Üç gününüzü hazırlanmaya ayırdınız. Cevaplarınızı çalıştınız, şirket hakkında araştırma yaptınız ve anlatacaklarınızı defalarca prova ettiniz. İçeri girdiniz, mülakatı yapan kişinin elini sıktınız ve oturdunuz. İlk otuz saniye içinde, hakkınızda çoktan bir izlenim oluştu. Bu bir varsayım değil. İçeri adım attığınız andan itibaren, sözsüz iletişim sinyalleri mülakatı yapan kişinin sizi nasıl gördüğünü şekillendiriyor ve bu sinyallerin büyük kısmının işi ne kadar iyi yapabileceğinizle neredeyse hiçbir ilgisi yok. Çoğu aday ise buna hazırlanmak için sıfır zaman harcıyor.
Araştırmalar ne diyor?
1990'ların başında Harvard psikologları Nalini Ambady ve Robert Rosenthal, yabancı kişilerin öğretmenlere ait sessiz iki saniyelik video kesitlerini izleyerek yaptıkları değerlendirmelerin, o öğretmenlerle bir dönem boyunca ders işlemiş öğrencilerin dönem sonu değerlendirmeleriyle büyük ölçüde örtüştüğünü ortaya koydu. Üstelik videolar uzadıkça bu doğruluk artmıyordu.
Princeton Üniversitesi psikoloğu Alexander Todorov bunun nedenini açıklıyor: İnsanlar, yalnızca 100 milisaniye içinde bir yüzün ne kadar güvenilir ve yetkin göründüğüne dair yargılara varabiliyor ve bu ilk yargılar, işe alım kararları da dahil olmak üzere gerçek hayattaki sonuçları etkiliyor. Todorov ile Brandeis Üniversitesi psikoloğu Leslie Zebrowitz'in araştırmaları ise bebeksi yüz hatlarına sahip kişilerin daha güvenilir ve sıcak algılanma eğiliminde olduğunu; daha olgun ya da baskın görünen yüz hatlarına sahip kişilerin ise daha yetkin ve otoriter olarak değerlendirildiğini gösteriyor.
Bir de NYU psikologları Tanya Chartrand ve John Bargh'ın "bukalemun etkisi" adını verdiği olgu var: İnsanlar, konuştukları kişinin duruşunu ve enerjisini bilinçsizce taklit eder ve bu uyum, karşı tarafta sempati oluşturur. Bir iş görüşmesinde, görüşmecinin temposuna ve konuşma tonuna doğal biçimde uyum sağlayan bir aday, çoğu zaman "kurum kültürüne uyum" olarak yorumlanan bir bağ hissi yaratabilir.
Bu çalışmalar birlikte değerlendirildiğinde rahatsız edici bir gerçeğe işaret ediyor: Görüşmeleri yapan kişiler, anlamlı kanıtların büyük kısmını görmeden önce oluşturdukları ilk izlenimlere zamanla daha da fazla güvenme eğiliminde oluyor. Üstelik bunların hiçbiri masanın iki tarafında da bilinçli olarak gerçekleşmiyor. Dahası, bunların hiçbiri işinizi gerçekte ne kadar iyi yapacağınızı öngörmüyor.
Adaylar ne yapabilir?
Mülakat, ilk soru sorulmadan önce başlıyor. Çoğu aday hazırlığının tamamını vereceği cevaplara ayırır; odaya nasıl girdiğine ise çok az dikkat eder. Forbes'a kariyer yazıları yazan Andy Molinsky, içeri sakin bir tempoyla girmenizi ve açık bir duruş sergilemenizi öneriyor. Elinizi uzatmadan önce göz teması kurun. Araştırmalar resmi konuşma başlamadan önceki anların, insanların düşündüğünden çok daha önemli olduğunu gösteriyor. İnsanlar yerleşirken yapılan kısa sohbetler, koridorda yürüme biçiminiz... Bunların hepsi, siz tek bir soruyu bile yanıtlamadan önce bir izlenim oluşturuyor.
Ağzınızı açmadan önce yüzünüzün hangi mesajı verdiğine dikkat edin. Yüz görünümü üzerine yapılan araştırmaları, bunları doğrudan değiştiremeseniz bile bilmek faydalıdır. Bebeksi yüz hatlarına sahip adaylar genellikle güvenilirlik konusunda başlangıçta avantajlı görülürken, yetkinlik konusunda bir algı açığı yaşayabilirler. Bu nedenle deneyimlerinizi ve elde ettiğiniz somut sonuçları görüşmenin başlarında ortaya koymanız ve kendinizi gereğinden fazla temkinli ifadelerle anlatmaktan kaçınmanız bu dinamiğe karşı makul bir yaklaşım olabilir. Daha olgun ya da baskın görünen yüz hatlarına sahipseniz ise sıcaklık genellikle kendiliğinden varsayılmaz; bunu göstermeniz gerekir. Gerektiğini düşündüğünüzden biraz daha erken gülümsemek ve kendi hikayenize geçmeden önce görüşmecinize karşı samimi bir merak göstermek, karşı taraftaki algıyı değiştirebilecek küçük ama etkili adımlardır.
Jestleri değil, enerjiyi eşleştirin. Bukalemun etkisi üzerine yapılan araştırmalar, bir kişinin genel iletişim tarzına uyum sağlamanın doğal hissettiren bir yakınlık oluşturduğunu gösteriyor. Görüşmeciniz sakin ve ağırbaşlıysa, enerjinizi onun temposuna yaklaştırın. Eğer sıcak, dışa dönük ve enerjikse, siz de o seviyede karşılık verin. Burada önemli olan, kişinin genel tonuna uyum sağlamakla belirli hareketlerini birebir taklit etmek arasındaki farktır. Çünkü hareketleri doğrudan taklit etmek yapay görünebilir ve kurmaya çalıştığınız bağı güçlendirmek yerine zayıflatabilir.