Kevin Smith’in 2002 yapımı kısa filmi “The Flying Car”da geçen, “Jetgiller bize yalan söyledi… Şimdiye kadar uçan arabalarla gökyüzünde dolaşıyor olmamız gerekirdi” repliği, modern dünyanın hâlâ ulaşamadığı o çocukluk hayaline dair mizahi bir hatırlatma gibi görünüyor. Ama aslında insanlığın teknolojiden beklentilerinin, fiziki ve regülasyonlarla ilgili gerçeklerle nasıl çatıştığının bir göstergesi. 1962 yapımı Jetgiller’den bu yana tam 63 yıl geçti. Hâlâ uçan arabalar günlük hayatın bir parçası değil ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte bunu gerçeğe dönüştürmek için daha fazla şirket çalışıyor. Eray Altunbozar’ın kurduğu AirCar da onlardan biri.
Şirket, eylül ayının sonunda ön sipariş sürecini başlatarak uçan araba fikrini laboratuvardan çıkarıp Türkiye pazarına taşımak için ilk adımını attı. Ancak bu ilk adım, ürünü pazara sunmanın yanında fikrin ticarileşme potansiyelini test etmeye yönelik bir adım gibi görünüyor. Mayıs ayında Bilişim Vadisi’nde hem tek hem iki kişilik prototiplerle insanlı uçuş testlerini tamamlayan şirket, yedi günde 65’i bireysel kullanıcılar olmak üzere toplam 91 sipariş aldı. Kurumsal alıcılar arasında Şile’deki bir villa projesi ve Antalya merkezli bir turizm firması var. Aracın satış fiyatıysa ilk 100 kişi için 99 bin dolar. Devam eden süreçte fiyat artacak.
Babası makine mühendisi, ağabeyi de pilot olan 38 yaşındaki Eray Altunbozar “Ana hedefim şehir içi trafiği çözmekti” diyor. Altunbozar, elektrifikasyon, batarya ve drone teknolojilerinin gelişmesiyle havacılıkta yaşanacak değişimi öngörerek 2017 yılında şirketi kurmuş. AirCar için gerekli sermayeyi de 2016’da kurduğu mikrodalga fırında silinip tekrar kullanabilen defterler satan Outliers Notebook’tan elde ettiği kazançtan sağladığını anlatıyor: “İlk başladığım zaman, küçük prototipler için 500 bin dolara yakın sadece nakdi harcama yapmıştım. İkinci yıldan sonra tutmayı bıraktım, harcamalar 2 - 3 milyon dolara kadar çıkmıştı.” Geçen yıl TÜBİTAK’tan aldığı 16 milyon TL’lik destek, şirket kasasına girmeye başladı.
Ön sipariş sürecinde AirCar’a Katar ve Almanya’dan da talepler gelse de asıl ilgiyi Türkiye’deki kullanıcılar gösterdi. AirCar ekibi şimdilerde haftada iki araç üretebilecek bir planlama üzerinde çalışıyor. Üretim organizasyonunun kurulması, sertifikasyon başvurularının tamamlanması ve uçuş testlerinin belgelenmesi zaman alan süreçler. İlk siparişlerin teslimi için takvim 2027, ancak bir gecikme olması durumunda 2028’e de kayabilir. AirCar siparişi veren isimlerden biri güneş enerjisi sektörü için dijitalleşme çözümleri sunan Ankara merkezli solarVis’in CEO’su Samet Yıldırım. “Teslimat için 2027 biraz iddialı gibi geliyor ama er ya da geç teslim alacağımı düşünüyorum” diyen Yıldırım, sipariş vermesinin ardından şirket tarafından arandığını ve eğitim için tekrar temasa geçeceklerini söylüyor. Aracı satın alma motivasyonunu “Yıllardır beklenen uçan araba hayalinin sonunda gerçek olmasına tanıklık etmek” olarak anlatan Yıldırım, Türkiye’de böyle girişimlerin desteklenmesinin önemine de vurgu yapıyor. AirCar ön sipariş veren ilk 100 müşteriye uçuş eğitimini ücretsiz verecek olsa da, eğitim süreci gerekli sigorta ve sertifikasyon maliyetlerini kapsamadığı için kullanıcıların karşısına ek birkaç ödeme kaleminin çıkma ihtimali yüksek.
AirCar’ın üç ürünü var. Bunlardan ilki şirketle aynı ismi taşıyan ve ön siparişe de açılan iki kişilik AirCar modeli. Aracın tek kişilik versiyonu da yolda. Yıl sonuna doğru satışa çıkacak olan modelin fiyatı 50 bin doları geçmeyecek. Ayrıca bir de kurumsal kullanım odaklı, 100 kilogram yük taşıyabilecek drone’ları var, o da geliştirme aşamasında. Hepsi yüzde 100 elektrikli… AirCar’ın iki kişilik versiyonu 300 kilogram ağırlığında. Çinli rakipleri XPeng ve Ehang’in bataryaları aynı olsa da iki kişilik uçan otomobillerinin ağırlığı 360 kilogram. Aslında bir elektrikli otomobil üreticisi olan XPeng, yan kuruluşu XPeng AeroHT aracılığıyla uçan araba da üretiyor. Şirketin piyasa değeri 20 milyar doların üzerinde. EHang ise otonom hava aracı üretiyor ve 2025 itibarıyla 1,3 milyar dolar piyasa değerine sahip. AirCar’ın ürettiği uçan araba, kağıt üzerinde iki rakibinden daha uzun süre havada kalabiliyor ve maksimum 80 kilometre mesafeyi 130 km/saat hızla gidiyor. Tabii gerçekte öyle olup olmadığını araçlar son kullanıcıya ulaştığında göreceğiz. Kullanmak için uçuş izni ve sertifikası gerektiren AirCar, sekiz pervaneli sistemi sayesinde bir helikoptere göre 3,5 kat daha az gürültü çıkarıyor: 30 metreden ölçülen ses seviyesi 71 desibel.

Türkiye’de henüz AirCar benzeri araçlara özel bir düzenleme taslağı yok. Temmuz ayında ABD’de yayımlanan yeni düzenlemeyle, belirli teknik kriterleri karşılayan iki kişilik dikey kalkış yapabilen elektrikli hava araçlarının (eVTOL) hafif spor uçak kategorisine dahil edilmesinin önü açıldı. AirCar da kriterlere uyduğundan araçları kullanmak için 30 saatlik uçuş eğitimi yetiyor. ABD’nin ardından Avrupa’da da beklenen paralel düzenlemeler Türkiye için yol haritası oluşturabilir. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nde görev yapan ismini vermek istemeyen bir yetkili, uçan arabaların yaygınlaşmasının tahmin edilenden uzun sürebileceğini, bu teknolojinin önünde aşılması gereken çok sayıda teknik, düzenleyici ve altyapısal engel bulunduğunu söylüyor. Şehir içi hava trafiği, vertiport alanlarının belirlenmesi ve koridor planlaması gibi konular yalnızca bir kurumun değil, belediyeler, Ulaştırma Bakanlığı ve şehir planlama birimleri gibi farklı aktörlerin koordinasyonunu gerektiriyor. Altunbozar da önlerindeki engellerin farkında ama bunların aşılabilir olduğunu düşünüyor.
AirCar cephesinde yatırım stratejisi de yeniden şekilleniyor. İlk etapta Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) modeliyle ilerlemeyi planlayan şirket, yönünü halkın da yatırımcı olabileceği kitle fonlamasına çevirdi. Toplanması planlanan miktar 15 milyon TL gibi sembolik bir rakam. Altunbozar yön değişikliğinin sebebini teknolojinin yaygınlaşmasını kolaylaştırmak ve girişimi bir toplum projesi haline getirmek olarak açıklıyor. İlk etapta atıl kapasitesi olan iş ortaklarıyla üretime başlayacak şirket 2027’ye kadar fabrika yatırımı yapmayacak. “Ticarileşmek için bir sermayeye ihtiyacımız yok, öz kaynaklarımız yeterli” diyor Altunbozar ve global pazarlama için 1 milyon dolar gibi bir ek kaynağın yeterli olacağını söylüyor.
Fabrika devreye girdiğinde hem tek kişilik hem çift kişilik araçlar için yılda toplam 500 araçlık üretim kapasitesine sahip olacak. Bu alanda üretim, otomasyonla değil tamamen el işçiliğiyle yapılıyor. “Uçaklarda da durum aynı” diyor Altunbozar, “Bir uçak milyonlarca parçadan oluşur. Bizim araçta 2 bin parça var, o yüzden bu ölçekte üretim mümkün.” Bu ölçekte bir talep gerçekleşirse, üretimin hâlâ tamamen el işçiliğine dayanması verimlilik ve kalite kontrol açısından da önemli bir test anlamına gelecek.
Kamu ile ilişkilerin fena olmadığını ama güçlü bir destek bulunmadığını söyleyen Eray Altunbozar’ın kitle fonlamaya gitmesinin bir sebebi de bu. AirCar’ın satılabilir bir ürün haline gelmesi için daha önce konulan 30 milyon dolarlık sermaye hedefi şimdilik ulaşılmaz görünüyor. Altunbozar, “O hedef, yüksek kapasiteli modern bir fabrikanın maliyetiydi. Şimdi bu yeni uçak sınıfıyla sertifikasyon süreçleri kolaylaştı, maliyetler birkaç milyon dolara kadar indi” diyor. Teslimatlar tamamlandığında AirCar’ın cirosunun 10 milyon doları bulması bekleniyor. Bu cironun yaklaşık yüzde 60’ının sipariş maliyeti olduğunu söyleyen Altunbozar, üretime girmeden satış bedelinin yarısını da müşterilerden talep edeceklerini belirtiyor. 2027 yılı için planlanan üretim tesisi Türkiye’de kurulacak. Yeri henüz belli değil ama bakanlıkla görüşmeler sürüyor.
AirCar’ın, çoğunluğu mühendisten oluşan 11 - 12 kişilik bir çekirdek ekibi bulunuyor. Üretim başladığında bu sayıyı 50’ye çıkarmak istiyorlar. Tasarımdan mühendisliğe, web sitesinden videolara kadar her şeyi kendi içlerinde yaptıklarını söylüyor Altunbozar gururla: “Millet bizi 50 - 60 kişilik sanıyor ama öyle değiliz.” 11 kişilik bir ekiple uçan araba gibi 60 yıllık bir hayali gerçeğe çevirmek hem mühendislik hem de inanç açısından büyük bir sınav. Altunbozar bu büyük sınav için ter dökmeye devam ediyor.
Dünyada öne çıkan eVTOL üreticileri
Joby Aviation
Değeri: 14,7 milyar dolar
Menşe: ABD
Elektrikli dikey kalkış-iniş (eVTOL) hava aracı geliştiren ve ticari hava taksi hizmetine en yakın şirket olarak görülüyor.
Archer Aviation
Değeri: 8,17 milyar dolar
Menşe: ABD
“Midnight” adlı eVTOL modelini 2026’da ticarileştirmeyi hedefleyen, United Airlines gibi havayolu ortakları bulunan girişim.
Eve Holding
Değeri: 1,7 milyar dolar
Menşe: Brezilya/ABD
Eve Holding çatısı altında Embraer’in desteğiyle “Eve Air Mobility” isimli eVTOL şirketi kuruldu. Şirket, 2 bin 800’den fazla ön siparişle şehir içi hava taşımacılığına odaklanıyor.
EHang
Değeri: 1,3 milyar dolar
Menşe: Çin
Çin’de otonom eVTOL’larla insan taşımacılığına öncülük eden, Çin Sivil Havacılık Otoritesi’nden sertifika alan ilk üretici.
Vertical Aerospace
Değeri: 580 milyon dolar
Menşe: Birleşik Krallık
“VX4” modeliyle sıfır emisyonlu hava mobilitesi geliştiren, Rolls-Royce ve Honeywell ile işbirliği yapan İngiliz girişimi.