Milyarlarca kan hücresinin arasında, yalnızca beş ya da 10 tanesi kanserli. Onları bulmak, üstelik canlı yakalayıp incelemek, tıpkı samanlıkta iğne aramak kadar zor. ODTÜ MEMS Merkezi’nin kurucularından Prof. Dr. Haluk Külah, geliştirdiği “akıllı çip” ile bu iğneleri bulmayı başardı... Kan dolaşımındaki bu nadir tümör hücrelerini tespit edebilen Cellsway, hem Türkiye’de hem de dünyada kişiselleştirilmiş kanser tedavisinde özel izleme dönemini başlatabilecek bir potansiyele sahip. Cellsway’in mikro-akışkan tabanlı likit biyopsi platformu (mikroskobik sıvı kanalıyla çalışan sistem), tümör dokusundan kopup kana karışan kanser hücrelerini canlı olarak izole ediyor, analiz ediyor. Biyo-belirteçler aracılığıyla (kanser tipi, tedaviye yanıt gibi bilgileri veren moleküller) doktorlara anında geri bildirim sağlıyor.
İzmir Genetik kurucusu Dr. Akın Sevinç, 2025’te ABD’de ASCO (American Society of Clinical Oncology) konferansında, kan performansının doku performansını yakaladığının dile getirildiğini söylüyor. Sevinç, Cellsway gibi girişimlerin yakaladıkları başarının, bir sonraki adım olan “Orgonoid” seviyesinin kapısını da araladığını belirtiyor.
Prof. Külah’ın 2015’te temellerini attığı girişimi Cellsway, bugün Ankara’daki dört hastanede (Liv Hospital, Hacettepe Üniversitesi Hastanesi, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Ankara Şehir Hastanesi) klinik testlerden geçiyor. Cellsway, bu klinik çalışmalarda, hasta kanından CTC izolasyonunda yüzde 60 - 70 civarında başarı gösterdi. Çalışmalar hasta takibine de içerecek şekilde genişletildi.
CE (AB güvenlik standardı) ve FDA (ABD Gıda ve İlaç Dairesi) onay sürecine doğru ilerleyen Cellsway, tedavi süresince hastadan alınan kan örneklerinde milyarlarca hücre arasından nadir kanser hücrelerini canlı olarak izole ediyor. Likit biyopsi, doku yerine kan örneği üzerinden uygulanan; invazif (yani vücuda müdahale edici) olmayan bir tanı yöntemi olarak öne çıkıyor. Prof. Külah, yaptıkları işi “samanlıkta iğne aramak” olarak tanımlıyor zira milyarlarca hücre arasından canlı birkaç tanesini bulmak son derece hassas bir işlem.
Cellsway, 2015’te erken aşama teknolojilere yatırım yapan Diffusion Capital Partners’ten ilk finansmanını almış, ardından APY Ventures tarafından desteklendi. Türkiye Kalkınma Fonu’nun Teknoloji ve İnovasyon Fonu’ndan ek yatırım alarak toplamda 5,5 milyon euro’yu aşan bir sermaye toplamış. Onaylarının ardından küresel pazara açılarak, 8 - 9 milyon euro’luk yeni yatırım turuna çıkmayı hedefliyorlar.
Cellsway’in ekibinde Prof. Külah’ın yanı sıra elektrik-elektronik mühendisi Dr. Özge Zorlu, biyolog ve biyokimya uzmanı Ebru Özgür de var.
Akademiden girişimciliğe uzanan yolculuğunu “Mühendislik hayalleri gerçeğe dönüştürme sanatı, girişimcilik ise bu hayalleri ikna edebilmektir” diye tanımlıyor. Prof. Külah, şöyle devam ediyor: “Laboratuvarda, üniversitede Superman’siniz. Öğrencileriniz, bilim dünyası yaptıklarınızı hayranlıkla takip ediyor. Sözleriniz, fikirleriniz çok değerli. Fakat aynı kişi olsanız da, girişimci şapkası ile yatırımcıyı ikna etmek için yatırım turuna çıktığınızda Clark Kent’e dönüşüyorsunuz.”
Benzer teknolojiler üzerinde çalışan global oyuncular da var. Örneğin ABD merkezli Thermo Fisher Scientific, Almanya’da kurulu QIAGEN, İtalyan Menarini Silicon Biosystems gibi şirketler firmalar hem tanı kitleri hem cihaz platformlarıyla sektörde önemli yer tutuyor. Bu bağlamda Cellsway, mikro-akışkan çip teknolojisiyle aynı alanda rakiplerinden farklılaşmayı hedefliyor, özellikle cihazın taşıdığı analiz derinliği ve canlı CTC yakalama kapasitesi, global alanda öncü rakiplerle daha entegre, daha veri zengin bir mücadele zeminine yönelmesini sağlıyor. Küresel CTC pazarının 2025 itibarıyla yaklaşık 14,8 milyar dolar düzeyinde olduğu ve 2034’e kadar 46,9 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.
Laboratuvardan start-up’a: Mucit patronlar / Haber Detay - Tıkla Oku