Arama

Devletin gözündeki kör nokta: Turquality

Hâlâ markalaşmayı konuşuyoruz, ürünümüz iyi ama marka olamadık diyerek kendimizi avutuyoruz. Oysa bu, eski dünyanın tesellisidir.

06 Ağustos 2025, 08:00

Uzun süredir bir devrimin içindeyiz ama ne yazık ki hâlâ farkında değiliz. Hâlâ markalaşmayı konuşuyoruz. Hâlâ ürünümüz iyi ama marka olamadık diyerek kendimizi avutuyoruz. Oysa bu, eski dünyanın tesellisidir.

Bugün bir devrimin tam ortasındayız. Ve devrimlerde, devrimsel düşünmeyen yolda düşer. Çünkü bu çağda bazı ürünler sonradan markalaşmaz, doğduklarında markadırlar.

Birinci Sanayi Devrimi’nde kimse buharlı makineyi nasıl markalarız diye düşünmedi. İkinci devrimde telgraf ya da radyo ha keza. Çünkü çağın ihtiyacını, çağın hızında yakalıyorlardı. Markalama, sonranın işi oldu. Yani devrime adapte olan ülkeler arttıkça, aynı ürünleri üretip rekabete girince, markalaşma yeniden önem kazandı. Çünkü artık fark yaratmanın yolu anlatıdan geçiyordu. 

Ama şimdi bir devrimin içindeyiz. Çok daha yıkıcı, çok daha hızla akan bir devrim bu. Ve biz hâlâ sonrasını konuşuyoruz. “Biz nasıl markalaşırız?” sorusuyla oyalanıyoruz. Oysa asıl soru artık bu değil. Asıl soru, bu devrimde bizim yerimiz neresi?

Bu yapay zeka devrimi. Ve bu yalnızca bir ekonomik sıçrama değil, kültürel, zihinsel ve teknolojik bir kırılma. Bu devrimin ürünleri, yıkıcı teknolojilerle doğar ve zaten doğuştan marka olurlar. Çünkü henüz kimsenin tarif edemediği bir problemi çözer, kimsenin uzanamadığı bir geleceğe temas ederler. Bu yüzden hâlâ ürünümüz iyi ama markamız yok demek, fırtınanın ortasında şemsiyenin desenini tartışmaktır. Mesele bir süre markalama olmayacak. Mesele, daha başlangıçta marka doğuran stratejik alanları devlet ve özel sektörün birlikte belirlemesi olmalı.

Gerilemenin sessiz haritası

Bugün Türkiye’nin kilogram başı ihracat değeri düşüyor. 2023’te 1,48 dolar olan bu değer, 2024’te 1,42 dolara geriledi. Üstelik bu gerileme, otomotivden tekstile, savunma sanayinden çeliğe kadar stratejik sektörlerde yaşanıyor. Oysa tam tersine, özellikle teknoloji ve savunma sanayinin ihracat kalemlerimize katılmasıyla bu değerin artması gerekiyordu.

Bu rakamlar bir kavrayış eksikliğinin de kanıtı. Çünkü katma değerin artması için yalnızca markalama yatırımları yeterli değil, bu artış stratejik alanlarda doğuştan marka olacak ürünler geliştirmekle mümkün olacak. Türkiye savunma sanayinde stratejik düşünmeyi başardı. İHA ve SİHA teknolojileri doğuştan marka olan ürünler anlayışının bir sonucudur. Hava taşımacılığında da bu başarı hikayesi var. 

Ancak diğer sektörlerde aynı başarıyı göremiyoruz çünkü hâlâ eski ezberlerle hareket ediliyor. Markalaşma yatırımı adı altında büyük paralar harcanıyor.  Birçok devlet programı, bu devrimi kavrayamamış durumda. Mesela Turquality. Türkiye’nin marka destek programı olarak milyonlarca dolarlık kamu kaynağını firmalara akıtan bu program, aslında bu devrimi anlamanın çok gerisinde kaldı. Turquality marka kisvesi giydirmek isteyen ürünler için tasarlandı. Ama bu artık çok geç kalınmış bir hamle. Turquality, devletin gözündeki kör noktadır.

Turquality 50 yıl önce yapılsaydı kıymetli olurdu ama çağ değişti. Artık doğuştan marka olacak devrimsel ürünlere destek verecek bir stratejik yatırım programına ihtiyacımız var. Kaynaklarımızı, bu ürünleri yaratacak ekosistemleri kurmaya ve desteklemeye harcamalıyız. Zira bu çağ sonradan cilalama değil, doğarken ışıldama çağıdır.

Kusursuz fırtına

Bugün yaşadığımız yapay zeka devrimi, henüz tam kapasitesiyle çalışmıyor bile. Bu daha başlangıç. Asıl fırtına, kuantum teknolojiler son kullanıcıya indiğinde kopacak. Ve o fırtına geldiğinde sonradan yaratılmış markaların önemli bir kısmı tarihe karışacak. Çünkü bu çağda hayatta kalmak, doğuştan farklı olmakla mümkün. Bu yüzden artık mesele, ürünü pazarlamak değil.

Bu nedenle Türkiye’nin artık marka değeri olmayan ürünlere marka enjekte edelim anlayışından hızla uzaklaşması gerekiyor. Bunun yerine, doğduğu anda marka olabilecek, büyük sıçrama yaratacak teknolojilere yatırım yapması şart. Türkiye’nin, gerçek katma değeri artırmak istiyorsa yapması gereken şey açık: Stratejik sektörleri belirlemek, bu alanlarda doğuştan markalar yaratacak inovasyonları desteklemek ve artık markalaşma yatırımı adı altında kaynak israfını sonlandırmak.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok