Yapay zeka Beethoven’ın yarım kalan senfonisini tamamlamaya yardım etti, sahte bir Drake şarkısı milyonlarca kez dinlendi, bir sanatçı kazandığı ödülü geri çevirdi. Peki, bütün bunlar insan yaratıcılığının sonu mu, yoksa yeni bir başlangıcı mı? Nisanda bu köşede yapay zekanın nasıl öldürdüğünü, haziranda ise nasıl hayat kurtardığını yazmıştım. Yaz, sanatın mevsimidir, konserlerin, sergilerin, uzun okumaların… Tam da bu mevsimde farklı bir soru sormak istiyorum: Bir makine, bizi gerçekten duygulandıran bir şey yaratabilir mi?
Soru yeni değil. 1843’te, henüz ortada bilgisayar bile yokken matematikçi Ada Lovelace, Babbage’ın hesap makinesi üzerine yazdığı notlarda şu cümleyi kurmuştu: “Analitik makine hiçbir şeyi kendiliğinden yaratma iddiasında değildir. Sadece bizim ona öğretebildiklerimizi yapabilir.” 180 yıl sonra aynı yerde miyiz, yoksa Lovelace yanıldı mı? Son yıllarda yaşanan üç olay, bu soruyu tam ortasından yakalıyor.