Arama

Turist yoğunluğundan şikayet edilen Avrupa şehirlerinde havalimanları genişletiliyor

Venedik, Barselona ve İspanya'nın Mallorca Adası gibi yerlerde turist yoğunluğuna dair yapılan şikayetlere rağmen havalimanları genişletiliyor. Bu durum şehirlerde yerel yönetimlerin aşırı turizm sınırlamalarını baltalayarak daha fazla turistin gelmesine neden olabilir.

27 Eylül 2026, 10:00

Bu yaz Venedik'teki Santa Lucia tren istasyonunun dışında, görevliler ziyaretçileri durdurarak aşırı turizmi frenlemek amacıyla getirilen günübirlik ziyaretçi ücretini ödeyip ödemediklerini kontrol ediyordu. Ancak sadece birkaç kilometre ötede, Marco Polo Havalimanı'nın genişletilmesi için çalışmalar sürüyordu. Genişleme tamamlandığında havalimanı, yıllık 11,6 milyon yolcu yerine 20 milyon yolcuya hizmet verecek.

Venedik bu çelişkiyi yaşayan tek yer değil. Avrupa genelinde havalimanları, artan seyahat talebini karşılamak için genişletiliyor. Oysa hizmet verdikleri şehirler, turist vergileri, kısa süreli kiralamalara getirilen yasaklar ve karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik girişimlerle ziyaretçi akınını kontrol altına almakta zorlanıyor.

Protestolar düzenlendi

Örneğin Amsterdam'da Schiphol Havalimanı, gelecek yıl hizmete açılacak 55 bin metrekarelik bir biniş alanı inşa ediyor. Atina Uluslararası Havalimanı'nda devam eden genişleme çalışması ise yıllık kapasiteyi 26 milyondan 40 milyon yolcuya çıkaracak. Turistlerin yerel halkın yaşamı üzerindeki etkisini azaltmaya yönelik politikalar uygulamaya koyulan Barselona'da ise İspanya'nın havalimanı işletmecisinin El Prat Havalimanı'nı genişletme planları, karşıt grupların 20 Eylül'de bir gösteri düzenlemesine yol açtı.

Londra'daki İngiliz düşünce kuruluşu New Economics Foundation'ın ekonomik ve çevre politikaları başkanı Alex Chapman, “Bu kesinlikle bir çelişki. Barselona gibi yerlerde, halkın sürdürülemez ve adaletsiz olarak gördüğü turizm sektörü uygulamalarına karşı neredeyse sokaklara döküldüğünü görüyorsunuz. Böyle bir ortamda havalimanının yanında bir de devasa bir genişleme önermek, gerçekten bağdaştırılması çok zor bir durum” dedi. 

Yetki çatışması

Bu birbiriyle çatışan çabaların temelinde, farklı otoritelerin sorumluluk alanlarının çakışması yatıyor. Genel olarak Avrupa'da havalimanlarının denetiminden ulusal hükümetler sorumlu olurken, aşırı turizmin en fazla etkilediği konut ve altyapı gibi alanlar belediyelerin veya bölgesel yönetimlerin yetki alanına giriyor. Vatandaşlar turizmin etkilerine karşı protestolara başladıkça, yerel yönetimler de buna karşılık vermek zorunda kaldı. İspanya'daki Balear Adaları Üniversitesi'nin turizm fakültesi dekanı Tolo Deya, “Yapabilecekleri en fazla şey konaklama kapasitesini azaltmak veya turist vergisi uygulamak. Uçuşların sayısını kontrol etmek ya da azaltmak ise merkezi hükümetin elinde” dedi. Deya ayrıca merkezi hükümetler açısından “havalimanlarının çok önemli bir gelir kaynağı” olduğunu söyledi.

Chapman, daha fazla uçuş bağlantısının çok sayıda turist ağırlayan İtalya gibi ülkelerin ekonomilerini canlandırabileceğini ancak “konut sıkıntısı ve kirlilik gibi pek çok başka toplumsal maliyeti de beraberinde getirdiğinizi” belirtti.

Yolcu sayısı 42 milyondan 70 milyona yükseldi

Amsterdam Havalimanı'nın yakınında yaşayanlar için gürültüyü ve diğer rahatsızlıkları azaltma çabası kapsamında Hollanda hükümeti geçen yıl Schiphol'deki yıllık uçuş sayısını 478 bin ile sınırlandırdı ancak bu sınır mahkeme tarafından iptal edildi. 9 Eylül'de, gürültü ve çevreyle ilgili kısıtlamalara uyulması koşuluyla uçuşların kademeli olarak 500 bine çıkmasına izin verecek yeni bir sınır, Hollanda Danıştayı'ndan ön onay aldı.

Schiphol sözcüsü Stefan Donker'a göre havalimanında devam eden eklemeler uçuş sayısını artırmayı değil, artan yolcu sayısının yarattığı gerçeği karşılamayı amaçlıyor. Son 20 yılda yolcu sayısı 42 milyondan 70 milyona yükseldi. Birçok havalimanı işletme şirketi için genişleme projeleri; bagaj taşıma sistemlerinin yenilenmesi, enerji verimliliğinin artırılması ve bu yaz yürürlüğe giren Avrupa'nın giriş-çıkış sistemi gibi yeni teknolojilerin kurulması gibi modernizasyonları mümkün kılıyor. Ancak şirketler aynı zamanda görevlerinin seyahatlerdeki artışa uyum sağlamak olduğunu, bu artışı düzenlemek olmadığını söylüyor.

İspanya'nın başlıca havalimanlarını işleten kamu-özel ortaklığı Aena, yalnızca Barselona Havalimanı'nı değil, Madrid, Malaga ve Bilbao'daki havalimanlarını da genişletmeyi planlıyor. Aena Başkanı Maurici Lucena, “Havalimanları da diğer tüm altyapılar gibi talebi kontrol eden mekanizmalar olamaz” dedi.

Uzmanlara göre havalimanlarının büyümesi, aşırı turizmi sınırlamaya yönelik yerel çabaların etkinliğini azaltabilir ve hatta daha fazla turistin gelmesini mümkün kılabilir. Deya, “Örneğin Mallorca'ya baktığınızda, otel yataklarının sayısı uzun yıllardır dondurulmuş durumda ve tatil amaçlı kiralamalar sıkı bir şekilde kontrol ediliyor. Ancak gelen ziyaretçi sayısı artmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Denge arayışı

Mallorca, yerel ve ulusal otoriteler arasındaki gerilimin en yoğun yaşandığı noktalardan biri. Kalabalık kamusal alanlar, turistlerin kötü davranışları ve uygun fiyatlı konut eksikliği, art arda üç yaz boyunca protestolara yol açtı. Temmuz ayındaki protestolardan birinde Palma sokaklarına 25 bin kişi çıktı. Aynı zamanda 2024 ve 2025 yıllarında adanın havalimanına rekor sayıda yolcu geldi ve 2026'nın da bu rakamları aşması bekleniyor.

Birçok havalimanı inşaat projesinde olduğu gibi Mallorca'daki proje de fiziksel bir genişlemeden ziyade yenileme çalışması olarak sunuldu. Ancak bölge başkanı Margalida Prohens, Aena'nın kapı sayısını da artırdığını bu yıl öğrendiğini söyledi. Bunun üzerine İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'e koordinasyon eksikliği konusunda şikayette bulundu. Prohens, “Yerel kurumlar adalarımızdaki turizmi kontrol altına almaya yönelik ortak bir strateji üzerinde çalışırken, Aena'nın sürekli büyümeyi planlaması mümkün değil” dedi.

Süreçte söz sahibi olabilmek amacıyla Balear bölgesel parlamentosu, havalimanlarının yönetimi üzerindeki yetkisini artırmayı amaçlayan bir yasa tasarısını ilkbaharda kabul etti. Diğer yerel yönetimler de söz sahibi olmak istiyor. Turistler ve dijital göçebelerin yerel halkın şehirdeki konutlara erişimini zorlaştırdığı Lizbon'da, şehir merkezinin yakınındaki Humberto Delgado Havalimanı genişletiliyor. Bunun yanı sıra daha büyük bir havalimanının 2034'te hizmete girmesi planlanıyor.

Her iki havalimanı projesini ekonomik getirileri nedeniyle destekleyen, ancak bunların dengeli bir şekilde hayata geçirilmesini isteyen Lizbon Belediye Başkanı Carlos Moedas, “Gürültü, hava kalitesi, ulaşım, arazi kullanımı ve yaşam kalitesi yerel meselelerin tümüdür. Lizbon sakinlerinin kendilerini etkileyen kararlarda söz hakkı olmalı” dedi.

İklim hedeflerine de uymuyor

Aşırı turizm tek çelişki değil. Brüksel merkezli iklim savunuculuğu kuruluşu Transport and Environment'ın 15 Eylül'de yayımladığı bir araştırmaya göre, Avrupa'nın en büyük 20 havalimanında planlanan genişlemeler, bu havalimanlarının bulunduğu ülkelerin küresel ısınmayı 1,7 santigrat derece ile sınırlamak için uymaları gereken ulusal karbon bütçelerini aşmasına neden olacak.

İklim yasasının 2030'a kadar karbon emisyonlarında yüzde 70'lik bir azaltımı yasal olarak zorunlu kıldığı Danimarka, iklim mücadelesinin ön saflarında yer alıyor. Buna rağmen Danimarka hükümetinin sahibi olduğu Kopenhag Havalimanı, terminaline 60 metrekarelik bir ek bina inşa ediyor. Eleştirmenler bunun yakındaki mahallelerde kirliliği artıracağını ve havalimanının karbon ayak izini kötüleştireceğini söylüyor.

Sol görüşlü Enhedslisten partisinin milletvekili ve ulaştırma sözcüsü Leila Stockmarr, “Dünya genelinde iklim konusundaki yeşil politikalarımızı diplomatik bir markalaşma stratejisi olarak kullanan bir hükümetiniz var. Bir yandan da devlet genişleme projesini hayata geçiriyor; bu da hükümetin, kendi yeşil politikalarını baltalamaktan fiilen kâr elde ettiği anlamına geliyor” diye konuştu. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok