Aileler tarafından sahip olunan ya da yönetilen şirketler küresel gayrisafi hasılanın yaklaşık üçte ikisini üretiyor ve dünyadaki istihdamın yüzde 60’ını sağlıyor. Avrupa Komisyonu, Avrupa’daki şirketlerin yüzde 60’tan fazlasının aile şirketi olduğunu belirtiyor. Türkiye’de ise farklı araştırmaların üzerinde uzlaştığı oran çok daha yüksek: Şirketlerimizin yaklaşık yüzde 95’i aile şirketi niteliğinde.
Bu rakamlar aile şirketlerinin ekonominin kenarında duran, geleneksel ve küçük yapılardan ibaret olmadığını gösteriyor. Tam tersine, dünyanın üretim kapasitesinin, istihdamının ve ticari hafızasının önemli bölümü onların elinde. Bazıları bir mahallede doğup aynı bölgede kalıyor; bazıları ise kuşaklar içinde ülkeler, kıtalar ve milyarlarca dolarlık pazarlar arasında dolaşan küresel şirketlere dönüşüyor.
Bu sayımızda yer verdiğimiz iki şirket, bu dönüşümün birbirinden çok farklı ama aynı ölçüde öğretici iki örneği.
Sarten Ambalaj’ın ticari geçmişi 1920’lerdeki hububat alım satımına kadar uzanıyor. İkinci kuşaktan Zeki Sarıbekir, 1996’da küçük ölçekli bir aile şirketi olarak tanımladığı işletmeye katıldığında önce 100 milyon dolarlık, ardından 400 milyon dolarlık ciro eşiklerini belirledi. Bugün Sarten Ambalaj, 22’si Türkiye’de, dördü yurt dışında olmak üzere 26 tesisi, 70 ülkeye ihracatı ve 730 milyon dolarlık cirosuyla bölgesel bir sanayi oyuncusu. Şimdi hedef, 2030’da 1 milyar dolar ciroya ulaşmak ve bütün bunları borçluluk oranını yüzde 20’nin altında tutarak yapmayı planlıyor Sarıbekir.
Urban Care’in hikayesi ise fabrikadan değil, fikirden ve markadan güç alan başka bir ikinci kuşak modeli sunuyor. Bülent Yorgun’un 1997’de kurduğu Selen Kozmetik, uzun yıllar yabancı kozmetik markalarının Türkiye distribütörlüğünü yaptı. İkinci kuşaktan Selen Yorgun, aile şirketine katıldığında kendisine hazır bir markanın satışını büyütmek yerine sıfırdan bir Türk markası yaratmayı seçti. Bugün Urban Care yılda 30 milyon adedin üzerinde üretim yapıyor, 52 ülkede satılıyor ve Türkiye’nin en büyük yerli saç bakım markası. Üstelik Selen Yorgun bunu hızlı tüketim markalarının alışılmış reçetesini uygulamadan başardı.
Sarten ve Urban Care birbirinden çok farklı ölçeklerde ve sektörlerde faaliyet gösteriyor. Ancak ikisinin ortak noktasında aynı güçlü fikir var: Yeni kuşak, kendisine bırakılan işi yalnızca korumakla yetinmiyor, onu yeniden tarif ediyor. Ve bunun örneklerine ne güzel ki Türkiye’de artık sıkça rastlıyoruz…