;
Arama

Kırmızı duygular sahnesi

Özgünlüğüyle Avrupa çapında beğeni toplayan after-show mekânlarından Dada, tiyatro oyunları, sergiler, interaktif gösterilerin yanı sıra konserler ve gazino geceleriyle keyifli olduğu kadar düzeyli bir eğlence sunuyor. “Masumiyet Müzesi” dizisinden taşan kırmızı duygulara ses olan Kamuran Akkor da Dada’da canlı dinlenecek isimlerden. 

29 Nisan 2026, 14:33 Güncelleme: 29 Nisan 2026, 14:39

Orhan Gencebay’ı, Müslüm Gürses’i ancak 2000’li yılların başlarında -o da popüler kültürün etkisiyle- keşfetsem de Kamuran Akkor’u keşfim ’90’ları bulmadı. Hayatımın her karesinin film gibi yaşandığı yıllara eşlik eden şarkıların sesidir o.

Kamuran Akkor, on sene Batı müziği söyledikten sonra konservatuvarda sanat müziği eğitimi almasıyla birlikte bu alanda kayda değer okumalar yaptı, pop müziği sınıfına giren şarkıları eşi Vasfi Uçaroğlu’nun orkestrası eşliğinde seslendirdi.

70’lerde ise Türk sanat müziği temelli, arabesk/fantezi etkili, ancak hiçbir zaman tamamen arabeske kaymayan bir türe sesi ve yorumuyla adeta ilham oldu. Şarkılar mı ona uydu, o mu şarkıları kendine uydurdu, bilinmez ama Kamuran Akkor Türkiye’de üç jenerasyonun her yaş döneminde neşeden hüzne dalgalanan tüm duygu durumlarına eşlik etti. Üstelik, hüznü yaşamaya da bir zarafet getirerek. Şarkılarıyla yer aldığı Yeşilçam filmleri bunun en iyi kanıtıdır. 

İşte bu yüzden, geçtiğimiz şubat ayında Netflix’te yayımlanmaya başlayan, Orhan Pamuk’un aynı adlı romanından uyarlanan “Masumiyet Müzesi” dizisindeki bazı damar sahnelerde onun seslendirdiği şarkıları duyduğumuzda şaşırmadık. 

Özellikle, en yürek burkan sahnelerden birinde yer alan “Ateşe Attın Beni” şarkısı aşktan gurura, gururunu çiğnemekten inada, aldatmadan kine, arzudan özleme uzanan kırmızının pek çok tonundaki duygulara tercüman oldu. Kamuran Akkor’un sesi kendisinin de kullanmayı çok sevdiği kırmızıya yine bir naiflik kattı. 

Bir de onu canlı dinlediğinizi düşünün… 

2025 benim için farklı bir yıldı; kalbimde sonsuz boşluklara yol açan kayıplarım oldu. O yüzden sanatçının sahne almaya başladığını fark etmemişim. Ancak yıl sonuna doğru bir his geldi; acaba Kamuran Akkor’un bir yerlerde şarkı söylüyor olma ihtimali var mıydı? “Da da!” Yani hem coşkumu, zaferimi ifade eden bir ünlem olarak ağzımdan çıktı bu heceleme hem Kamuran Akkor’u sahnede canlı izleyebileceğim mekânın ismi olarak. 

Sekiz yıldır konserler, tiyatro oyunları, sergiler ve interaktif gösteriler sunan özgün bir gösteri mekânı olan Dada’ya daha önce Cumhuriyet’in 100. yılına özel Türkiye’nin yemek kültürünü ortaya koyan gastronomi projesi “Lezzet Göçünün İzinde, Aile Mirası Reçeteler”in lansmanı için gitmiştim. O gün, Okan Bayülgen sahneye projeye tüm emek verenleri davet ettiğinde, yarattığı Berliner mekânın kolektif yaklaşımını da zihinlerimize kazıdı. 

İçindeki 7000 kitaplık dev kütüphanesi, pirinç balkonlu sahnesi, hepsi el yapımı kristal avizeleri, tavanı süsleyen 24 farklı sanatçı tarafından özel olarak yapılmış gergedan illüstrasyonları ve Paris’in en eski barının tekmeliği ile aşık atan çinko barıyla Dada sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da son yıllarda yapılmış en iyi mekânları arasında sayılmayı hak ediyor. 

Tüm pozitif görüşlerime karşın, daha ziyade sofra insanı olduğumdan ve de gece hayatından uzak durduğumdan, bir after-show mekânı şeklinde öne çıkan Dada’ya bahsettiğim lansmandan sonra bir daha yolum düşmedi. Ancak Kamuran Akkor sevdasına mekâna tekrar ayak basınca şimdiye kadar çok şey kaçırdığımı fark ettim. 

Babamın 1975’e yıllanan, Zeki Müren’i Çakıl Gazinosu’nda dinlerken bir yandan içkisini içip yemeğini yediğini gösteren fotoğraftan yansıyan sessiz lükse hep gıpta etmişimdir. Meğer aynı zevki Dada’da benim de yaşama şansım varmış. Hem de Kamuran Akkor gibi bir sanatçıyı dinlerken.

Dada’daki o gece Kamuran Akkor Maestro Selahattin Ellek’in direktörlüğünde belki 30 şarkı söyledi, dans etti, 2,5 saatten fazla sahnede kaldı. 78 yaşındaki ikonun neşesine, enerjisine, sesine hayran kalmamak mümkün değildi. Arkadaşımla birlikte bir yandan şarkılara eşlik ederken, diğer yandan da ona nazar değmesin diye sürekli masaya vurup durduk. 

İnsan hazinemiz Kamuran Akkor’u canlı dinleme şansı yakalamamızı ise Dada’nın işletme müdürü Şebnem Ertaul’a borçluyuz. Tam altı yıl boyunca sahneye yeniden çıkması için onu ikna etmeye çalışmış ve sonunda başarmış. Akkor ise ikinci evim dediği Dada’ya her çıktığında farklı bir heyecan yaşadığını saklamıyor ve ayda bir teknolojik donanımıyla da en üst seviyede olan Dada’nın sahnesinden sevenleriyle buluşuyor. 

Görünen o ki, Dada ile gece hayatına alışacağım. Açıkçası, programlar genellikle 22.00’de başlayıp 01.00 olmadan tadında sona erdiğinden gece yorucu olmak bir yana, insana ilaç gibi geliyor. Tahminim o ki yıl sonuna kadar Kamuran Akkor ile mekanda en az bir tur daha atarım. Onun dışında Dada’da yedi yıldır çıktığını öğrendiğim ve Kamuran Akkor’un ardından ertesi hafta sonu izlediğim Utku Uysal’ın sahnesini de sevdim. Gittiğim gece adeta Sezen Aksu meteoru vardı. Bir albümü dolduracak kadar Sezen Aksu şarkısı seslendirdi. Caruso’dan Sweet Dreams’e, Ahmet Kaya, Volkan Konak, Kayahan şarkılarından fantezi müziğe herkesi fazlasıyla mutlu edecek bir repertuarı var Utku Uysal’ın. Sahnede hiç ara vermeden üç saatten fazla kalarak beni şaşkına çevirse de, izleyicisi dört saatlik programlarına alışık. Aynı zamanda ressam olan Uysal, 9 Mayıs’ta ikinci kişisel sergisini Arnavutköy Art Gallery’de açacak. 

Dada’da Emre Altuğ’lu geceleri de anlata anlata bitiremiyorlar. Sanırım bir sonraki hedefim bu olacak. Dedim ya, kanıma karıştı bir kere! Kamuran Akkor gibi ben de her an Dada’yı ikinci evim ilan edebilirim.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok