Sakarya’nın Karasu ilçesinden çıkıp dünyanın önde gelen biyoteknoloji merkezlerine uzanan bir yolculuk... Prof. Dr. Ali Ertürk, Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümündeki ilk yıllarında kendini arkadaşlarının gerisinde görüyordu. 20 kişilik sınıfta ona göre herkes her şeyi biliyordu, İngilizcesi de onlar kadar iyi değildi. Ama bu durum uzun sürmedi. Hocası Prof. Uygar Tazebay’ın referansıyla ikinci sınıftayken Yale Üniversitesi’nde yaptığı staj, ona özgüven kazandırdı.
Üniversiteden mezun olduktan sonra Almanya’daki Max-Planck Nörobiyoloji Enstitüsü’nde araştırma grubuna katıldı. Burada Stanford’dan yeni gelen Prof. Frank Bradke’nin grubunda nörobiyoloji doktorasına başladı. Fotoğrafçılığa olan ilgisi, mikroskopi tekniklerini daha iyi anlamasını sağladı. Doktora sürecinde geliştirdiği “vDISCO” adlı patentli metotla deney farelerini saydamlaştırarak omurilik sinirlerini canlı gözlemlemeyi başardı. Bu çalışma Journal of Neuroscience’ta yayımlandı, devamında Nature Medicine’da çıkan makalesiyle de bilim dünyasında ses getirdi. 2009’da ABD’nin önde gelen biyoteknoloji şirketlerinden Genentech’te (iştiraki olduğu Roche’un piyasa değeri yaklaşık 260 milyar dolar) araştırmacılığa başladı. Burada ilaç geliştirme süreçlerini öğrenirken sinaptik biyolojiye yöneldi.
2014’te Almanya’ya dönerek Ludwig-Maximilians-Universität München kadrosuna katıldı ve kısa sürede Nature Methods’ta makalesi yayımlandı. Bu kez bir fareyi tamamen şeffaf hale getirerek obezite, sigara, kanser ve sinir sistemi üzerine devrim niteliğinde araştırmalar yaptı. Çalışmaları New York Times, Wall Street Journal ve Business Insider gibi küresel basının manşetlerine taşındı. Helmholtz Zentrum München’den gelen direktörlük teklifi ise kariyerinde yeni bir sıçrama oldu.
Bugün 20 ülkeden 33 araştırmacının çalıştığı laboratuvarında biyoloji, yapay zeka, bilgisayar mühendisliği, kimya ve fizik gibi farklı disiplinler bir araya geliyor. İsmine “Maximilian” adını da resmi olarak ekleyen Prof. Ertürk, 2022’de Deep Piction’ı kurdu. Kurulduğundan bu yana 1,3 milyon euro gelir elde eden şirket geçen ay Koç Holding’den 20 milyon euro değerleme üzerinden 3 milyon euro, Federal Almanya Eğitim ve Araştırma Bakanlığı’nın üniversite öğrencileri ve akademisyenleri destekleyen BMBF Fonu’ndan ise 1,5 milyon euro yatırım aldı. Şimdi hedefi, şirketi ABD’ye taşıyarak “dünyanın en büyük biyoteknoloji şirketi” haline getirmek.
Prof. Ertürk’ün 10 - 20 yıl içinde de kişiselleştirilmiş ilaçlarla başta kanser olmak üzere diyabet, felç gibi birçok hastalığı ölüm nedeni olmaktan çıkarmak, Alzheimer tedavisi bulmak gibi iddialı hedefleri var. Yapay zeka (YZ) sayesinde 10 - 15 yılda en az 2 milyar dolar yatırım gerektiren ilaç geliştirme sürecinin birkaç yıla, araştırma sürecinde gereken yatırımının da birkaç yüz milyon dolara ineceğini öngörüyor: “Biz YZ’yi sadece kullanmıyor, geliştiriyoruz. En önemlisi data ve buna da sahibiz. Vücudun haritasını çıkardık. Bu sayede hayvan kullanmadan simülasyon yapabiliyoruz. Bu teknikle kişiye özel organ üretmek de mümkün olacak.”
Dijital biyolojinin YZ’de en önemli şey olacağını vurgulayan Prof. Ertürk, kendilerinin de şu anda rakipsiz olduklarını, süper biyolojik YZ’yi oluşturmaya çalıştıklarını söylüyor.
Laboratuvardan start-up’a: Mucit patronlar / Haber Detay - Tıkla Oku