Arama

Google sonuçları artık insan kaynakları için özgeçmiş yerine mi geçiyor?

İnsan kaynakları uzmanları artık sadece özgeçmiş incelemiyor. Adayların adlarını internette de aratıyorlar. İK’lar bu şekilde profesyonel tutarlılık ve şirket kültürüne uyum arıyor. Güçlü bir dijital ayak izi ise adayları rekabette öne çıkarabiliyor.

31 Mayıs 2026, 15:00

İnsan kaynakları uzmanı ya da işe alım yöneticisi sizinle mülakat planlamadan, hatta başvurunuzu tamamen okumadan önce bile hakkınızda düşündüğünüzden daha fazlasını biliyor olabilir. Çünkü birçok İK yöneticisi, adaylarla yüz yüze görüşmeden önce onlar hakkında daha geniş bir fikir edinmek, kendilerini nasıl sunduklarını görmek ve çevrimiçi varlıklarının başvurdukları rolle uyumlu olup olmadığını anlamak için adayların adını Google’da aratıyor. Hatta giderek artan sayıda işveren, adayın gerçek birisi olup olmadığını ya da şirket kültürüne uygun biri sayılıp sayılamayacağını değerlendirmek için sosyal medya profillerini tarayan yapay zeka araçları bile kullanıyor. Bu nedenle arama sonuçlarında çıkan içerikler, bir sonraki aşamaya geçip geçemeyeceğinizi doğrudan etkileyebiliyor. Forbes adayların isimleri Google’da aratıldığında uzmanların nelere baktığını ve dijital varlığınızın neden profesyonel markanızın kritik bir parçası olduğunu öğrenmek için birkaç uzmanla konuştu.

Özgeçmişinizle tutarlılık

İş arama platformu Indeed’de iş yeri uzmanı olan Priya Rathod, “İşverenler, sizinle ilgili okudukları ve buldukları her şey arasında tutarlılık görmek ister. Her zaman şunu vurguluyorum: İnternette hakkınızda bulunan her şey özgeçmişinizi desteklemeli ve onu güçlendirmeli" diyor. 

Bu yüzden kargo yazılım şirketi Pitney Bowes’ta küresel kıdemli yetenek kazanımı ortağı olan Roshaunda Green, profesyonellere yılda en az bir kez kendi isimlerini Google’da aratıp nelerin çıktığını kontrol etmelerini tavsiye ediyor. Green, “Bazı yöneticilerin halkla ilişkiler ekipleri var ve o yöneticinin adını ayda bir Google’da aratıyorlar. Dürüst olmak gerekirse, kendinizi Google’da arattığınızda çıkan tek şey kişisel sosyal medya hesaplarınızsa ve kurumsal markanızı ya da profesyonel itibarınızı yansıtan hiçbir şey yoksa, üzerinde çalışmanız gereken şeyler var demektir" diye uyarıyor. 

Profesyonel bir dijital ayak izi

Green, herkesin kişisel sosyal medya hesaplarına harcadığı enerjinin en az yüzde 10-20’sini çevrimiçi profesyonel varlığını geliştirmeye ayırması gerektiğini vurguluyor ve bunun için LinkedIn profilinin harika bir başlangıç olduğunu söylüyor. Ona göre bunu yapmak, başvurularınıza gelen işe alım uzmanı geri bildirimlerinde ciddi bir fark yaratacak.

Yapay zeka destekli özgeçmiş platformu Novorésumé’nün yeni verilerine göre İK profesyonelleri ve işe alım uzmanlarının yüzde 90’ından fazlası bir adayın LinkedIn profilini işe alım kararında en azından bir ölçüde faydalı buluyor. “Şu anda bir işte çalışıyor ve yeni bir rol aramıyor olsanız bile, LinkedIn’deki kurumsal varlığınız şirket içindeki katkınızı çok güçlü şekilde yansıtabilir" diye Green, “Ben birkaç kez işten çıkarıldım ve buna rağmen podcast yayıncıları ile influencer’lar, paylaştığım içerikler sayesinde benimle iletişime geçmeye devam etti. Bu da bir sonraki işimi bulmama yardımcı oldu" diye ekliyor. 

Green’e göre profilinizi profesyonel deneyimlerle güncellemek, uzmanlığınızı paylaşmak ve sektörle ilgili paylaşımlarla etkileşimde bulunmak; rekabette öne geçmenin ve özgeçmişinizin arkasında gerçek bir insan olduğunu göstermenin en net yollarından biri.

Sosyal çevre

İnanması zor olabilir ama Green’e göre işe alım uzmanları sadece çevrimiçi varlığınız ile başvurunuzun uyumunu kontrol etmek için adınızı Google’da aratmıyor; bazıları bağlantılarınıza da göz atıyor. “Bazı şirketler bağlantılarınızdan rastgele üç kişiyi seçip kim olduklarına bakabiliyor çünkü bağlantılarınız aynı zamanda muhakeme gücünüzü de yansıtır, diyor ve ekliyor: “Sosyal medya markanızın siz ortada yokken sizi nasıl temsil ettiğine dair her zaman bir fikriniz olmalı.”


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok