100 kilometre hızla giden bir trendeyiz, üzerinde 30 tonluk bir ağırlık bulunan bir jiroskopu döndürüyoruz ve dünyanın geri kalanı rayların kenarında hareketsiz duruyor.”

 

Michael Saylor ilk kez güneşe yakın uçmuyor. 1965 yılında Nebraska’daki bir Hava Kuvvetleri üssünde doğan Saylor’ın ilk yılları askeri disiplin içinde geçti. Başçavuş olan babasından ötürü aile dünyanın dört bir yanındaki Hava Kuvvetleri üsleri arasında taşındıktan sonra Ohio’daki Wright-Patterson yakınlarına yerleşti. Saylor burada liseyi birincilikle bitirdi ve akranları tarafından “başarılı olma olasılığı en yüksek kişi” seçildi.

MIT’de tam Hava Kuvvetleri ROTC bursuyla havacılık ve uzay bilimleri okudu, bir Rönesans dönemi İtalyan şehir devletinin bilgisayar simülasyonu üzerine tez yazdı. Boş zamanlarında bir rock grubunda gitar çaldı ve planör uçurdu. 1987’de en yüksek onur derecesiyle mezun oldu ve Hava Kuvvetleri’nde teğmen olarak görev yapmaya başladı, ancak savaş pilotu olma hayali, sonunda yanlış teşhis olduğu anlaşılan bir kalp üfürümü nedeniyle suya düştü.

24 yaşındayken, MIT’deki öğrenci birliğinden arkadaşı Sanju Bansal ile MicroStrategy’yi kurdu. Şirket, çok az kişinin bu disiplinin potansiyelini anladığı bir zamanda veri analitiğinden yararlandı. Dot-com dalgasını arkasına alan şirket 1998’de halka açıldı. 2000 yılına gelindiğinde MicroStrategy’nin piyasa değeri 24 milyar doları aşmıştı. Net serveti neredeyse 14 milyar dolara ulaşan Saylor, verinin “su gibi” akacağı bir dünyayı müjdeleyen bir teknoloji evanjelistine dönüştü. Saylor, 1998’in sonlarında Forbes’a “Teknolojimizi tüm tedarik zincirlerini yok etmek için kullanacağız” diye konuşuyordu, “Aslında dünya genelinde sektörün tamamını sonsuza dek ele geçirmek amacıyla tüm bilyeler için oynuyoruz.”

Derken çöküş geldi. MicroStrategy hisselerinin değeri, 10 Mart 2000’de halka arz fiyatının 60 kat üzerine çıkarak 313 dolara ulaşmıştı. Şirketin mali sonuçlarını yeniden beyan etmesi gerektiğini duyurmasının ardından iki hafta içinde hisseleri 72 dolara düştü. SEC, Saylor ve diğerlerini muhasebe dolandırıcılığıyla suçladı; MicroStrategy 11 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul ederek anlaşma yoluna gitti. İki yıl içinde şirketin hisse fiyatı 1 doların altına düştü. Saylor’ın 13 milyar dolarlık serveti buharlaştı. “Hayatımın en karanlık bölümüydü” diyor Saylor, “Sana inandıkları için insanların para kaybetmesi, bu neredeyse olabilecek en kötü şey.”

Hükümetin nicel genişleme yıllarını, dağıttığı trilyonlarca dolarlık Covid-19 bağlantılı teşvikler izledi; bu durum 2020’de Saylor’ı MicroStrategy’nin bilançosunda kalan 530 milyon dolarlık nakit ve kısa vadeli yatırımların en iyi kullanımının Bitcoin’e yatırım yapmak olduğuna ikna etti. ABD hükümeti istediği kadar dolar basabilirdi fakat Bitcoin’in tasarımı gereği katı bir üst sınırı vardı: Asla 21 milyon adetten fazlası mevcut olmayacaktı.

Bitcoin’in fiyatı düşerse MicroStrategy hisseleri token’ın kendisinden daha sert ve daha hızlı değer kaybedecek. Ancak Saylor’ı ‘yoldan çıkmış uyanık geçinen bir başka girişimci’ olarak kenara atmadan önce dikkatli olun. Artık kendini “dünyanın ilk ve en büyük Bitcoin Hazinesi” olarak tanıtan MicroStrategy’nin izinden giden başkaları da var ve sayıları epey çok.

Metaplanet gibi bazı halka açık şirketler, hayatta kalmalarını tamamen Bitcoin’e borçlu. Tokyo merkezli otel zinciri, salgın sırasında Japonya’nın sınırlarını kapatmasıyla varoluşsal bir krizle karşı karşıya kaldı. Küçük otel işletmecisi, 10 mülkünden biri hariç hepsini sattı ve 70 milyon dolarlık Bitcoin alımını finanse etmek için hisse senedi ve borç senetleri ihraç etti. Tokyo Borsası’nda ve tezgah üstü borsalarda işlem gören Metaplanet hisseleri 2024’te yüzde 2 bin 600 değer kazandı. Şirketin elinde yalnızca 183 milyon dolarlık Bitcoin bulunmasına rağmen piyasa değeri artık 1 milyar dolar. Metaplanet CEO’su Simon Gerovich, “Michael Saylor’a, dünyanın geri kalanının takip etmesi için oluşturduğu iş planından ötürü çok şey borçluyuz” diyor.

Birçok şirketin Metaplanet kadar aşırıya kaçması pek muhtemel görünmese de Bitcoin mühtedilerinin sayısının artması kesin gibi. Ocak ayında, Finansal Muhasebe Standartları Kurulu, daha önce şirketlerin kripto değer düşüşlerini yalnızca üç aylık raporlarda zarar olarak kaydetmesine izin veren bir kuralı değiştirdi; böylece artık varlıklar piyasa değerine göre kayıtlara geçirilebilecek, bu da zararların ve kazançların tersine çevrilmesine olanak tanıyacak. Değişiklik için lobi yapan MicroStrategy açısından bunun, kendisini bekleyen çok sayıda kârlı çeyrek ve S&P 500’e dahil olma olasılığı anlamına gelmesi muhtemel.

Bugün, YCharts’ın verilerine göre dünya çapında yüzlerce büyük halka açık şirket, cari operasyonları ve yükümlülükleri finanse etmek için ihtiyaç duyduğu nakit miktarının iki katından fazlasına sahip. Bunların arasında en öne çıkanı da şu anda 320 milyar dolar nakit tutan Berkshire Hathaway.

35 trilyon dolarlık (ve giderek artan) ulusal borç göz önüne alındığında, Saylor uzun süredir “Nakit çöptür” mantrasını savunuyor. Bitwise’dan Park, hükümet kaynaklı düşük faiz oranlarının kaçınılmazlığına atıfta bulunarak “Finansal baskı ebedi bir olgudur” diyor ve ekliyor, “Reel ekonominin finansal ekonomiden temelden koptuğu aşırı finansallaşmış bir dünyada yaşıyoruz. Hakikaten daha fazla para basmadan bu seviyede bir borç servisini karşılayamazsınız ve daha fazla para basmaya devam etmeniz gerektiğine inanıyorsanız o halde getiri eğrisi baskısı olacağına da inanmalısınız.”

Saylor’a göre Villa Vecchia bunun mükemmel bir ispatı. Miami’nin “Milyonerler Sırası” bölgesindeki 18 bin metrekarelik malikane, 1928’de F.W. Woolworth’un başkanı için inşa edildi; villayı 2012’de 13 milyon dolara satın alan Saylor, 2023’teki bir podcast röportajında, “1930’da 100 bin dolar olan bu eve birkaç yıl önce 46 milyon dolar değer biçildi” dedi. “Hesabı siz yapın. Evin değeri 100 milyon dolara ulaşma yolunda, bu da 100 yıl içinde doların değerinin yüzde 99,9’unu kaybedeceği anlamına geliyor. Sonuç olarak: Bankadaki paranız, para değildir.

 

 “20 şey icat ettim, onları başarılı kılmaya çalıştım ve bunların hiçbiriyle dünyayı gerçekten değiştirmedim. Satoshi bir şey yarattı, onu dünyaya verdi ve ortadan kayboldu. Bu, beni fikirlerimin her birinden daha başarılı yaptı.”

 

Önümüzdeki Trump yıllarının MicroStrategy ve Bitcoin için iyi geçmesi muhtemel. Trump, “hükümet verimliliği” hakkındaki tüm böbürlenmelerine rağmen ilk başkanlığı sırasında gayet savurgandı. Sorumlu Federal Bütçe Komitesi’ne göre Trump 1.0’ın dört yılında ulusal borç 8,4 trilyon dolar arttı. 2021’de Bitcoin’i dolarla rekabet eden bir “dolandırıcılık” olarak nitelendirmesine rağmen Trump bugünlerde tamamen kriptoya odaklanmış durumda.

Saylor’ın durmak bilmeyen propagandası distopik MAGA dünya görüşüyle mükemmel bir şekilde örtüşüyor. Saylor, “İnsanlık durumuna kir musallat olmuş durumda: zehirli yiyecek, zehirli sıvı ve insan ırkının ekonomik durumuna musallat olan zehirli sermaye. Ben zehirli olmayan sermayeyi dünyaya yayma misyonundayım” diye vaaz ediyor.

Ancak Michael Saylor bile ara sıra kurumsal yolculuğu üzerine düşünmek için kürsüsünden iniyor. “Bitcoin’i hayal kırıklığı ve çaresizlikten benimsedik, daha sonrasında bir fırsata dönüştü, bir stratejiye, bir kimliğe ve bir misyona dönüştü” diyen Saylor sözlerini şöyle noktalıyor: “Kariyerimin ironisi, 20 şey icat etmem ve onları başarılı kılmaya çalışmam ama bunların hiçbiriyle dünyayı gerçekten değiştirmemem. Satoshi bir şey yarattı, dünyaya verdi ve ortadan kayboldu, biz şu anda sadece meşaleyi taşıyoruz. Bu, ironik bir şekilde, beni kendi fikirlerimin her birini ticarileştirmeye çalışmaktan daha başarılı yaptı. Bu bir tevazu dersi.” 

Ve de yıldırımın aynı yere iki kez düşebileceğine dair bir hatırlatma, hele hele dümenin başında kurnaz ve fırsatçı bir yönetici varsa.

La Plus Ça Change*

Forbes 1998’de genç Michael Saylor’ı “Martin Luther King, Rahibe Teresa, Churchill, Sezar ve Lincoln” konularını kapsayan uzun bir röportaj için köşeye sıkıştırdığında MicroStrategy dot-com dönemi yazılım paketi sayesinde Wall Street’in gözdesi haline geldiği ilk dönemini yaşıyordu. “Kültürümüz kısmen entelektüel, kısmen askeri, kısmen kardeşlik, kısmen dindir” diye övünen Saylor, 880 milyon dolarlık MicroStrategy hissesi üzerinde oturuyordu ve yaklaşan çöküşü göremiyordu.

“Bir sonraki harika pazarı bulduğumuzu düşünüyoruz–bu herkese, her yerde, her zaman bilgi sağlama ve hizmetlerin satış ve pazarlamasını otomatikleştirme yeteneği” diyor Saylor, “Önümüzde onlarca yıllık büyüme var... 20 bin, 30 bin veya 40 bin kişiyi işe aldığımızda, 10 milyar dolarlık bir şirket olduğumuzda ve gezegendeki herkes her günün her saatinde teknolojimize bağımlı olarak yaşadığında işimiz bitmiş olacak.”

Analistlerin bu yıl 100 milyon dolarlık satıştan 5 milyon dolar kazanacağını tahmin ettiği bir şirketin 33 yaşındaki genel müdüründen gelen baş döndürücü bir konuşma. Hayalperest mi yoksa vizyoner mi? “O bir işletmenin nasıl yönetileceğini öğrenmiş bir vizyoner” diyor Aberdeen Group’tan Robert Moran, “Ve sahip olduğu şeyi sonuna kadar pazarlıyor.”
—Forbes, 7 Eylül 1998

*Ne Kadar Değişirse Değişsin


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok