Gölgeli avluların, kadim kültürlerin kenti Mardin… Zahit Mungan, doğduğu toprakları anlatırken “Gökyüzüne en yakın şehirlerden biridir, Mardin” diyor. Kastettiği deniz mesafesinden yükseklik değil. “Bahar gelince hayatımızı damlarda geçirmeye başlarız biz. Yemek yer, sohbet eder, uyuruz... Yıldızları seyre dalarız, onlara daha yakınızdır artık. Hayal kurmayı çok sevmemiz de bu yüzden.” 1991 yılında doğan Mungan’ın gökyüzüne uzanan avluların arasında koşarken bir poşeti iplerle bağlayarak yaptığı ilk uçurtmayla başlayan yolculuğu, bir ömürlük tutkuya dönüşmüş.
Mungan bugün artık uçurtmalarıyla dünyanın dört bir yanında tanınan ödüllü bir ‘uçurtma sanatçısı’. Çin’den Amerika’ya, Hindistan’dan İtalya’ya dek uçurtmalarıyla 38 ülke gezmiş, sadece Hindistan’da 14 şehirde uçurtma festivallerine katılmış. 2023’te Çin’de düzenlenen dünyanın en büyük uçurtma festivallerinden Weifang Uluslararası Uçurtma Festivali’nde üç boyutlu şişme uçurtma kategorisinde dünya birincisi, estetik dalda ise dünya üçüncüsü olmuş. Uçurtmaları, sadece havada süzülen eğlenceli nesneler değil, birer kültürel anlatı olarak tanımlayan Mungan, Mardin Uluslararası Uçurtma Festivali’ni de organize etmiş.
Mardin’deki atölyesi ünlü koleksiyonerlerin, akademisyenlerin yanı sıra iş ve sanat dünyasından isimlerin de kapısını çaldığı yerler arasında. Kıvanç Tatlıtuğ, Ayşe Boyner, Hadise, Birce Akalay, Ceylan Ertem ilk aklına gelen isimler arasında. Instagram sayesinde Amerika’dan kendisini keşfedip uçurtmalarını koleksiyonuna katan sanat tarihçileri de var, lansman davetleri için işbirliği yapan ünlü markalar da. Tercihler farklı tabii… “Şirketlerin tercihi estetik açıdan gösterişli şişme modeller olurken, koleksiyonerlerin gözdeleri Şahmeran gibi yerel motifleri taşıyan uçurtmalardan yana” diyor.
Kültürel yansımalar
Coğrafya değiştikçe uçurtmalara yüklenen anlamlar da değişiyor. Mungan, eski çağlarda kağıt çok zor bulunduğundan uçurtmaların imparatorların, kralların eğlencesi olduğunu anlatıyor. Günümüzde ise yetişkinlerin dünyasında işler değişmiş, kültürel yansımalar farklı.
Mesela Afganistan, Pakistan ve Hindistan’da uçurtmalar kavgacı ve dövüştürülüyor. ‘Fighter kite’ adını verdikleri bu uçurtmaların ipini cam tozuyla karıştırıyorlar. “Savaştıklarından çelik tel bile kullanılıyor. Ancak bu teller öldürücü olabildiğinden yasak.” Tayland, Sri Lanka ve Malezya’da ise uçurtma, tarımsal bir gelenekle iç içe. Hasadın verimli geçmesi için uçurtma uçurulması gerektiğine inanıyorlar.
Malzeme ise coğrafyaya göre değişiyor. Bambu varsa bambu, kavak varsa kavak. Amerika ve Avrupa’da ise dayanıklı ve gelişmiş malzemelerle yapılan uçurtmalar revaçta; paraşüt kumaşları ve karbon fiber yaygın. Türkiye’de ise uçurtmanın yaygın olduğu Adana’da kargı, Mardin’de kavak ağacı kullanılıyor.
Farklı coğrafyalarda farklı anlamlar yüklenen uçurtmalar, onun hayal gücüyle şekillenip tek bir rotada buluşuyor: Çocukluk hayallerinin peşinden gitmek… “Beş yaşında şeytan uçurtmalarıyla başladım. Okula başladığımda sınıf arkadaşlarıma uçurtmalar hazırlayıp hediye ediyordum. Zamanla daha zor ve karmaşık uçurtmalar için kolları sıvadım.”
Liseden sonra İstanbul’a giderek yazılım eğitimleri almış. Kendi web sitesini kurarak uçurtma merakını dünyayla paylaşmış. “Dünyada ne kadar uçurtmacı varsa, yüzde 80’i beni tanır” derken mübalağa etmediğini belirtiyor. Yani Web tasarım ve yazılım bilgisi sayesinde uçurtmalarını İnternet’te de görünür kılmış.

Ancak işin sırrı zanaatkarlık sabrında. Öyle ki 3 bin parçadan oluşan uçurtmaları var. Binlerce parçayı kumaştan tek tek kesip, dikip, şekillendiriliyor. “Uçurtmalarımda baskı yok, deseni kesip diktiğim parçalar veriyor. Bir uçurtmanın üzerinde boyama ya da baskı varsa uçurtmadan saymıyorum.” Ödülleri toplamasını da buna bağlıyor. 20 kiloluk bir uçurtması, 1 tonu kaldırabiliyor. Bu modelleri uçurmak için arabaya ya da kepçeye bağlamak gerekiyor.
Yapım sürecine gelirsek iş hayal kurmakla başlıyor, ardından bilgisayarda modelleme, kalıp çıkarma, kumaş kesimi, dikiş, son olarak da montaj ve test geliyor. Ağırlıklı olarak paraşüt kumaşı kullanıyor; kumaşları Almanya ve Çin’den getiriyor. İpler ise 3 tona kadar dayanıklı özel ipler. Mungan artık yalnız değil; yanında profesyonel tasarımcılar, 3D modellemeciler ve uçurtmaları test eden bir ekibi var.
Geçmişte özel sektörün yanı sıra memurluk gibi farklı görevlerde yer alsa da son beş yıldır yalnızca düzenlediği etkinlikler, atölye çalışmaları ve markalara yönelik iş birlikleri sayesinde uçurtmadan geçimini sağlıyor. Kariyerindeki dönüm noktası Sabancı Vakfı’nın “Fark Yaratanlar” programında bin 500 kişi arasından seçilmesi olmuş. Bu destekle Çin’deki festivale katılımı finanse edilmiş.
Gördüğü desteği unutmadığı gibi kendi de çocukların hayatında fark yaratmak istiyor. 30 binden fazla çocukla atölye yapmış. 2023’te ise depremin ardından arkadaşlarıyla birlikte uçurtmalarını alıp Maraş’tan Hatay’a köy köy gezip çocuklarla atölyeler gerçekleştirmişler.
O uçurtmaların sadece çocukları gülümsetmekle kalmadığını aynı zamanda gökyüzüne yükselen umutlar olduğunu söylüyor. Peki, gelecekte nerede olmak istiyor? “Uçurtma, kültürel belleğin bir parçası, bir tarih ve yok oluyor. Daha çok çocuğa ulaşıp atölye yapmak istiyorum.” ABD’den bir koleksiyoner, uçurtmalarını alırken ünlü bir müzede yer alacağını söylemiş. Müzenin adı şimdilik yazılmasın istiyor. Mungan bir gün uçurtmalarının yalnızca gökyüzünde değil, müzelerin koleksiyonlarında da yaşayacağını biliyor.