Arama

Bu yıl birçok kişi yaz tatilinde son parasını harcayacak

Türkiye’de sürekli değişen ekonomik ve sosyal gündem, tüketici davranışlarını her seferinde baştan yazıyor; adeta sürekli bir “reset” tuşuna basılıyor. Bu dalgalı ortam, sadece bireysel alışkanlıkları değil, toplumsal refleksleri de her yeni gelişmede yeniden şekillendiriyor. Bu resetlenme süreci, uzun vadeli plan yapmayı neredeyse imkansız hale getiriyor.

02 Haziran 2025, 08:00 Güncelleme: 02 Haziran 2025, 09:01

Öngörülebilir bir 2025 inşa edilemeyince domino taşı etkisi devreye giriyor. Örneğin, perakendeciler bir anda panikleyip stok eritmeye başlıyor, tüketiciler ani alışverişe itiliyor, pazar kısa sürede doyuma ulaşıyor. Markalar ise yılın daha başında kârlarını sıfırlıyor; erken patlayan sektörel balonlar ortaya çıkıyor. Bu zincirleme etki hem tüketicinin hem de perakendecinin planlarını altüst ediyor. Ardından, hızla doymuş bir pazar ve bir türlü dengelenemeyen fiyatlar bombardımanı. Her adım, bir sonraki perakendeciyi devirecek bir domino taşı oluyor; ekonomik ve sosyal sarsıntıların zinciri hiç durmadan genişliyor.

Bu öngörülemezlik yüzünden biz de düzenli ve geniş kapsamlı araştırmalar yapmak zorunda kalıyoruz. En son araştırmamız, nisan ayında Türkiye genelini temsil eden 800 kişiyle gerçekleştirildi ve 15 yaş ve üzeri kadın-erkek bireyleri kapsadı. Amacımız, Türkiye’deki en güncel ekonomik ve sosyal gündemin tüketici davranışlarına nasıl yansıdığını görmek ve anlamaktı. Katılımcılar, ekonomik gündemden markalara, harcama eğilimlerinden psikolojik etkilerine kadar birçok konuda görüşlerini paylaştı.

Araştırma sonuçlarına göre Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in performansını başarılı bulanların oranı yüzde 9’a kadar düşmüş durumda. Oysa daha önce toplumun büyük kısmı, bakanın ekonomik politikalarda yavaş da olsa düzenli bir ilerleme sağladığını düşünüyordu. Şimdi bu algı tamamen kırılmış. 

Ekonomik baskıların psikolojik etkileri de gün geçtikçe derinleşiyor. Kadınların yüzde 60’ı, esnaf ve meslekli işçilerin yüzde 57’si bu baskıyı yoğun bir şekilde hissettiklerini söylüyor. Bu, ekonomik koşulların yalnızca finansal değil duygusal ve zihinsel sağlığı da tehdit ettiğini gösteriyor. Tüketiciler, geleneksel kampanyalara da ilgisini kaybediyor. Yüzde 50’ye varan indirimler hâlâ dikkat çekici olsa da ilgi önceki dönemlere göre belirgin şekilde azalmış. Ekstra indirimler, hediye çekleri, sınırlı süreli fırsatlar bile eski cazibesini kaybetmiş. Puan sistemleri ise neredeyse tamamen gözden düşmüş. Artık tüketiciler hemen fayda sağlayacak, somut avantajlar arıyor.

Sektörler arasında en çok daralacak olan ise elektronik sektörü. 45 yaş ve üzeri tüketicilerin yüzde 62’si, mevcut cihazları bozulmadıkça yenilemeyeceklerini belirtiyor. Bu durum, yenilikçi ürünlerin ve cazip kampanyaların bile tüketicileri ikna edemediğini, sektörde ciddi bir daralma yaşanabileceğini ortaya koyuyor.

Genel tablo, pek çok sektörde ekonomik belirsizlik ve daralma nedeniyle reel olarak küçülme eğiliminde. Mobilya ve ev tekstilinde yüzde 32, telekomünikasyonda yüzde 28, elektrik, doğal gaz ve suda yüzde 24, temizlik ürünlerinde yüzde 19, kağıt ürünlerinde yüzde 23, gıda ve içecekte yüzde 19 oranında tasarruf eğilimi var. Bu oranlar, tüketicilerin temel ihtiyaçlar da dahil olmak üzere harcamalarında frene bastığını gösteriyor. 

Havaların ısınmasıyla birlikte sosyal etkinlikler ve seyahat planları yeniden gündeme geliyor. Üstelik bu yıl birçok kişi yaz tatilinde son parasını harcayacak; tatil ve sosyal aktiviteler, ekonomik zorluklara rağmen bir kaçış ve rahatlama fırsatı olarak öne çıkıyor. Ancak bu harcamalar, okul açılmadan önce bitecek. 

Okulların açılmasıyla birlikte yine bir hareketlenme görünse de sonrasında tüketicilerin harcama eğiliminde sert bir düşüş riski var. Kısacası tatil sezonu hem psikolojik hem de ekonomik olarak bir “son durak” olacak. Kasım - aralık indirim dönemleri ise belirsizliğini koruyor.

Tüm bu tablo, Türkiye’nin 2025 yılının artık en büyük sorununun öngörülemezlik olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. İnsanlar bir gün bir şey planlayıp ertesi gün vazgeçmek zorunda kalıyor, markalar yılın başında kârlarını sıfırlıyor, sektörler birbirinin üstüne devrilen taşlar gibi yıkılıyor.

Türkiye’nin bugünü, adeta bir sisli labirent: Herkes adımlarını atmaya çalışırken birbiriyle çarpışıyor, yollar kapanıyor, karmaşa büyüyor. Ve unutmayalım, sisli yollarda yürürken göremediğimiz her adım bir çarpışma, her karar bir belirsizlik, her plan bir erteleniş. Bu zincir, 2025 yılında perakendede o son domino taşı devrilene kadar durmayacak gibi maalesef. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok