Antiparos, Paros’tan yalnızca on dakikalık bir feribot yolculuğu mesafesinde olsa da uzun yıllar boyunca çoğu kişi daha büyük komşu adayı tercih etti. Adada yalnızca bir ana yerleşim yeri, birkaç yol ve hala Yunan adalarının kalabalığından uzakmış hissi veren sessiz koylar bulunuyor. Antiparos, DJ’lerle ve plaj kulüpleriyle dolu bir başka Mikonos’a dönüşmedi. Ada, kendi kimliğini korurken zarif bir atmosfere sahip olmayı başardı.
Antiparos’u cazip kılan da bu denge. Temmuz ve ağustos aylarında rezervasyon bulmak zorlaşıyor, liman kalabalıklaşıyor ve ada hareketleniyor. Ancak yine de ziyaretçileri için tasarlanmış bir tatil beldesinden ziyade, seçkin bir kitleyi doğal biçimde ağırlayan küçük bir ada hissini koruyor. Yerel halkın Chora dediği Antiparos Kasabası’nda ana yaya caddesi limandan eski Venedik Kalesi’ne kadar uzanıyor. Cadde boyunca sıralanan kafeler ve özenle seçilmiş butik mağazalar gün batımından sonra canlanıyor. Kasabanın dışına çıkıldığında ise manzara yumuşak tepeler, dağınık villalar ve günlerin yüzerek ve dinlenerek geçirildiği plajlara dönüşüyor.
Ünlüler kalabalığa karışıyor
Tom Hanks ve Rita Wilson hala adanın en tanınmış yaz sakinleri ve Antiparos’la uzun yıllara dayanan bağları adanın popülerliğini artırdı. Her yıl başka ünlüler de geliyor ancak burada ünlülerin vakit geçirdiği dikkat çekici bir ortam yok.
Adadaki çoğu mekan rahat ve gösterişten uzak. Ünlüler bile dikkat çekmeden deniz kenarında yemek yiyebiliyor, kasabada dolaşabiliyor ya da teknede bir gün geçirebiliyor. Burada gerçek lüks, kalabalığa karışabilmek. Elbette Barry Diller ve Diane von Furstenberg, 92 metre uzunluğundaki yelkenli yatları EOS ile geldiğinde ya da David Geffen’ın 138 metrelik mega yatı Rising Sun demir attığında bunu başarmak biraz daha zor oluyor.
Antiparos Mağarası
Adadaki en dikkat çekici deneyimlerden biri Antiparos Mağarası. Girişte 18. yüzyıldan kalma küçük bir kilise bulunuyor ve metal bir merdiven, yerin derinliklerindeki sarkıt ve dikitlerin arasından aşağıya iniyor. Rivayete göre bu dikey mağarada, yaklaşık 45 milyon yıllık Avrupa’nın en eski dikiti bulunuyor. Yukarıya dönüş oldukça dik olsa da buna kesinlikle değiyor.
Tekneyle Despotiko
Antiparos’un karşısındaki ıssız Despotiko Adası, Apollon’a adanmış önemli bir kutsal alanın kalıntılarına ev sahipliği yapıyor. Devam eden arkeolojik kazılar, bu antik kompleksin aslında ne kadar büyük olduğunu ortaya çıkarıyor. Birçok tekne turu bu bölgeyi ziyaret ediyor ve Despotiko ile çevresindeki küçük adacıklarda yüzme molaları veriyor.
Deniz mağaraları
Epitafios çevresindeki deniz mağaraları ve açık renkli kaya oluşumlarına en iyi tekneyle ulaşılabiliyor. Doğal kemerler, korunaklı sular ve turkuazın değişen tonları burayı adanın en unutulmaz yüzme ve şnorkelle dalış noktalarından biri haline getiriyor.
Plajları keşfedin
Soros, berrak ve derin denizi ile kum ve ince çakıl karışımı sahili sayesinde adanın en popüler plajlarından biri. Küçük koylara kıyasla daha gelişmiş bir yapıya sahip ve yakınında yemek yiyebileceğiniz çeşitli mekanlar bulunuyor. Agios Georgios, Antiparos’un güney ucunda yer alıyor ve Despotiko’ya bakıyor. Buradaki deniz genellikle adanın batı kıyısına göre daha sakin oluyor. Sahil boyunca sıralanan tavernalar ise yüzmenin ardından uzun bir öğle yemeği için ideal. Kasabaya yakın konumdaki Fanari, korunaklı ve sığ denizi sayesinde aileler için iyi bir seçenek. Eski kamp alanının yakınındaki Theologos ise daha sakin bir atmosfere sahip ve Antiparos’un 1970’lerden beri bilinen özgür ruhlu havasını hala kısmen koruyor.