Arama

İstanbul Modern'de bir fotoğrafçının kendine ait adası

Kars’ın sessiz sokakları, Zonguldak’ın karanlık madenleri ve Kilyos’un hareketli plajları… Manuel Çıtak’ın farklı coğrafyalardan insan manzaralarını bir araya getiren “Kendine Ait Bir Ada” sergisi, 23 Mayıs 2027’ye kadar İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nde ziyaret edilebilir.

08 Kasım 2026, 12:00

İtalyan mimar Renzo Piano’nun sanat gemisi olarak anılan İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde Nuh Tufanı’na benzer sağanak yağışla baş başayız. Sanat gemisi bu sefer biz sanatseverleri, fotoğrafçı Manuel Çıtak’ın “Kendine Ait Bir Ada” adlı fotoğraf sergisinde yolculuğa çıkarıyor. Sekiz bölümden oluşan sergide 100 fotoğrafın yanı sıra efemeralar ve sanatçının çektiği görüntülerden hazırlanan bir video gösterimi de yer alıyor. 1980’lerde başlayan üretiminden 2023’teki ölümüne kadar uzanan kapsamlı seçki, sanatçının gündelik yaşama, insan hâllerine ve farklı coğrafyalara yönelik bakışını bir araya getiriyor.

Sergide, geçmişte severek okuduğum ve bir trenle Kars’a ziyaret etme isteğimi kabartan Orhan Pamuk’un Kar romanına denk geliyorum. Kitabın kapağındaki fotoğrafların Çıtak’a ait olduğunu öğreniyorum. 2001’de, Kar romanını yazmakta olan Orhan Pamuk’la birlikte Kars’ı yeniden ziyaret eden Çıtak’ın bu gezide çektiği fotoğraflar, daha sonra romanın farklı dillerdeki baskılarında ve söyleşilerinde de kullanılmış. Karla kaplı sokaklarda okula giden çocukların, eskicilerin, vitrinlerin, kısacası kentin de portresini bizlere yıllar geçse de aktarıyor Manuel Çıtak.

Manuel Çıtak - Kars

Kars’ın beyaz portrelerinden karanlık madenlere doğru savruluyoruz hemen… Sebastião Salgado’dan aldığı ilhamla 1994 yılında Zonguldak maden ocaklarında çalışan madencilere odaklandığı çalışmasında, 20’nci yüzyıl belgesel fotoğrafçılığının en çok işlenen konularından birine yönelmişti. Salgado’nun özellikle işçi sınıfını, ağır çalışma koşullarını ve insan emeğini dramatik siyah-beyaz kompozisyonlarla belgeleyen fotoğraf dili, bu çalışmaların da arka planında hissediliyor. Madencilerin yeraltındaki çalışma ortamlarında; çalışırken, birbirleriyle sohbet ederken ya da dinlenirken görüntülerini bizlere aktarıyor ama bunu yaparken de kendisini orada bir hayaletmişçesine aktarıyor. Çünkü o fotoğraflarda madenciler onun varlığını görmemişçesine, güç ve sabır gerektiren bu tehlikeli mesleğin insan manzaralarına tanıklık ediyoruz.

Sergide önce bembeyaz karın verdiği melankoliyle, ardından madencilerin hüznüyle karşılaşıyoruz. Sonra sanatçının, İngiliz yazar Lawrence Durrell’in ada tutkusunu anlatmak için yarattığı kelimeden adını alan “Islomania” serisiyle huzura eriyoruz desek yanlış olmaz. Islomania, anlam olarak “ada sarhoşluğu” hastalığından öykünülmüş bir kelime. 2022 yılında Tütün Deposu’ndaki ilk kişisel sergisinden seçilen bu eserler renkli, huzurlu manzaralar barındırıyor.

Manuel Çıtak - Kilyos, "Kıyıdakiler" serisinden

Kilyos Plajı’nda çekilen başkaca plaj fotoğrafları serisi, serginin en tebessüm ettiren insan manzaralarını sunuyor. Deniz kenarında güneşlenenler, denize girenler, arkadaşlarıyla vakit geçirenler, kumsalda kendi dünyalarına dalanlar… Çıtak, kalabalık bir plajın birbirinden farklı küçük hikayelerini aynı kadrajda buluşturuyor. Bazı fotoğraflarda insanları arkalarından, farklı bir perspektifle izliyoruz. Bu bakış, yüz ifadelerinden uzaklaştırırken bedenlerin duruşuna, denizle kurdukları ilişkiye ve plajın kendiliğinden oluşan hareketliliğine odaklanmamızı sağlıyor. Herkes kendi anının içinde, ama bir araya geldiklerinde Kilyos'un ortak bir yaz portresini oluşturuyorlar. Kars'ın sessiz sokaklarından ve Zonguldak'ın karanlık madenlerinden sonra bu fotoğraflarda hayatın daha hafif, daha neşeli yüzüyle karşılaşıyoruz.

Manuel Çıtak'ın kendine ait adasından ayrılırken, İstanbul Modern'in sanat gemisinde çıktığım bu yolculukta zamanın nasıl akıp gittiğini ancak o an fark ediyorum.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok