Arama

Yönetim kurullarının dikkatine: Türkiye daha fazla kadın CEO yetiştirebilir mi?

Bir an durup ülkemizin en başarılı CEO'larını düşünelim. Büyük şirketleri yöneten, milyarlarca liralık yatırımlara karar veren, binlerce çalışanın geleceğini şekillendiren ve sektörlerine yön veren liderleri...  Bu liderlerin ne kadarı kadın?

09 Haziran 2026, 08:51

Türkiye’de iş dünyasının farklı sektörlerinde kadınların görünürlüğü her geçen yıl artıyor. Üniversitelerde kadın mezun oranları yükseliyor, profesyonel hayatta daha fazla kadın yönetici görev alıyor, girişimcilik ekosisteminde daha fazla kadın yatırım alıyor ve kurumların dönüşüm süreçlerinde kadın liderlerin etkisi giderek büyüyor.  Ancak konu şirketlerin en üst koltuğu olan CEO pozisyonuna geldiğinde tablo belirgin şekilde değişiyor. 

Bugün Türkiye'nin en büyük ve en başarılı şirketlerine baktığımızda kadın CEO oranının hâlâ yüzde 10'lar seviyesinde olduğunu görüyoruz. Başka bir ifadeyle, şirketlerin geleceğine yön veren her 10 liderden yaklaşık 9'u erkek. Bu yalnızca bir temsil meselesi değil, liderlik anlayışından yetenek yönetimine, fırsat eşitliğinden kurumsal kültüre kadar uzanan daha büyük bir sorunun işaretçisidir.

Peki sorun gerçekten kadın lider eksikliği mi yoksa hâlâ yeterince değerlendiremediğimiz bir liderlik potansiyeliyle mi karşı karşıyayız?
Bu tabloya ülkemiz adına mı üzülmeliyiz, yoksa eğitim alan, çalışan, üreten, kurum yöneten ve sonuç yaratan kadınların hâlâ en üst yönetim pozisyonlarına yeterince ulaşamıyor olmasına mı?
Belki de her ikisine. Çünkü konu yalnızca kadınların kariyer yolculuğu ile ilgili değil. Aynı zamanda ülkelerin ekonomik performansı, inovasyon kapasitesi, kurumsal dayanıklılığı ve sürdürülebilir büyüme potansiyeliyle de doğrudan ilişkili.

Bugün Türkiye’de kadınlar üniversitelerde, profesyonel yaşamda ve birçok sektörde önemli roller üstleniyor. Sağlıktan finansa, eğitimden teknolojiye kadar pek çok alanda başarılı kadın yöneticiler görüyoruz. Ancak konu CEO koltuğuna geldiğinde tablo belirgin şekilde değişiyor.  Bu durum yalnızca Türkiye’ye özgü de değil. Dünyanın en gelişmiş ekonomilerinde dahi CEO pozisyonlarının büyük çoğunluğu hâlâ erkekler tarafından yürütülüyor. Fortune 500 şirketlerinde kadın CEO oranı son yıllarda tarihinin en yüksek seviyelerine ulaşmış olsa da hâlâ yaklaşık yüzde 10 seviyelerinde seyrediyor. Başka bir ifadeyle dünyanın en büyük şirketlerinin yaklaşık yüzde 90’ı erkek CEO’lar tarafından yönetiliyor. Dolayısıyla bugün Türkiye’de gördüğümüz tablo, aslında küresel iş dünyasının da çözmekte zorlandığı yapısal bir gerçeğin yansıması durumundadır . 

Aslında mesele kadınların başarabilecek olup olmaması değil. Mesele fırsatlara erişim , görünürlük , mentorluk ve karar alma mekanizmalarında temsil edilmektir. Kadınlar çoğu zaman aynı pozisyona ulaşabilmek için daha uzun süre çalışmak, daha fazla sonuç üretmek ve kendilerini daha fazla kanıtlamak zorunda kalıyorlar. Bunun sonucunda birçok kurumda yönetimin orta kademelerinde güçlü bir kadın havuzu oluşurken, tepe yönetime çıkıldıkça bu oran hızla düşüyor. Literatürde “cam tavan” olarak tanımlanan bu görünmez bariyer, günümüzde daha incelikli biçimlerde varlığını sürdürmeye devam ediyor.

Sağlık sektörünün düşündüren paradoksu

Bu konu sağlık sektörü açısından ayrıca dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Çünkü sağlık hizmetleri dünyada kadın istihdamının en yoğun olduğu sektörlerden biri. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre sağlık iş gücünün yaklaşık yüzde 70’ini kadınlar oluşturuyor. Türkiye’de de benzer bir yapı söz konusu. Hastanelerin operasyonel süreçlerinden kalite yönetimine, hasta deneyiminden insan kaynaklarına kadar sistemin büyük bölümü kadın profesyonellerin emeğiyle ayakta duruyor. Ancak CEO, genel müdür ve yönetim kurulu seviyelerine baktığımızda aynı temsili görmek mümkün olmuyor.

Hastaneleri ayakta tutan, ekipleri yöneten, hasta memnuniyetini artıran ve operasyonları başarıyla yürüten kadınların sayısı oldukça fazla olmasına rağmen sektörün karar mekanizmalarının merkezinde aynı oranlarda yer alamadıkları görülüyor. Oysa sağlık hizmetleri tam da kadın liderliğinin güçlü olduğu alanlardan biri. Empati, ekip yönetimi, kriz liderliği, paydaş yönetimi, hasta odaklılık ve sürdürülebilir kurum kültürü oluşturma gibi günümüz liderliğinin kritik yetkinlikleri sağlık sektöründe kadın yöneticiler tarafından yıllardır başarıyla uygulanıyor.

Dünya başarılı kadın liderlerden ne öğrendi?

Dünya genelinde sağlık sektöründe üst düzey liderlik pozisyonlarına yükselen kadınların ortak özelliklerine baktığımızda dikkat çekici bir profil görüyoruz. Bu liderler yalnızca iyi sağlık yöneticileri değil. Aynı zamanda finansı okuyabilen, yatırım süreçlerini yönetebilen, teknoloji dönüşümünü anlayan, insan kaynaklarını stratejik bir araç olarak kullanabilen ve kurumlarını geleceğe taşıyabilen liderler. Başarılı kadın CEO’ların kariyerlerinde öne çıkan unsurlar arasında güçlü eğitim altyapısı, uzun vadeli kariyer planlaması, finansal okuryazarlık, stratejik düşünme becerisi, uluslararası deneyim ve güçlü mentorluk ağları bulunuyor. Başka bir ifadeyle CEO olmak yalnızca operasyon yönetmek değil, şirketin geleceğini tasarlayabilmek anlamına geliyor.

Türkiye'de daha fazla kadın CEO için ne değişmeli?

Eğer Türkiye’de sağlık sektöründe ve genel iş dünyasında daha fazla kadın CEO görmek istiyorsak bunun yalnızca bireysel çabalarla gerçekleşmesini bekleyemeyiz. Kurumsal sistemlerin de bu hedef yönelik dönüşmesi gerekiyor. Öncelikle yönetim kurulları bu konuyu bir çeşitlilik hedefi olarak değil, stratejik büyüme ve sürdürülebilirlik konusu olarak ele almak zorundadır. Çünkü araştırmalar çeşitliliği yüksek yönetim ekiplerinin daha iyi kararlar aldığını, riskleri daha sağlıklı yönettiğini ve uzun vadeli performansta daha başarılı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle kurumlar; geleceğin liderlerini erken dönemde belirlemeli, kadın liderlik havuzları oluşturmalı, mentorluk ve sponsorluk programlarını güçlendirmeli, üst düzey görevlerde görünürlüğü artırmalı ve özellikle finans, yatırım, birleşme-satın alma ve stratejik büyüme alanlarında kadın yöneticilere daha fazla sorumluluk vermelidir. Çünkü CEO koltuğuna giden yol çoğu zaman yalnızca iyi yönetici olmaktan değil, şirketin tüm iş modelini okuyabilmekten geçiyor.

Bir genç kadın yönetici, kendisine benzeyen liderleri gördüğünde o koltuğa ulaşabileceğine daha fazla inanır. Bu nedenle başarı hikâyelerinin paylaşılması yalnızca bireysel başarıları kutlamak değildir. Bu aynı zamanda geleceğin liderlerini yetiştirmektir.

Otuz beş yılı aşkın süredir sağlık sektöründe çalışan bir kadın yönetici olarak bu dönüşümün hem zorluklarını hem de fırsatlarını yakından gözlemleme şansım oldu. Kadınların krizleri nasıl yönettiğini, ekipleri nasıl motive ettiğini, kurum kültürüne nasıl değer kattığını ve sürdürülebilir başarıyı nasıl inşa ettiğini sayısız kez gördüm. Ancak aynı zamanda karar masalarının başında hâlâ yeterince temsil edilmediklerini de gördüm.

Geleceğin liderliği daha çeşitli olacak

Geleceğin sağlık sistemi yalnızca teknolojiyle, yapay zekâyla veya yeni yatırımlarla şekillenmeyecek, farklı bakış açılarını bir araya getirebilen, empatiyi stratejiyle buluşturabilen, insan odaklı düşünürken sürdürülebilir büyümeyi de sağlayabilen liderler olacak. Bu liderlik tanımının içinde çok daha fazla kadın yer alıyor. Bugün şirketlerin tepe yönetimlerinde kadınların oranı hâlâ arzu edilen seviyelerde olmayabilir. Ancak tarih bize her dönüşümün önce farkındalıkla başladığını gösteriyor. Hâlâ aşılması gereken görünmez engeller var. Ama aynı zamanda sağlık sektöründe, teknolojide, girişimcilikte ve kurumsal dünyada yükselen güçlü bir kadın lider kuşağı da var.  

Bu nedenle asıl soru kadınların neden az olduğu değil; yönetim kurullarının neden daha fazla kadın lider yetiştirmediğidir.
Çünkü geleceğin kurumları liderliği cinsiyetle değil, yetkinlikle tanımlayan kurumlar olacak.

Ve inanıyorum ki yakın gelecekte CEO listelerine baktığımızda şaşırdığımız şey kadınların azlığı değil, geçmişte neden bu kadar az temsil edildikleri olacaktır . 
 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok