;
Arama

Hürmüz Boğazı krizi: Küresel tedarik zincirinde kırılganlık testi

Yıllarca kapanmasına neden olacak bir krize izin verilmeyeceği düşünülen Hürmüz Boğazı’nda ticaretin durması, yüzlerce tankerin mahsur kalmasına ve küresel tedarik zincirlerinde şok dalgalarına yol açtı. Alternatifsiz bu rota üzerindeki aksama, küresel ekonominin ne kadar savunmasız olduğunu gözler önüne seriyor.

23 Mart 2026, 11:50

Uzun yıllar boyunca Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, tatilcilerden petrol yöneticilerine ve Dubai’ye kadar herkes tarafından aşağı yukarı kesin kabul ediliyordu. Boğaz dünya enerji arzı için o kadar stratejik öneme sahipti ki Amerika Birleşik Devletleri 75 yıldan fazla bir süre boyunca burayı denetledi. Ancak şubat ayının sonlarında Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail İran’a saldırdığında, tanker işletmecileri gemilerini boğazdan geçirmeyi durdurdu. Bu duraklama, dünyanın petrol ve gaz arzının beşte birini keserek, küresel bir enerji krizine dönüşmekte olan süreçte petrol ve yakıt fiyatlarının hızla yükselmesine neden oldu.

Boğazın kapanması, Hürmüz’ün gerçekte ne olduğunu ortaya koydu: dünyanın en büyük çıkmazlarından biri. New York Times’a göre bu kriz dünya ekonomisinin, giderek daha fazla kapanma riski taşıyan az sayıdaki coğrafi bölgeye ne derece bağımlı olduğunu da gözler önüne serdi.

Batamayacak kadar büyük mü?

Bunun olması asla beklenmiyordu. Askeri planlamacılar ve lojistik uzmanları, ticari trafiğin yoğun olduğu ve iklim değişikliği, aksama, abluka veya saldırıya karşı savunmasız olan bu dar geçitler konusunda sürekli endişe duyarlar. Çok az kişi Hürmüz Boğazı’nın gerçekten tıkanmasına izin verileceğini düşünüyordu. Dünya, bu su yolundan ihraç edilen muazzam miktardaki petrol, gaz ve gübreye fazlasıyla bağımlı.

Diğer kritik geçitler kapandığında, daha maliyetli ve zaman alıcı olsa da alternatif rotalar kullanılabilir. Ancak Basra Körfezi’nden deniz yoluyla çıkış için bir alternatif yok. Enerji piyasası analiz firması Sparta’da petrol araştırmaları başkanı Neil Crosby, “Herkesin, benim de dahil, bugüne kadar söylediği klasik şey şuydu: ‘Batamayacak kadar büyük,’ asla kapanmaz. Batılı ya da müttefik deniz güçleri buna asla izin vermez” dedi.

1940’lardan bu yana en ciddi kriz

Yaklaşık 60 kilometre genişliğinde olan boğaz, belki de aslında batamayacak kadar büyük değil ya da tam tersine, kapanabilecek kadar küçük. Tarihçiler, üç haftaya ulaşan bu kapanmanın, Orta Doğu’nun 1940’larda petrol üreten bir bölge haline gelmesinden bu yana açık ara en ciddi durum olduğunu söylüyor. S&P Global Market Intelligence’a göre 480’den fazla tanker boğazın bir tarafında, Basra Körfezi’nde mahsur kalmış durumda ve diğer tarafta, Umman Körfezi’nde 300’den fazlası bekliyor.

Tarih boyunca dünya güçleri, ticaret yollarının açık kalmasını sağlamak için ordularını kullandı. Bir ABD savaş gemisi boğazdan ilk kez 1879’da geçti ancak ABD Donanması’nın bu su yolunda düzenli varlık göstermesi ancak 1949’da başladı. 1973 petrol fiyatı şoku, Amerika Birleşik Devletleri’nin Orta Doğu’ya ne kadar bağımlı olduğunu ilk kez ortaya koydu. 1980’de Sovyetler Birliği’nin Basra Körfezi’ne yaklaştığından endişe eden dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter, petrolün boğazdan akmaya devam etmesini sağlamak için güç kullanma sözü verdi. Bu taahhüt Carter Doktrini olarak bilindi. Bu durum, dış politikada daha temkinli eğilimli başkanların bile boğazın açık kalmasını temel bir ABD çıkarı olarak gördüğünü gösterdi. 

1987’de, Ronald Reagan döneminde ABD Donanması Kuveyt tankerlerine bu su yolunda eşlik etti. Reagan, tanker gücünü onayladıktan sonra, “Ulusal ekonomimizin bir daha asla esir alınmasına izin vermemeye kararlıyım; benzin kuyrukları, kıtlıklar, enflasyon, ekonomik sarsıntı ve uluslararası aşağılanma günlerine geri dönmeyeceğiz” dedi.

“Boğazın kapatılacağı sır değildi”

Rotterdam Erasmus Üniversitesi’ndeki Erasmus Emtia ve Ticaret Merkezi’nin direktörü Wouter Jacobs, İran’ın saldırıya uğraması halinde Hürmüz Boğazı’nı kapatacağının “hiç de sır olmadığını” söyledi. Jacobs, “Bu ABD askeri planlamacıları için sürpriz olmamalıydı” dedi. Beyaz Saray sözcüsü Anna Kelly ise Donald Trump yönetiminin İran’ın tepkilerine hazır olduğunu belirtti. “Başkan Trump, İran’ın deniz ulaşım özgürlüğünü ve enerji akışını durdurmaya çalışacağını çok iyi biliyordu ve mayın döşeyen 30’dan fazla gemiyi yok etmek için zaten harekete geçti” dedi.

Bazı ekonomistlere göre ABD ekonomisi savaş öncesinde zaten baskı belirtileri gösteriyordu ve boğazın kapanmasının yarattığı şok durumu daha da kötüleştirebilir. Michigan Üniversitesi’nde kamu politikası ve ekonomi profesörü Justin Wolfers, yönetimin zayıf istihdam verilerinden çıkarması gereken sonucun “büyük ve aptalca bir şey yapmamak” olduğunu söyledi. Ancak ekledi: “Bunu yine de yapmış olabiliriz.”

Küresel ekonomide şok dalgaları

ABD askeri planlamacıları için tedarik zincirlerinin aksamasının küresel ekonomide nasıl şok dalgaları yaratabileceğine dair pek çok yakın örnek vardı. Pandemi sırasında, evde kalan tüketicilerin devasa alışveriş çılgınlığı ithalat patlamasına yol açtı. Bu durum deniz taşımacılığı şirketlerini zorladı ve Los Angeles ile Long Beach limanları dahil olmak üzere birçok limanı tıkadı. Deniz taşımacılığı maliyetleri fırladı ve bu da enflasyonun yılların en yüksek seviyelerine çıkmasına katkıda bulundu.

2022 ve 2023’teki kuraklık sonrası Panama Kanalı’nda su seviyesi çok düştü. Bu da gecikmelere neden oldu ve bazı taşımacılık şirketlerini kanaldan geçmek için normalden çok daha fazla ödeme yapmaya zorladı. Ayrıca Yemen’de İran destekli Husilerin Kızıldeniz’de gemilere yönelik saldırıları, konteyner taşımacılığı hatlarını Asya’dan Avrupa’ya giden kritik bir kısayol olan Süveyş Kanalı’na ulaşmak için Kızıldeniz’i kullanmaktan caydırdı. Şirketlerin şimdi kullandığı alternatif rota, Afrika’nın güney ucunu dolaşıyor. Bu durum yolculuğun daha uzun sürmesine neden oluyor ve daha fazla yakıt tüketiyor.

Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı Noam Raydan, Husilerin nispeten küçük bir gücün bile önemli bir ticaret yolundan çok sayıda gemiyi uzaklaştırabileceğini gösterdiğini söyledi. İran da son yıllarda Hürmüz Boğazı’ndaki gemileri sık sık hedef aldı. Buna 2024’te İsrail bağlantılı bir konteyner gemisine el koyması da dahil. Denizcilik veri firması Kpler’e göre İran, savaş sırasında şimdiden 17 gemiyi vurdu. Cornell Üniversitesi’nde doçent olan Vidya Mani, “Her sel, deprem ya da çatışmada tedarik zincirlerimizin daha fazlası boğuluyor. Neredeyse tüm büyük geçiş noktaları tam kapasite çalışıyor ve bu tür saldırılar için hiçbir tampon yok” dedi.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok