Peter Frankopan, dünya tarihini yeniden yorumladığı kitabı “İpek Yolu”nda (The Silk Roads) tarihin nabzının imparatorluk saraylarında attığı tezini reddeder. Ona göre asıl nabız, Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan kadim ticaret damarlarında atar. Armada Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Kalıpçı Sönmez kitabı geçen yıl ikinci kez okumuş. 2 bini aşkın kitaptan oluşan özel kütüphanesinde 2025’in listesi de aynı damardan besleniyor: David Liss’in Kahve Tüccarı ve Fernand Braudel’in Akdeniz’i. Okumayı boş zaman uğraşı saymadığını özellikle vurguluyor. Zaten işi de bir anlamda bu kitaplardaki rotaları takip etmek.
Armada Gıda farklı coğrafyalardan bakliyat, hububat ve yağlı tohum tedarik ediyor, bunları işleyip paketliyor ve satıyor. Kanada’dan gelen kırmızı mercimek Mersin’de işleniyor, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT-eski Sovyet coğrafyası) ülkelerinden alınan buğday Türkiye’deki un fabrikalarına ulaşıyor, Kazakistan’da yeni toplama ve işleme merkezleri planlanıyor. Avrupa en güçlü pazar olmayı sürdürürken Çin masadaki yeni rota. Yaklaşık 90 ülkede ticari ayak izi olan şirket, her yıl bunların yaklaşık 60’ında aktif satış yapıyor.